Ay Aslan Burcunda
Sahne Işıkları, Yaralı Gurur ve Güneşin Çocukları
Ay, içgüdülerimiz, sezgilerimiz ve o hiç susmayan bilinçaltı yönetmenimizdir. İçsel imajımız ve bu imajı başkalarına nasıl bir “prodüksiyonla” sunduğumuzdur. Anne ya da çocuktur; ama Aslan söz konusuysa bu ilişki bir “Kraliçe ve Veliaht” ilişkisidir. Hayatınızdaki etkili kadın figürüdür; belki sizi alkışlayan kız kardeşiniz, belki de başrolü paylaştığınız o mağrur eşinizdir. Pek çok kültürde sevgisi ve bağlılığı her şeyin özüne işlemiş olan, ölümsüz bilge kadındır Ay.
Geçmişe bağlı tepkidir. Alışkanlıklarımız ve hatıralarımızdır. Ay özel hayatımız, ailemiz ve “sahne arkası” dediğimiz o mahrem kulisimizdir. İçimizden dışarıya açılan kanal, bizi göğsümüzün sol yanından sessizce (ama Aslan’da kükreyerek) takip eden vicdanımızdır. Doğum haritalarında Ay’ın yerleşimi, doymayı bekleyen ve beslemeye ihtiyaç duyduğumuz en derin, en “gösterişli” ve en kırılgan taraflarımızdır.
“Nelerden hoşlanıyorsunuz? (Sadece alkışlardan mı?) Neler sizi tatmin eder? (Yoksa sadece ‘en iyi’ olmak mı?) Bir yetişkin olarak halinizden hoşnut musunuz, yoksa içinizdeki o küçük çocuk hala ‘Bana bakın!’ diye bağırıyor mu? Tüm bu soruların cevabı, Ay’ın haritanızdaki parmak izinde saklıdır.”
Ejderhaların Hamisi ve Mağrur Bakışlar
Bir zamanlar, yeryüzünde ejderhaların hamisi olan, kudretli ve yenilmez Ay Aslan insanları hüküm sürerdi. Yüreklerinde ateşin kaynağını barındıran bu insanlar, zalimlere ve kötülüğe karşı isyan ederek, insanlığı karanlıktan aydınlığa taşıyan onurlu kahramanlardı. Güneş tepelerden kaybolduğunda, kalplerinin ışıklarıyla yönlerini bulur, tanrıların yollarına çıkardıkları amansız fırtınalara karşı, çıplak göğüslerinden başka siper kullanmazlardı. Eski zamanlarda onlara “Güneş’in çocukları” denirdi.
Bu dizeleri okuyup da gözleri mağrur mağrur parıldamayacak, göğsü bir madalya takılmışçasına kabarmayacak bir Ay Aslan var mıdır? Ay Aslan insanları, kediler gibi ilginin merkezinde olmaktan, uysal uysal gıdılarının ve saçlarının okşanmasından hoşlanırlar. Kahramanlık hikayeleri kadar, aşk ve nefret ekseninde dönen dramatik öykülerden, pembe dizilerden, sonunda iyilerin galip geldiği epik aksiyon filmlerinden de keyif alırlar. Çünkü onlar için hayat, sıkıcı bir belgesel değil, gişe rekorları kıran bir filmdir.
Çocukluk Sırrı: O Meşhur Oyuncak
Ay Aslan çocuğunun en sevdiği oyuncağı neydi biliyor musunuz? Ne bir lego, ne de bir peluş ayı. Onun favori oyuncağı, “kendisini gösteren her şeydi”.
Muhtemelen elinden düşürmediği o plastik oyuncak mikrofon, annesinin topuklu ayakkabıları veya üzerine geçirdiği parlak bir örtü (pelerin niyetine) idi. Ya da sadece bir ayna. Evet, ayna! Saatlerce ayna karşısında mimik çalışmak, şarkı söylemek veya hayali bir kalabalığı selamlamak, bir Ay Aslan çocuğunun en doğal oyunuydu. Onlar oynamak için değil, “sergilemek” için doğmuşlardır.
Duygusal Oscar Töreni
Konu dramatize etmek olduğunda, her Ay Aslanın içinde bir Meryl Streep ya da Al Pacino yatar. Tarif ettikleri ya da büründükleri duygu ve düşüncelerle kolayca bütünleşebildikleri için, dışarıya yansıttıkları izlenim de inandırıcıdır. Özellikle hafife alındıklarını sezdikleri zaman, sinemada izlediğimiz oyunculara taş çıkaran bir performans sergileyebilirler; Yürüyüşleri, somurtmaları, omuz silkmeleri, o meşhur “saç savurma” hareketleri… Kısaca bütün ifadeleri teatral bir forma bürünür.
Neyse ki mahremiyetlerine ehemmiyet verdiklerinden, genelde duygusal konuları dramatize ederken, gözlerden uzak bir yerlerde, örneğin evlerinde olmayı tercih ederler. Hem fazlasıyla vakur olduklarından, hem de zayıf görünmenin o “muhteşem” imajlarını zedeleyebileceğini düşünerek, kamusal alanda (en azından ilk perdede) abartılı tepkilerden sakınırlar.
Ev Hali: Saray Yavrusu
Bir Ay Aslan’ın evi, sıradan bir “daire” değildir; orası onun krallığıdır. Evde loş ışıklar, kadife dokular, altın varaklı çerçeveler ve bolca ayna görmeniz muhtemeldir. Floresan lambalardan nefret ederler; çünkü “kötü ışık” bir Aslan’ın en büyük düşmanıdır.
Evde en sevdikleri köşe, genellikle tüm odaya hakim oldukları, sırtı yüksek ve rahat bir koltuktur (buna taht diyebiliriz). Ve evet, evde yalnızken bile “pijamalı ama havalı”dırlar. Duvarlarda kendi fotoğraflarının, başarı belgelerinin veya onlara “özel hissettiren” anıların sergilendiği bir alan mutlaka vardır.
Gurur: Kalbin Çelik Yeleği
O başını eğmez, vakur duruşları pek bir yakışır Ay Aslanlara… Ama bazen yanılıp, onurlarını gurur meselesi yapar, egoyla ilintili çıkmazlara girer, pire yüzünden yaktıkları o ipek yorganlara içten içe üzülebilirler. “Kimseye amenna demem!”, “Gözünün yaşına bakmam bir kalemde silerim!” gibi heyecanlı çıkışların insanlarıdır.
Gurur, Ay Aslanın son kalesidir; Satranç tahtasındaki şahıdır. Talepleri görmezden gelindiğinde, takdir almadığında ve haksızca eleştirildiğinde derinden yaralanır, belli etmez. Acıdan kıvranır, gözyaşları boğazında düğümlenir ama yine de kararından caymaktansa sözümona ölmeyi yeğler! Hani birbirlerine kavuşamayan aşıkların arasında dağlar denizler vardır ya, Ay Aslan ile aşığının arasında sadece gurur durur; aşılmaz bir dağ gibi…
Şaşırtıcı Gerçek: Kalp ve Saçlar
Tıbbi astrolojide Aslan burcu kalbi ve sırt bölgesini yönetir. Bu yüzden bir Ay Aslan “kalbim kırıldı” dediğinde, bu sadece metaforik değildir; göğüs kafesinde gerçekten fiziksel bir baskı ve sızı hisseder. Reddedilmek, onlarda ritim bozukluğuna yol açabilir.
Ve bir diğer sır: Saçlar! Ay Aslanların ruh hali, saçlarının durumuyla doğru orantılıdır. Saçları kötü görünen (bad hair day) bir Ay Aslan, o gün depresyondadır ve dünyayı kurtaracak enerjisi yoktur. Kuaför, onlar için bir psikologdan farksızdır.
Ay’ı Aslan’da olan biriyle tanıştığınız zaman, saygınlığını ve otoritesini hissedersiniz. Aristokrat bir ailenin mensubu ya da padişah soyundan biri gibi davranırlar. Bayağılığa ve görgüsüzlüğe tahammülleri yoktur. Kendilerinden çok emin insanlardır. Övgüyü de yergiyi de, fazla kişisel alarak “Neden ben?” diye sık sık sorarlar. Yine de Ay Aslan insanında, nev-i şahsına münhasır bir içtenlik ve akıcılık vardır.
Transit Ay Aslan Burcunda: Gösteri Zamanı!
Ay’ın Aslan burcundaki transiti boyunca, ruhumuz gri eşofmanlarını çıkarıp payetli kostümlerini giymek ister. Sinema, tiyatro, opera, bowling gibi etkinliklere katılabilir, müzeleri ziyaret edebilirsiniz. Kutlama yapmak, eğlencelere dahil olmak ve aile bireyleriyle (tabii ki herkesin sizi dinlemesi şartıyla) vakit geçirmek için olumlu zamanlardır.
Kırmızı, altın ve turuncu tonlarında kıyafetleri tercih edebilir, kuaförde zaman geçirerek kozmetik bakımlar yaptırabilirsiniz. Genelde hobilerimize zaman ayırdığımız, sevdiğimiz şarkılarla birlikte (ayna karşısında) dans ettiğimiz zamanlardır.
Ay’ın Aslan burcundaki transiti boyunca, her şeyi kişisel algılamaya eğilim gösteririz. Çünkü başkalarından ilgi görmeyi, “onaylanmayı” arzu ederiz. Lüzumsuz şeyleri gurur meselesi haline getirmek yerine, umursamayın, omuzlarınızı dikleştirin, gülümseyin ve kendi hayatınızın başrolünde olmanın tadını çıkarın. Şımarın, şımartın. En önemlisi kendiniz olun, çünkü sizden bir tane daha yok!










