Aslan ve Kova Burçları

 

5. ve 11. Evlerin oluşturduğu 5. Eksenin dersi, ‘’Merkezini Farketmek’’tir. Bu eksenin sakinleri Aslan ve Kova, hayat yollarını izlerken en fazla ‘’konumlanmak’’la ilgili savaş verirler. Bu iki burcun, merkezlerini belirlemek ve ona göre alacakları konumu seçmek hakkında benimsedikleri tutumlar, hem birbirleri hem de izleyenler için altın değerinde hayat dersleri içermektedir…

aslan ve kova burçları -2Işık ‘’varlığı mümkün kılan’’dır. Yani hayattır. Bu nedenle, her sistemin bir Güneş’i yani bir merkezi vardır… Her sabah kalktığında, güneşi gökyüzünde yükselmiş görmek insana bir güven duygusu ve yaşama umudu verir. ‘’Herşey yolunda…’’ der Güneş onlara. ‘’Herşey olması gerektiği gibi… Siz sadece görevinizi yapmaya devam edin!’’ İnsan, kendisini herşeyi kapsayan bir gücün kanatları altında ve küçücük ama yine de ‘’büyük ve sarsılmaz bir özneye dahil’’ olduğu için güçlü hissettiren şeyleri sever. Evin içinde babanın otoriter ama sıcak sesini duymak, ulusun liderini saray balkonundan el sallarken görmek, göndere çekilmiş bir bayrağın rüzgarda dalgalanışını seyretmek, duvardaki kerli ferli resimlere bakıp hangi soydan geldiğini ve nasıl bir gücün taşıyıcısı olduğunu hatırlamak… Bunlar, insana ‘’AİDİYET’’ dediğimiz o güç ve güvenlik hissini verir.

Aslan da, gücünü Güneş’ten alan varlığıyla, o muhteşem aidiyet hissinin vücut bulmuş hali gibidir. Işıkla kutsanmış olduğunun bilincindedir. Üzerinde ‘’ihalesi ona kalmış’’ bir iktidarın getirdiği mağrur ve tembel bir hal vardır. İnsanlar telaşla etrafta koşuştururken, Aslan şöyle bir doğrulur, gerinir… Etrafına bakar ve kirpiklerinin arasından gülümseyerek şöyle der; ‘’Endişelenmeyin BEN buradayım!’’.
Varlığını reddedemeyeceğiniz kadar sahici, çikolataya batırılmış çilek kadar cazip ve bir şömine ateşi gibi sıcaktır. Işığın ve sıcaklığın ta kendisi olmak, büyük bir güç ve aynı zamanda büyük bir yüktür.

Daima formda ve daima rolüne hazır olmayı gerektirir! Omuzları çökmüş, bıkkın, keyifsiz ve kendi merkezi ile bağını yitirmiş bir merkez olabilir mi? Hepimiz biliriz ki; bu hal sıradan insanların doğal halidir : ) İşte bu yüzden Aslan olmak, gözleri üstünde hissettiğin anda bütün ışıkları yanan bir ev olmaya benzer. İhtişamını korumak, Aslan için varlığının gereğini yerine getirmekle eşdeğer gibidir. Var olduğunu hissetmek için, birilerinin onun ışığına doğru çekildiğini görmesi ve istediği anda bu etkiyi yaratabileceğinden emin olması gerekir! Bu nedenle bütün o ‘’yaşayan fanilerin üzerinde’’ hallerine rağmen, biraz da genel beğeniye bağımlı bir karizmadır Aslan’ınki… Herkesin sevgilisi ve doğal lideri olmanın bedeli, her daim oluşturduğun beklentinin içine oturmaktır.

‘’Yaşamak; bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine…’’ İşte bu özlem Kova’nın özlemidir : ) Kovalar aslan ve kova burçları-1gerçekten de ağaçlara benzerler… Bir ağaç hayatta kalmak için ışığa ihtiyaç duyar. Bu nedenle diğer ağaçların gölgesinde büyüyemez. Sağlıklı büyümesini istiyorsanız, ağaç fidanlarını dikerken aralarında belli bir mesafe bırakmak gerekir. Kovalar da tıpkı ağaçlar gibi biraz ayrıksı, biraz kendilerinden menkul dururlar. Konuşmasına çok konuşurlar! Ancak onlar genelde kaynaşmaya değil, neden farklı olduklarını anlatmaya çalışırlar. Ve bir Kova’yı en fazla çoşkuya getirecek olan konular, ‘’büyük özne’’ olarak gördüğü insanlık ailesinin gelişimini sağlayacak adımlardır.

Varlık bilincini, merkez kavramının en uzağında olan Uranüs’ten aldığı ilhamla şekillendiren Kova, geleneksel olan herşeye sorgulayarak yaklaşır. Hani kimya kitaplarında N.Ş.A’da su 100 derecede kaynar denir ya… İşte Kova, normal şartlarda suyu kaynatmaktan ziyade, normal şartlar olmadığı zaman suyun nasıl tepki vereceğini görmekle ilgilidir. Bir Aslan’ın yaptığı gibi onay ve hayranlık kazanarak dikkatleri çekmeye çalışmaz. Ama ezberi bozmak tutkusu yüzünden birçok kişinin gözüne battığı bir gerçektir. Ortalama değerleri en iyi şekilde temsil eden ve bu yüzden inkar edilemez bir cazibe unsuru haline gelen Aslan her haliyle ‘’ yüzünü bana dön ve bana inan’’ derken, Kova ‘’sen boşver herkesin ne dediğini, evrensel gerçekleri kavra ve onlara inan’’ der.

Bir Kova’nın sıradışı sözleri ve davranışları karşısında, kendinizi 5. Seviyesinde rekora gittiğiniz bir bilgisayar oyununda 6. Seviye’ye geçtiğiniz ilk turdaki kadar etkisiz ve sakil hissebilirsiniz. Meydan okuyan varlığı ile karşılaştığı kişilere, artık oyuna yeni bir zeminde devam etme zamanının geldiğini hatırlatır.

Bu nedenle Kova, herşeyin yolunda gittiği güzel günlerin en aranılan yüzü değildir. Ancak zamanın kalitesi değiştiğinde, genel geçer anlayıştan zarar görenlerin sahiplendiği bir ‘’anti-kahraman’’ haline gelebilir. Sonra bir bakmışsınız o soğuk yüzlü ‘’anlaşılmayan dahi’’ karizmasından, ortaya gönülsüz bir peygamber çıkmış…

Varoluş amacını gerçekleştirmek için her burcun kendi gölgesi ile bütünleşmesi gerekir. Bu bütünleşmeyi sağlayacak olan şey, bulunduğu eksenin diğer ucundaki burcun temsil ettiği değerleri yaşamının bir parçası haline getirmektir. Bu anlamda Aslan ve Kova’nın birbirlerinden öğrenecek çok şeyi vardır.

aslan ve kova burçlarıAslan’ın bir yanı kendisine sunulan sevgi ve hayranlıktan beslenen bir çocuk olarak kalmaya yatkındır. Yani ona kalsa, yalnız kendi yaşamının değil, başkalarının yaşamının da merkezi olmak ister. Ancak bunu tercih ettiğinde, bir ışık kaynağı olmaktan çıkıp bir enerji vampirine dönüşecektir. Oysa Aslan’ın merkezi kalbidir. Ve kalbimizin sesi, aslında evrensel sevgi ve bilincin bir yansıması olan vicdanımızın sesidir. Aslan’ın Kova’dan öğrenmesi gereken ilk ders, evrensel değerler ve insanlık onurunu herşeyin üzerinde tutmaktır. Aksi takdirde kalbine sırt dönmüş olur. Merkeziyle bağını kaybeden bir Aslan’ın o göz alan gönül okşayan ışığını hangi fani sevgi daim kılabilir?

Varoluş biçimiyle herkese ‘’örnek teşkil eden’’ bir Aslan gönüllerin fatihidir. Özellikle de, aidiyet arayışı içinde olan ve tutunacak güçlü bir dal arayan gönüllerin… Oysa merkezi zayıf düşmüş bir şehri fethetmek çok kolay, ayakta tutmaksa zordur. Muzaffer adımlarla girdiği bir şehri ayakta tutmak isteyen hükümdarın, o şehri kendinden çok sevmesi ve gerektiğinde onu yaşatmak için kendi menfaatlerinden vazgeçmesi gerekecektir. Tıpkı iyi bir baba gibi! Babalar kol kanat gerdikleri evlatlarını kendi kaynakları ile beslerler, ta ki evlatlar güçlenip ayakta durur ve kendi yolunu bulur hale gelene kadar… Umut ve cesaret verdiği insanlar onun tercihlerinden farklı yollara gittiklerinde sevgi ve desteğini çeken bir baba ise, despot bir hükümdardan pek farklı olmayacaktır. Güneşin şımarık çocuğu olmayı bırakıp, ışığın yol gösterici misyonunu sırtlanan bir Aslan, destek olduğu kişilerin birey olma hakkına – tıpkı bir Kova gibi – saygı göstermek zorundadır.

Kovalar evrensel sorunlara, yaratıcı çözümler ararlar. Bu arayış içinde en fazla kullandıkları araç ise zihindir! İstendiği gibi gitmeyen bir sistemi kökünden dönüştürmek için muhteşem çözümler üretirler. Düşündükleri çözümün içinde herkese hem kişisel hem toplumsal çıkarlarına optimum hizmet eden mantıklı bir rol biçmişlerdir. Ancak düğmeye bastıklarında hiçbirşeyin bekledikleri gibi gitmediğini görürler. İhmal ettikleri şey genelde ‘’insan faktörü’’dür. Onlar zihin merkezli düşünüp davranırken, başka insanların duygu merkezli davranarak kurguyu bozabileceklerini gözden kaçırırlar. ‘’Normal’’ insan davranışı hakkında bir eksper olan Aslan ise, Kova’nın bu şaşkın haline kıs kıs güler : ) Sonra da herkesin değişen koşullara bağlı zorlukları gülerek ve birlikte olmanın keyfine tutunarak atlatmasını sağlayacak o eşsiz büyüsünü yapar… Parçalar birbirleri ile uyumlu olsalar da, onları birbirine yakınlaştıran tutkal yani duygu ve sevgi olmadan biraraya gelemezler!

Kova, dünyaya gelme nedeni işini bitirip gitmekmiş gibi bir hal içindedir! Bob Dylan’ın One More Cup of Coffee’de anlattığı asi ruhlu çingene gibi ”O kimseye ait değildir. Sadece gökteki yıldızlara sadıktır…”

Zamanı hızlandırmaya, çarkları döndürmeye, verimliliğini yitirmiş ritmleri içinde salınıp duran insanları şaşırtıp harekete geçirerek, ışığa doğru ilerlemeye heveslidir. Kova’nın zaafı, büyük insanlığı kendisi ile birlikte ışığa taşımak isterken, herşeyi yok eden bir ego halini almaktır. Her ağaç dallarını ışığa doğru yükseltir. Ancak gösterdiği gelişme toprağının niteliklerine uygun olacaktır. Ve toprağı ile bağını kopan bir ağaç beslenemeyeceği için yaşama şansına da sahip değildir. Aslan iyi bir liderdir. Çünki, ona sunulmuş olan zeminin dünya olduğunun bilincindedir. Kova sürecini belirleme gücüne sahip olmadığı şeylere karşı, zamansız ve fütürsuz saldırılara girişmemek zorundadır. Aksi takdirde, diğer insanlarla birlikte üzerinde varolabileceği ortak bir zemini kalmayacaktır.

Yalnız Aslan ve Kova değildir birbirinin hikayesinden öğrenmesi gereken. Sözkonusu varlık bilinci olduğunda hepimizin 5. Eksenin derslerinden öğrenmesi gerekenler vardır;

Gözlerini kamaştıran bir ışığa bakarak, varlığın sırrına eren birinin hikayesini duymadım hiç! Hatta Tanrı’sı alev almış bir çalıya bakıp da vecde gelen Musa’ya açıkça ‘’sen beni göremezsin’’ der… Oysa Buddha bir ağacın altında oturarak varır, varlığın ve yokluğun bilincine… Dışa değil içe bakar ve orada ‘’kendisi’’ zannettiği şeyin aslında var olmadığını ve varlığın manasını ‘’görür.’’

Dışarıdan gelen bir ışığa giremez ve onu içimizde tutamayız! Ama ışıktan geldiğimizi ve özümüzde ışığın nüvesini taşıdığımızı hatırlarsak, ‘’Ben Var’ım’’ dediğimiz her an, evrenin sonsuzluğu içinde yanan bir mum gibi alevimizi parlatır ve yaratıcı gücün ‘’varlığımız aracılığıyla’’ kendini çoğaltmasına vesile oluruz.

Yorumlar