Koç burcu ve Terazi burcu | Kılıç ve Kadife: Gölgemizle Kucaklaşmak

KOÇ VE TERAZİ:
SAVAŞ VE BARIŞ

“1. Eksenin Dersi: Ben Varım’dan, Biz Varız’a”

Güneş burcunuz doğduğunuz zamanın öncelikli kalitesini yansıtır ve temel kişilik özelliklerinizi açıklar. O, sizin kahramanınızın kostümüdür. Oysa karşıt burcunuzu tanıyıp onunla bütünleşmeden yaşam misyonunuzu gerçekleştirmeniz zordur. Karşıt burç, o kahramanın aynadaki eksik yansımasıdır. Bu nedenle burç yorumları yaparken “karşıt eksenlerin sentezi” mantığını benimsemek gerekir.

Zodyakın tekerleği 12 burç ve altı eksen üzerine inşa edilmiştir. Zıt burçlar bir eksenin iki kutbu gibidir, ve aynı eksen üzerinde farklı yöntemler kullanarak ortak bir tema üzerinde çalışırlar. (Biri çekiçle vurur, diğeri anahtarla açar; ama ikisi de o kapıyı geçmek ister.)

Her insan güneş burcunun tanımladığı hayat amacını gerçekleştirmekle yükümlüdür. Ancak bunun için sadece içinde bulunduğu burcun özelliklerini taşıması yetmez. Amacına nail olmak için gölgesiyle de kucaklaşması gerekir. Başka bir deyişle, ancak bulunduğu eksendeki diğer burcun özelliklerini kendi içinde var etmeyi öğrendiği zaman, büyük döngünün içindeki yolculuğunda bir adım ileri gidebilir. Altı eksenin tüm dersleri öğrenildiğinde ise, yedinci aşama yani varlığa dair tüm özellikleri özümseme seviyesine gelinmiş olacak ve evrenle bir’lik deneyimlenecektir.

Kimlik Çatışması: Ben vs. Sen

Birinci eksen, Koç ve Terazi burçlarının bütünleşmesini temsil eder ve öğrencilerini Birinci ve Yedinci Evlerin Hayat Dersleri ile eğitir.

Birinci eksenin temel paradigması kendini var etmektir. Bu eksendeki burçlar var olabilmek için güç kazanmak ve hükmetmekle ilgili seçimler yaparlar. ‘’Ben Varım! Var mı buna bir itirazı olan?’’ diye kendini ortaya koyan Koç burcu ile ‘’Ben seninle varım ve seni anlamaya açığım’’ diyen Terazi bu ekseni farklı uçlarda deneyimler.

KOÇ: Yalnız Savaşçı

Koç’un temel güdüsü hayatta kalmaktır. Gücü sever ve güç sağlayan bütün araçları kendinde biriktirmeye gayret eder. Önderlik hevesini inkar etmez, hatta bu konuda alternatifsiz olduğunu zanneder. Uzlaşmaz tutumu ile herkes için en iyi olanı bildiğini ve onu takip ederlerse hepsini çıkışa götüreceğini iddia eder. (Sanki ormanda elinde meşaleyle koşan ve arkasına bakmaya tenezzül etmeyen bir rehber gibidir.)

Karizmasının zaaf göstermemeye bağlı olduğunu zannettiği için de, olduğundan daha kararlı görünür. Durup düşünmek, tartışmak ve başkalarının iktidara ortak olmalarına müsaade etmek yerine, aksiyonu devam ettirerek gündemi belirler.

TERAZİ: Kadife Eldivenli Stratejist

Terazi ise Koç gibi engellerle savaşıp yolu açmaya değil, karşısındakinin gücünü kendi yararına kullanarak engelin içinden bir kapı açmaya odaklıdır. Üstün görünmek ve tehditkar olmakla değil yatıştırmak ve ikna etmekle ilgilenir. Kaba kuvveti pek yersiz, hatta estetikten yoksun bulur. O kadife eldivenin içindeki demir yumruk misali önderleri yönetir.

Politik yaklaşımı ile, kendi düşüncelerini öyle bir empoze eder ki, duruma hükmettiğini zanneden kişi bütün o fikirleri kendi zihninden çıkmış gibi benimser. (Bu, sanatın en sinsi ve zarif halidir.) Farkettirmeden yönettiği kişinin, eylemleri sonucunda elde ettiği olumlu sonuçları alkışlayarak, aynı çizgide devam etmesi için onu teşvik eder. Hareketin içinde kaybolmadığından, olasılıkları değerlendirir ve tarafsızca ortaya koyarak liderin daha iyi kararlar almasını destekler. Bu yeteneği onu vazgeçilmeyecek bir partner ve güvenilir bir danışman haline getirir. Böylece gücün sağladığı konforun ve ayrıcalığın keyfini elini kirletmeden ve elbiselerini kırıştırmadan sürer.

Savaş ve Barışın Dansı: Entegrasyon

Birinci eksendeki derslerini tamamlamak için Koç’un şunu farketmesi gerekir; İnsanlar bir öndere onların çıkarlarını temsil ettiğine inandıkları için bağlanır ve itaat ederler. İktidar zorla alınan değil, hak edilmesi gereken bir ayrıcalıktır. Kendi çıkarları için kitlesini kullanan bir lider, bencil ve zalim olarak görülüp, ilk fırsatta alaşağı edilecektir. Akıl almayı, bilmediklerini sormayı, alternatif çözümleri değerlendirmeyi reddeden bir lider önünde sonunda hata yapacak ve gözden düşecektir. Peki ortada onu takip eden bir kitle olmadığında kim bir Koç’un lider kimliğinden söz edebilir? (Tek başına yürüyen bir general, sadece yürüyüşe çıkmış bir adamdır.)

İyi bir lider, farklı özellikler taşıyan birçok kişiyi aynı amaç altında toplar ve kendi liderliği üzerinde uzlaşmaya ikna eder. Vizyonunu kitleye kabul ettirirken, bunun dayanaklarını kitlenin ihtiyaçları çerçevesinde tanımlar ve başına geçtiği kişilerin kendi tercihleri doğrultusunda aksiyona geçtiklerini düşünmelerini sağlar. Sonuçta kitlenin her üyesi Koç’un liderliği altında kendi içindeki kahramanı farkeder. Yani Koç varoluş amacını gerçekleştirmek için aslında bir Terazi gibi davranmayı, dinlemeyi ve dengelemeyi öğrenir.

Terazi ise hayatta kalmak için bazen elini taşın altına koyması, hatta kirlenmesi gerektiğini öğrenmeye ihtiyaç duyar. Bazen destekleyecek ve yönlendirecek birilerini bulup onlarla bütünleşmeyi, dengeleyici enerjisini onların amaçları doğrultusunda kullanıma açmayı ve onların kaynaklarını kendinin farzedip yaşamayı o kadar içselleştirir ki, bu bağımlı döngünün içinde hiç farketmeden kendi tercih ve tanımlarını kaybeder. (Başkalarının hayatını yaşamak, en konforlu intihar biçimidir.)

Yaşam çatışmayla beslenir. Yıkım enerjisiyle temizlenmemiş bir zeminde bazen yeni başlangıçlar yapmak mümkün değildir. Terazi çatışmayı engellediğini zannederek, değişimin önüne geçmeye çalıştığını, dolayısıyla aslında kimsenin göze alamadığı bir şeyi yapıp evrenin doğası ile çatıştığını farkedemez. Sonunda değişimin gücü onun zerafetle ve detaylı düşünülmüş stratejileriyle inşa etmeye çalıştığı barajları yıkıp, başardım dediği herşeyi önüne katarak yokeder.

Böyle yıkımların ardından Terazi birinin co-pilotu değil, kendi gemisinin kaptanı olmak durumunda kalır. O zaman da yaşadığı kararsızlık ve yönsüzlük duygusunu aşmak için bir Koç gibi düşünmesi, cesaretle öne atılması ve “ben kendi hedeflerimi belirleyip onları hayata geçirmek için çaba gösterebilirim” demesi gerekir.