Uranüs Retrosu: İçimdeki gökyüzü

Uranüs Retrosu

“İçimizdeki Elektrik Kaçağı ve Köprüleri Yakma Sanatı”

2010 yılından itibaren öncü burçlarda cirit atmaya başlayan ve sözüm ona “toplum bilincini” temsil eden Uranüs, dünyanın genelinde bireysel inanç, hak ve özgürlük talebinin altını o kadar kalın çizdi ki, kâğıt yırtıldı. Uranüs’ün o meşhur ve belalı Oğlak burcundaki Plüton’a kare açısı ise bilhassa 2012 – 2015 yılları arasındaki döneme imzasını atarak, sivil hareketlerin süper güçlerle, Davut’un Golyat’la (ama bu sefer Golyat’ın elinde nükleer silahlar varken) karşı karşıya gelmesinin bir sembolü olageldi. Koç’taki Uranüs’ün o ergen, asi, “kapıyı çarpıp çıkıyorum” enerjisi ile Plüton’un manipülatif baskısı, eskiyi yıkıp yerine yeni bir düzen kurma arzusunu gösteriyordu. Dünya toplumları, kendilerini gerçekleştirmek ve bireyselliklerini kazanmak için, sivilceleri patlamış, sesi çatallanan ve sürekli ebeveynine bağıran isyankâr bir ergenlik çağından geçti, geçiyor.

Kozmik Bir Şaka: 1781 Keşfi

Uranüs’ün bir gezegen olarak keşfedildiği 1781 yılına bakmak, onun karakterini anlamak için yeterlidir. Fransız İhtilali’nin ayak sesleri ve Amerikan Bağımsızlık Savaşı… Uranüs, Satürn’ün (Eski Düzen/Sınırlar) çizdiği o “bilinen evren” sınırını yıkan ilk gezegendir. O, kozmik cam tavanı kıran o çekiçtir. Mitolojide ateşi Tanrılardan çalıp insanlara veren Prometheus’tur; yani başınızı belaya sokar ama sizi ısıtır.

Plüton baskı demektir, “yapmazsan yakarım” diyen o mafyavari sestir. Son yıllarda çeşitli baskılar sebebiyle dünya insanları; sosyal ilişkilerine, mesleklerine ve o bitmek bilmeyen endişelerine cevap olarak bir güven ortamı arayışındalar. Ama bu güvenin, yönetimler tarafından adil biçimde bir türlü sağlanamıyor oluşu ve korkuların “satılabilir bir ürün” gibi sürekli canlı tutulması, insanların daha çok öfkelenmesine sebebiyet veriyor. En temelde merak edilen soru ise şu: “Ne zaman özgürleşeceğiz?” Yani meali; “Ne zaman artık korkmadan nefes alabileceğiz?”

Dünyadan bakıldığında Uranüs her yıl ortalama 5 ay boyunca geri gidiyormuş gibi gözlemlenir. Uranüs’ün Retro etkisi en temelde, sıkışmış olduğumuz her alanda, dar gelen bir kıyafetin dikişlerini patlatırcasına bir “genişleme” isteği olarak yorumlanabilir. Aralık ayına kadar içimizdeki ve dolayısıyla dışımızdaki ruhsal engelleri kırmak yönünde yoğun bir enerji hissedebiliriz. Özgürlüklerimizin yeniden kazanımını temsil edebilen bu evrede, hangi yöne evrildiğimiz netleşene kadar fikirsel anlamda esnek kalmak önemli; zira kaskatı olan kırılır, esneyen hayatta kalır.

Köprü Metaforu

“Uranüs köprüler inşa etmek anlamına gelir ve bütün köprüler iki yakalı, iki anlamlıdır; tıpkı madalyonun iki yüzü gibi. Köprüye ait ya da sahip olunmaz. Neye karşı olduğumuz, köprünün hangi yakasından baktığımıza bağlıdır. Köprü, üzerine ev kurup yerleştiğimiz değil, sadece geçtiğimiz, arkamızda bıraktığımız yerdir.”

Uzun zamandır çözümünü aradığımız, değişmesini istediğimiz ve kafamızı duvarlara vurarak “neden” diye sorduğumuz konularda Uranüs Retro’su, Arşimet’in o çıplak koşusu misali bir “Evreka!” aşamasını simgeleyebilir. Temmuz – Aralık ayları arasındaki Uranüs Retrosu, bildiğimiz tüm ezberleri bozmak, kendi düşünme biçimlerimize meydan okumak, “ben asla yapmam” dediğimiz ne varsa listeye almak ve hayata bakış açımızı, bozuk bir televizyonu tamir eder gibi “vurarak” düzeltmektir.

Bağlılık ilişkilerimizde zorluklara neden olabilen Uranüs Retro’su, insanlara belli sebeplerden yabancılaşmak, kendi türünden tiksinmek, adeta yanlış gezegene inmiş bir uzaylı gibi hissetmek demektir. Fakat ironik bir şekilde, tam da böyle hallerde birbirimize ihtiyacımız olduğunu hatırlarız. Eğer bir problemi görmemekte ve duymamakta ısrar eder, var olan sıkıntılara “polyanna” maskesiyle duyarsız kalırsak, Uranüs enerjisi bu defa sorunu halının altından çıkarıp yüzümüze fırlatabilir. Uranüs, tutunduğumuz bütün konfor alanlarını sarsarak “Dengeler değişkendir ve senin o güvenli kalen aslında kartondan yapılmış” mesajını çok net verir.

Uranüs parçalanmak ve daha sonra o keskin parçalardan, eskisinden daha sağlam ama daha “tuhaf” bir bütün olmak demektir. Bazen saatlerin ve çarkların aksi yönüne, deliliğe doğru ilerlediğimizi düşünürken, kendimizi zamanını tahmin edemediğimiz bir gelecekte, bir inovasyonun tam ortasında bulmaktır. Uranüs beklenmeyendir; o davetsiz misafirdir, o kötü şakadır ve illa ki şaşırtıcı sonuçlara gebedir. Bir yöne giden koyun sürüsü içinde, uçuruma doğru değil, gökyüzüne doğru yürüyendir.

Hiçbirimiz verebildiklerimizden daha fazlasına sahip değiliz. Sevgisizliktir yıkan köprüleri ve sevgidir alt eden o “kötü” denilen ama aslında sadece “öğretici” olan talihi.

Cesaret ve umutla…

İlk olarak HThayat’ta yayınlanmıştır.