Kanatların Ağırlığı – 15 Nisan Ay Tutulması

 

Bozuk plak gibi tekrarlar olduk kendimizi. Boyuna kendi etrafımızda çemberler çiziyoruz. Retro Mars’ın açtığı yolda, akıntıya karşı kürek çekmekten, yerimizde saymaktan, çizgileri aşamamaktan bezdik.  İyi ve kötü, doğru ve yanlış kavramları iç içe geçti. Günahlarımızı ve sevaplarımızı tartarak, dengemizi yeniden sağlamaya çalışarak, psişik bir savaş veriyoruz.  En iyi bildiğimizi sandığımız konularda bile yeterliliğimizi sorguluyoruz. Çok şey yapmak istiyor, hiçbir şeye başlayamıyoruz. Ya da başlar başlamaz, cayıyoruz. Fiziksel enerjimizin düşmesine paralel, umutsuzluk ve sıkıntıya teslim oluyor ya da kaçmaya çalışırken gizli bir engel varmış gibi, ardı ardına tökezliyoruz.

15 Nisan Ay tutulması, kütle çekim enerjisi tahayyül edilemez bir kara delik gibi, bizi kendisine doğru çekmeye başladı. Boyut atlama zamanı geldi! Tıpkı 19 sene önce, 1995’in Nisan ayında nasıl olduysa öyle. Ama bu defa o kadar da içinden çıkılmaz değil.  Aynı zamanda 9,5 ay önce başladığınız her neyse, şimdi bu başlayan döngüyle ilgili olarak da önemli bir aşama kaydedeceksiniz.

Tutulmalar, bizi yeni bir ruhani boyuta taşıyacak köprüler olduğu kadar, 2014’ün en zorlu dönemeçlerinden birini de simgeliyorlar.  Zaten tarihe baktığımızda tutulmaların genelde büyük dünyevi değişimleri tetiklediğini görürüz. Kıtlık, savaş, hastalık ve doğal felaketler benzeri geniş kapsamlı olaylar vuku bulur. Liderlerle ilgili krizler yaşanır, politik kişiler ve tavırlar yeniden yapılanırlar. Evrensel bilince felaket kavramını yerleştiren tutulmalar adeta DNA’mıza işlemiş gibi, endişe verici gökyüzü olaylarıdır. Tutulmalardan haftalar önce “ah çok kötü bir şey olacak, ay sanki böğrümde bir öküz” oturuyor serzenişlerine başlarız.

Her Ay tutulmasının ardından bir de Güneş tutulması gelir. Bana sıklıkla sorulan soru, hangisinin kişi üzerinde daha fazla etkili olacağıdır. Ay tutulması toplumun geneli üzerinde, kişisel ve duygusal seviyelerde daha etkinken, Güneş tutulması dünyevi değişimlerdir. Genelde ülke liderlerini ve devlet başkanlarını ilgilendirir. 15 Nisan ve 29 Nisan tarihlerine yakın doğanlar içinse, tutulmalar kritik gelişmelerin yaşandığı çok önemli bir evredir.

Her tutulma dünya için kendine özgü bir mesaj taşır. Antik astroloji bilgilerine göre toprak elementindeki tutulmalar kısırlık, kuraklık, ekonomik fiyaskolar ve depremlerin habercisiyken, ateş burçlarındaki tutulmalar savaşların ve katliamların alameti varsayılır. Su elementinde şiddetli yağışlar ve seller anlamına gelebilir.

15 Nisan tutulması hava burçlarından olan terazinin 25. Derecesinde gerçekleşecektir. Dolayısıyla tutulmanın mesajı, meteorolojik olaylar ve sosyolojik ayaklanmalardır.  29 Nisan Güneş tutulması ise toprak elementinin temsilcilerinden olan, boğa burcunda meydana gelecek.

Tutulmaların misyonu, değiştirmekte geç kaldıklarımızı göstermek olduğu kadar, gerçekleri de ortaya sermektir. Ancak gerçeklerle yüzleşecek cesaretiniz olursa, kendinizi koruyabilirsiniz. Geleceğinizle ilintili olmayan herşey artık geçmişte kalacaktır. Artık miadı dolan şeylerden ayrılma vaktidir. Bu aşamada aslında belki de uzun zamandır önemsemediğimiz, özen göstermediğimiz şeyler, sevdiğimiz ama artık oynamadığımız oyuncaklar gibi elimizden alınacağı için, kıymete binerler. Dolayısıyla ayrılıklar acı verir. Bize zarar veren enerjilerden arınma ve vazgeçme aşamasında sıklıkla endişeli, sıkıntılı, üzüntülü ve sinirli hissetmemiz doğaldır.

Tutulmalar esnasında, Jüpiter ve Mars’ın da katıldığı, öncü burçlar arasındaki büyük t-kare zirvesine de rastlıyoruz. Eski devrin sonunu, yeni bir devrin başlangıcını temsil eden bu açı kalıbı aynı zamanda bizi artık sorumluluk alarak büyümemiz için zorlar. Bunu da içimizde kimlik krizleri yaratarak ya da bizi dört farklı taraftan kapana kıstırılmış hissettirerek yapar. Hal böyleyken, yeni çıkışlar ve çözümler bulmak için harekete geçmek zorunda kalırız.

Olasılıksız görünen ihtimalleri tetikleyen kardinal kare, ezberlerimizi bozacaktır. Olaylar, insanlar, kavramlar ve fikirler alışılmadık biçimde, farklı şeylere dönüşürler. Bu denli ani ve keskin bir değişim ise, içindeyken iyicil tarafını görmekte zorlandığımız bir kriz ortamı yaratır.

Kardinal karenin en hassas ucunu simgeleyen Plüton da retro hareketine başlayacak.  Bu durumda propaganda, fanatizm, manipülasyon, vahşet, gizli fırsatlar ve anlaşmalar tasavvur edilebilir. Jüpiter Plüton karşıtlığı, açık ara bağnazlığın simgesidir. Plüton’un güç tutkusu ve Jüpiter’in inanç ve din içeriği birleştiğinde, fanatizm temelli ırkçılık da dirilmek için uygun şartlara kavuşmuş olur.

R. Mars’ın terazinin 13. Derecesinde bulunan Algorab sabit yıldızıyla birleşeceği yani 20 – 24 Nisan arasındaki süreç son derece mühim. Zira Algorab terörist faaliyetlerle, saldırılarla ve ırkçılıkla yakından ilişkilidir. Bazı kritik meselelerin yanlış biçimde ele alınması sonucunda ortaya çıkan fiyaskolar ve düşmanlıktır. Bir konuda haklı olduğuna gözü kapalı inanmak ve başkasının fikrine kulak vermemek demektir. En doğrusunu bildiğini sanmak, bu fikir uğruna ısrarcı ve baskıcı olmaktır. Bir diğerini yapmak istemediği şey konusunda zorlama yoluna gidilmemesi şart. Eğer fevri biriyseniz, yukarıda yazdıklarımı mutlaka kafanızın bir köşesine iliştirin. Yok eğer ki kurban rolünde ve mağdursanız, bütün gücünüzle usanmadan direnmeye çalışmalısınız.

Ölesiye öldüresiye sevmekle, ölesiye öldüresiye nefret etmek birbirinden farklı değildir. Öfkeyle ya da kontrolsüz bir aşkla değil, akılla bağlanın hayata da insana da. Bağnazlık, düşünsel körlüğün alameti, ayrımcılığın mutlak öğesidir. Nietzche’nin ağzından ise; Güçsüzlerin ve kararsızların irade biçimidir”.

Bu aşamada agresif aktivistler ve aşırı uçlardaki tehlikeli insanların ortaya çıkması kaçınılmaz. Ancak bu tip gelişmelere verilecek yanıt asla benzer tutumlar olmamalıdır. Öfkelenip gözü kara davranmak yerine, çok daha akıllıca çözümlere ve yöntemlere odaklanılması gerekiyor. Bir kırılma noktasındayız evet, esnemeyi reddettiğimiz sürece, kırılacağımız noktada.

Haritanızda tutulmaların gerçekleşeceği evler hem krizlerin ortaya çıkacağı konuları hem de boyut atlamanız gereken yeri işaret edecektir. Terazi tutulması ilişkilerinizi ya da ortaklıklarınızı sonlandırırken, 29 Nisan boğadaki Güneş tutulması bundan sonra neyin kalıcı olması gerektiğine karar vermenizi sağlayacaktır.

Özellikle Nisan’ın 2. ve 3. Haftaları boyunca, aşkla mülkiyeti birbirine karıştırmamanızı, sevseniz de sevmeseniz de hiçbir insanı takıntı haline getirmemenizi öneririm. 29 Nisan’daki boğaya denk gelen Güneş tutulması önemli. Plüton’a üçgeni sarsıcı gelişmeler demek olsa bile, Neptün’ün 60’lığı iyileştirici, yaraları saran bir etkidir.  Su üçgenini gözden kaçırmayın. Ancak bilinçli ve iyi niyetle yapılan fedakarlıklar sözkonusu olduğunda, su üçgeninin iyimser açılımlarını yaşamınıza taşıyabilirsiniz.

Kaosun bulanık sularında yüzdükten sonra, Mars ileri giderek, 13 Haziran civarında t-kareye kafa tutuğunda kıyıya varmış olacağız. İşte o zaman, Mart sonu ve Nisan boyunca yaşanan gelişmelerin sağlamasını yapabileceğiz. Bu gelişmelerin nedenleri ve sonuçları daha belirgin olarak ortaya çıkacaktır. Temmuz ayında Jüpiter’in aslan burcuna ilermesiyle, en azından bir süre boyunca soluklanma şansımız olacaktır. Her zaman söylediğim gibi, genel yorumlara bel bağlamadan önce, astrolojiden en sağlıklı neticeyi almak için kişisel danışmanlığı tercih etmelisiniz.

Son olarak…

Evrende stabil hiçbir şey yoktur. Yine de, üstündeyken bile, dünyanın bir jet uçağından daha hızlı döndüğüne insanın inanası gelmez. Bellek yani geçmiş, değişmeyen tek şeydir. Geçmişin anıları sabittir, oysa gelecek değişken. Belki de geçmişi değil ama geleceği değiştirebilecek bir zaman makinesi olduğumuzu keşfetmemiz gerekiyordur. Geçmiş bitti ve gelecek şu an.

 

Yorumlar