KALBİN KIRIKLARINDAN SIZAN IŞIK: CHIRON
“Kintsugi Sanatı: Yaranın Altınla Mühürlenmesi”
İnsan ruhsal amacının idrakine varmak için, pek çok kez acı olaylarla sınanır. Hayatta kalmak uğruna verdiği mücadelede bazen öylesine derin darbeler alır ki, asla iyileşemeyeceğini düşünür. Yaşamımızın büyük bir bölümünü acıyan yerlerimizi iyi etmek, sarıp sarmalamaya çalışmakla geçiririz. Uzunca bir zaman, bütün enerjimiz kan kaybettiğimiz noktaya odaklıdır. Doğum haritalarında, kapanmayan bu fiziksel ve ruhsal yaraları Chiron temsil eder. Yaşamda çekilen bu acıları meşru ve katlanılabilir hale getiren şey ise, varlığımızın bir anlamı olduğunu düşünmektir. Bu nedenle, Chiron’un düştüğü ev ve burç, kişinin yaşamın anlamını yükleyeceği temaları da dile getirir.
Acı çektiğimizde, şifa bulmak adına başladığımız yolculuk özünde bir “kendini bilme” serüvenidir. Önceleri hepimiz yaralarımızı sağaltacak ‘’dıştan gelen şifa’’nın peşine düşeriz. Oysa aldığımız şifa bizi geçici olarak iyi etse de, korkumuzu ve kırılganlığımızı gidermez. Varılan noktada iyi olmak için başkalarını iyileştirmek gerektiğini öğreniriz. Zira verdiğimiz şifa özdeğer duygumuzu arttır ve yaşamımızın bir anlamı olduğunu bize farkettirir. Bu nedenle Chiron aynı zamanda başkalarına koşulsuz olarak sunmamız gereken anlayış ve fedakarlığın da sembolüdür. Chiron’u daha iyi tanıyabilmek için mitolojik öyküsünü analiz etmek gerekir;
Terk Edilişin Anatomisi: Bir Ucube Doğuyor
Satürn kız kardeşi Rhea ile evlidir. Buna rağmen deniz perisi olan Philyra’a aşık olur. Rhea’dan gizleyerek ilişkilerini sürdürmek için Satürn ve sevgilisi Philyra kendilerini atlara dönüştürür bu şekilde birleşirler. Philyra Chiron’u doğurduğunda, yarı-at yarı-insan figüründe olmasından çok utanır ve bebeğini bir mağaranın yakınlarında terk eder. Satürn’ün çocukları Plüton, Neptün ve Jüpiter’in aksine, Chiron evlilik dışı doğmuştur.
Mitolojik Dipnot: Philyra’nın Utancı
Efsanenin en trajik detayı Philyra’nın akıbetidir. Doğurduğu “yarı hayvan” bebekten öylesine tiksinir ve utanır ki, tanrılara onu “artık bir anne olmaktan çıkarmaları” için yalvarır. Tanrılar onu bir Ihlamur Ağacına (Tilia) dönüştürürler. Chiron, annesinin sütüyle değil, rüzgarın o ağacın yapraklarında çıkardığı hüzünlü sesle büyümüştür. Bu yüzden Chiron’un şifası, doğanın en saf, en bitkisel ve en köklü halinden gelir. O, terk edildiği doğanın efendisi olmuştur.
Ölümsüz bebek Chiron yalnız büyür. Kendi başına çalışır ve zamanla pek çok şey öğrenerek yeteneklerini geliştirir (Hikayenin bazı versiyonlarında, Apollo’nun Chiron’u bularak onu eğittiği söylenir.). Öylesine usta bir müzisyen olur ki, o müzik yaptığında gökyüzündeki yıldızların bile durup ona kulak verdiği söylenir. Chiron antik Yunanca’da ‘’maharetli eller’’ anlamına gelir. Kendini yaşamın anlamını bulmaya adadığı için, aynı zamanda iyi astrolog ve kahin de olur. Zekası, onuru ve bilgisiyle Olymposun da yakınen ilgisini çeker. Tanrılar, çocuklarını eğitmesi ve kaderleriyle yüzleşmelerinde yardımcı olması için Chiron’a gönderirler. Achilles, Herakles ve Asclepius da bu şekilde Chiron’un öğrencileri olur. (Asclepius – Ophiuchus olarak bilinen Akrep ve Yay arasında yeralan 13. burç olarak varsayılan yıldız kümesidir – Yılan tutan adam Modern tıbbın da sembolüdür.)
Dost Eliyle Gelen Zehir: Hidra’nın Kanı
Herakles Chironun yakın arkadaşı ve en favori öğrencisi olur. Bir gün Herakles, iyi yürekli centaur’lardan biri olan Pholus’u ziyarete gider. Bu sırada kötü niyetli centaurlar tarafından saldırıya uğrar. Herakles saldırganları, Cape Malea’ya (Hastalık Burnu’na) kadar takip eder. Saldırgan centaurlardan birini vurup geçen zehirli ok Chiron’a saplanır. İsabet ettiğini anında öldüren oka hedef olan ölümsüz Chiron, bu yara ile dermansız bir hastalığa tutulacaktır. Çektiği acıları dindirebilecek bir şifanın peşine düşer ve bu arayış içinde birçok şifalı bitkinin varlığını keşfeder.
Sembolik Detay: Herakles’in okunun ucunda Hidra’nın (Lernean Hydra) zehirli kanı vardır. Hidra, mitolojide kontrolsüz duyguları, egoyu ve bastırıldıkça çoğalan arzuları temsil eden çok başlı bir canavardır. Chiron’un, yani “Bilgeliğin ve Erdemin”, “Kontrolsüz Dürtüler” (Hidra zehri) tarafından yaralanması muazzam bir ironidir. Chiron, asla sahip olmadığı o “hayvani ve ilkel” dürtülerin zehriyle sınanır. İyileşememesinin sebebi budur; zehir, onun doğasına yabancıdır.
Sonunda ölümsüzlüğünü, Tanrıların ateşini Jüpiter’den alıp insanlara getiren Prometheus’a hediye eder. Bu fedakarlıktan çok etkilenen Jüpiter, Chiron’u kendi kurduğu Yay yıldız kümesinin sembolü haline getirir. Chiron hem bir savaş sanatları uzmanı, hem bir şifacıdır. Aynı zamanda öğretmen ve kahindir. Öğretisi fiziksel ve ruhsal prensiplerin entellektüel doğasıyla ilgilidir. Reddedilmenin acısına rağmen hayatta kalmıştır. Yeteneklerinin farkına vararak kendini geliştirmiş, maharetleri ve bilgeliğiyle tanrılar tarafından kabul ve saygı görmeyi başarmıştır.
Maverick: Başıbozuk Yörünge
Mitolojide ve Astrolojide Chiron evlilik dışı bir çocuktur. Kendisinden utanan ailesi onu terketmiştir. Chiron yabancılaşmadır. İçimizde yaşatmak zorunda olduğumuz ‘’öteki’’dir. Doğum haritasında yerleştiği burç ve ev, kişinin soyutlanmış nitelikleriyle ilgilidir. Başkalarından saklanan sırları sembolize ettiği gibi aynı zamanda sevilmeye, kabul görmeye en çok ihtiyaç duyduğumuz çıplak yanımızdır.
Astronomik Gerçek: Köprü Kuran Serseri
Chiron, Satürn (Gelenek/Geçmiş) ile Uranüs (Devrim/Gelecek) arasında çok düzensiz, eksantrik bir yörüngede dolaşır. Bazen Satürn’e çok yaklaşır, bazen Uranüs’e değer. Bu yüzden ona “Maverick” (Başıbozuk) denir. O, ne tam bir gezegendir ne de bir kuyrukluyıldızdır (ikisi birden sayılır). Chiron, eski düzenle yeni düzen arasındaki köprüdür; anahtardır. Haritamızda kilitli kalmış kapıları açan, bizi Satürn’ün kurallarından Uranüs’ün özgürlüğüne taşıyan o acı verici geçittir.
Transit Chiron’un etkisi özellikle 5 ve 28 yaşlar civarında açıkça görülür. Açtığı yaralar her insanın yaşamına benzersiz duygusal, fiziksel ve düşünsel dersler getirir. Kötü şans eseri büyük acı veren yarasına en yakın dostu Herakles sebep olmuştur. Bizi de yaşamda en çok üzenler genelde en sevdiklerimiz, yakınlarımızdır. Kendimizi savunmaya gerek görmediğimiz kişilere karşı savaşmak aklımıza gelmez. Örneğin bazen sözler bile zehirli oklar gibi yüreğimize saplanır ve bizi hasta eder.
Herşeye rağmen affetmeden iyileşmek mümkün değildir. Chiron, kendinle barışabilmenin enerjisidir. En kıymetli hazinesini, ölümsüzlüğünü/bilgeliğini başkasına armağan ederek acılarından kurtulmuş, huzur bulmuştur. Gerçek şifa en iyi niyet adına, koşulsuz gönülden sunulandır.
Chiron’un, çok iyi bir müzisyen de olduğunu söylemiştik. Gelin bu yazıyı, Chiron’un yeryüzündeki yansıması gibi eserler vermiş bir ozandan, Leonard Cohen’den bir alıntıyla bitirelim.
”Birer birer geliyor misafirler…
Usulca giriyorlar içeri.
Kırık bir kalp taşıyor pek çoğu,
Ve pek azı onu hala açık tutuyor.
Kimse bilmiyor nasıl biter bu gecenin sonu.
Kimse bilmiyor nereye akacak onca şarap.
Ah sevgi, nasıl da ihtiyacımız var şimdi sana…”
Birçok yerinden kırılmış bir kalple yaşıyoruz çoğumuz evet. Ve belki de iyi değerlendirilmesi gereken birer ödüldür taşıdığımız her kırık. Zira mümkün değildir tatmadığımız bir varolma halini görüp de anlamak. Chiron’un açtığı kırıklar, yaşamın en değerli bilgilerinin içeri sızmasını sağlayan kapılardır. Kimse hayat tarafından incitilmeyecek kadar güçlü ve kusursuz olamaz. Ve kendimize acımak da, başkalarını incitmek de bizi bu yaralardan kurtarmaz. Şifa bulmak için yapabileceğimiz tek şey, ne yaşarsak yaşayalım açık apaçık bir kalple yolumuza devam edebilecek kadar cesur ve hizmet etmekten vazgeçmeyecek kadar sevgi dolu olmaktır.
Cesaret ve Umutla…










