BALIK BURCUNDA DOLUNAY
“Kozmik Anestezi, Bitişler ve Okyanusun Çağrısı”
Eğer Zodyak devasa bir parti olsaydı, Balık Dolunayı o partinin bittiği, ışıkların açıldığı, yerlerin konfetilerle kaplı olduğu ve herkesin “Ben bu gece ne yaptım?” diye kendine sorduğu o mahmur sabah olurdu. Zodyak çarkının son durağı olan Balık, evrenin “Geri Dönüşüm Kutusu”dur. Bütün bir yıl boyunca biriktirdiğiniz hırslar, egolar, Başak burcunun o titiz listeleri ve dünyevi kaygılar, Balık’ın okyanusunda birer tuz tanesi gibi erir. Bu dolunay, mantığın istifa ettiği, sezgilerin ise darbe yapıp yönetimi ele geçirdiği tek zamandır.
Balık ve Başak ekseni, “kontrol” ile “teslimiyet” arasındaki savaştır. Başak (Güneş) size “Listeni yap, vitaminini al, hayatını düzenle” derken; Balık (Ay) size “Boşver, hepsi rüya zaten, gel bir kadeh daha içelim” diye fısıldar. Bu dolunayda, kontrol etmeye çalıştığınız her şey ellerinizden sabun gibi kayıp gider. Evren size nazikçe (bazen de bir tsunamiyle) şunu hatırlatır: Sen okyanusu yöneten kaptan değilsin, sen sadece suyun üzerinde sallanan bir mantarsın.
Biyolojik Sır: Ruhun Gözü (Pineal Bez)
Balık burcu, medikal astrolojide ayakları ve lenfatik sistemi yönetse de, ezoterik olarak beynin tam ortasındaki Pineal Bez (Epifiz) ile bağlantılıdır. “Üçüncü Göz” olarak bilinen bu bez, gece karanlığında Melatonin ve Dimetiltriptamin (DMT – Ruh Molekülü) salgılar. Balık Dolunayı zamanlarında insanların daha canlı rüyalar görmesi, sezgilerinin tavan yapması ve “sarhoş gibi” hissetmesi tesadüf değildir; bu dönemde vücudunuz kelimenin tam anlamıyla kendi doğal uyuşturucusunu üretir.
Kurban Rolü İçin Oscar Adaylığı
Bu dolunayın en büyük tuzağı, kendinizi bir Yeşilçam filminin başrolünde sanmanızdır. “Neden ben?”, “Ben onlar için saçımı süpürge ettim” cümleleri, Balık Dolunayı’nın milli marşıdır. Ay ve Chiron (Yaralı Şifacı) birleşimi, eski yaraları deşer ama bunu iyileştirmek için değil, size acıdan beslenen bir melankoli sunmak için yapar. Kurban psikolojisi, bu dönemin en konforlu yatağıdır; bir kez yatarsanız, kalkmak istemezsiniz.
Ancak unutmayın; Balık’ın gölgesi “kurtarıcı beklemektir”. Oysa Balık’ın aydınlık yüzü, “kurtarıcının kendisi olduğunu” fark etmektir. Dünyanın yükünü omuzlarınızda taşıdığınızı sanıyorsunuz ama belki de sadece duruşunuz bozuktur? Chiron size şunu sorar: “Yaranla mı kimlik buluyorsun, yoksa iyileşirsen kim olacağını bilmiyor musun?”
Sisli Aşkların Limanı
Aşk hayatınızda “gözlük numaranızın” bozulduğu bir dönemdesiniz demektir. Partnerinizi olduğu gibi değil, olmasını istediğiniz gibi görürsünüz. Bağımlı, sorunlu, “yaralı” tipleri mıknatıs gibi çeker; onları sevginizle iyileştirebileceğiniz yanılgısına (Hubris) düşersiniz. Oysa bu dönemde başlayan ilişkiler, sabah uyandığınızda balkabağına dönüşen o büyülü arabalara benzer.
“Benden gizlediği bir şey mi var?” sorusu zihninizi kemirebilir. Cevap genellikle “Evet”tir ama o gizlenen şey sandığınız gibi bir ihanet değil, belki de karşınızdaki kişinin “hiç var olmamış” olmasıdır. Siz bir hayale aşık olmuş olabilirsiniz. Bu dolunay, illüzyon perdesini yırtar; gördüğünüz manzara hoşunuza gitmeyebilir ama en azından gerçektir.
Nihayetinde bu dolunay, bir “Kozmik Detoks”tur. Ruhunuzu sıkan, size hizmet etmeyen, miadı dolmuş her şeyi (insanlar, alışkanlıklar, korkular) denize bırakma zamanıdır. Direnmeyin. Suda debelenirseniz batarsınız, ama kendinizi bırakırsanız su sizi kaldırır. Akışa güvenmek, pasiflik değil, en yüksek bilgelik halidir.
Unutmayın; gül diken olur, diken gül…










