Astrolojide Venüs Etkisi
“Gülün Dikeni, Hazzın Doruğu ve Kozmik Estetik”
Gökyüzünde, yeryüzünde ve hatta o karanlık yeraltında hayatımızı anlamlı kılacak semboller arıyoruz. Yaşamın her anı, ruhumuzdaki paha biçilmez gömülü hazineleri ortaya çıkaracak işaretlere gebe. Taşlar, kokular, çiçekler, yıldızlar, notalar… Her şey sembollerden ibaret. Bir sembolü benimseyen kişi aslında kendisinde olanı yansıtıyor. Bazen zenginliğimizi yansıtmanın yöntemini buluyoruz, bazen de sembolik bir rehbere ihtiyaç duyuyoruz. (Çoğu zaman da o rehberi bulduğumuzu sanıp, aslında sadece egomuzu okşayan bir aynaya bakıyoruz, ama neyse, konumuz bu değil.)
Sonuçta evrenin seni yansıtan bileşenlerini bir şekilde buluyorsun. Bütün yolculuklarımız kendimize doğru. Sizlerle fırsat buldukça hayatımı derinden etkileyen sembollerin hikayelerini paylaşıyorum. Transit Güneş’in Boğa burcunda; yani toprağın ısındığı, doğanın “beni sevin!” diye haykırdığı o günlerde gezinmesiyle, baharın taptaze kokularını içimize çektiğimiz şu günlerde, Venüs hakkında yazmadan edemedim.
5. Element: Kozmik Bir Vals
Ay ve Güneş’ten sonraki en parlak gök cismi olması nedeniyle geceleri gökyüzüne bakıp da o küstahça parlayan Venüs’ün konumunu tespit etmek zor değildir. Venüs Güneş’ten önce yükseldiği zamanlarda Sabah Yıldızı (Lucifer – Işık Getiren), diğer zamanlarda ise Akşam Yıldızı isimleriyle anılır. Geri gider gibi göründüğü (Retro) evrelerde ise ortadan kaybolduğuna, bazı mitlere göre “yeraltına saklandığına” inanılmıştır. (Belki de sadece insanların bitmek bilmez aşk dramalarından sıkılıp biraz kafa dinlemeye gidiyordur.)
Venüs, Güneş’in etrafında diğer gezegenlerin aksi istikamette hareket eder ve her dört senede bir ekliptik şablon üzerinde kusursuz bir beş köşeli yıldız (Pentagram) çizermiş gibi tuhaf ve büyüleyici bir yörünge izler. Bu, evrenin en zarif dansıdır. Dolayısıyla beş köşeli yıldız ve beş rakamı anlam olarak Venüs’le kaynaşmıştır.
Evrenin kutsal yaradılışı ateş, hava, su ve toprak elementlerini kapsar. Ancak varoluşun kendini gerçekleştirmesi için beşinci bir unsurun gerekli olduğuna inanılır. Beşinci element diğer dört unsura uyum ve birlikteliği aşılayan eter ya da özdür. Yani Venüs’tür. O, çorbayı çorba yapan tuzdur; hayatı yaşanılır kılan “tat”tır.
Beş köşeli yıldız ve Venüs tıpkı kendisi bir Boğa olan Leonardo Da Vinci’nin ünlü Vitruvius Adamı çalışmasındaki gibi insanın fiziksel formunu temsil eder. İnsan beş duyusu aracılığıyla çevresini algılar. Tarot’ta beş rakamı “Aziz” kartına karşılık gelir ve bu kart Venüs’ün yönettiği Boğa burcuyla ilgilidir. Pisagor’a göre ise beş sayısı evliliğin sembolüdür. (Evlilik de bir nevi beşinci element değil midir? Ateşle barutun yan yana durup patlamama sanatı!)
Gül: Venüs’ün Kanlı İmzası
Venüs deyince aklınıza sadece “güzel kadın” figürü geliyorsa, biraz sığ sularda yüzüyorsunuz demektir. Benim aklıma gelen ilk imge; şehevi kırmızısı, beş taç yaprağı ve dikenleriyle yeryüzünün zarafetini yansıtan bir güldür.
Gülün rengini Afrodit’in (Venüs) gözyaşları ve aşığı Adonis’in ölürken akan kanından aldığı söylenir. Yani güzellik, biraz da acıdan beslenir. Gülü koklamak, o dikenin batma ihtimalini göze almaktır. İran atasözünün dediği gibi: “Dünya bir güldür, gülü kokla, hazzına var ve sıradakine teslim et.” (Sahiplenme, sadece kokla!)
Gül karşıt kutupların kavuşumu, bir nevi kozmik evliliktir. Kırmızı gül erkeksi (Güneşsel/yanıcı), beyaz gül ise kadınsı (Ay/ruhsal) olarak kabul edilir. Bu ikisinin evliliğinden Filozofun çocuğu Merkür doğar.
Değer Bilinci: “Ben Varım ve Paha Biçilemezim”
“Ben varım.” Acının ve hazzın sınırları adeta bu cümlenin etrafında şekillenir. Gözümüze giren güneş ışığından, cüzdanımızı yakan o pahalı ayakkabıya kadar her şey bize varlığımızı ve sınırlarımızı hissettirir. Estetik felsefenin kaynağı Venüs, kendi varlığımıza kıymet biçme şeklimizdir. (Ve bazen bu kıymeti, indirim reyonlarında arayarak kendimize ihanet ederiz.)
Güzellik tanrıçası Venüs’ten bahsedip estetiğe değinmemek olmaz. Estetik, sadece “güzel” demek değildir. Bouguereau, Botticelli ve Cabanel’in Venüs tablolarına bakıp “Bu muymuş tanrıça?” da diyebilirsiniz, hayran da kalabilirsiniz. Güzellik, bakanın gözündeki o “filtrede” saklıdır. İnsan beyni, kaotik olandan kaçıp, uyumlu ve simetrik olandan (Venüs’ten) haz almaya programlanmıştır.
Boğa ve Terazi Farkı: Boğa, Venüs’ün dokunsal yüzüdür; ipeğe dokunmak, çikolatayı damağında eritmek ister. Motivasyonu “sahip olmaktır”. Terazi ise Venüs’ün zihinsel yüzüdür; o, flörtün zarafetiyle, bir tablonun renk uyumuyla ilgilenir. Motivasyonu “değer vererek değerli hissetmektir”. Biri yatağın konforuyla, diğeri yatak odasının dekorasyonuyla ilgilenir desek yeridir.
Venüs’ün Aynası: Haz Peşinde Koşmak
Venüs, neleri değerli bulduğumuzun, yaşamdan aldığımız zevklerin sembolüdür. Haritada yerleştiği burç, “beni ne mutlu eder?” sorusunun cevabıdır. Venüs hoş kokuları, tatlıları, aşkı temsil eder diye uzayıp giden listede, dürüst olalım, ilk sırayı her zaman erotik haz alır.
“İç bade, sev güzel var ise aklı şuurun, dünya var imiş, yok imiş ne umurun.”
Hayyam’ın dizelerini okuyup da gülümsemeyen var mıdır? Haz, ciddiyetin panzehiridir. Ancak dikkat! Bedensel hazlara aşırı bağlılık Venüs’ün gölgesidir. Bir Terazi olan Oscar Wilde, Dorian Gray’de bunu muazzam anlatır. Kendi güzelliğinin sarhoşluğuna kapılan Dorian, hazzı tükettikçe ruhunu çürütür. Hazları “tüketmeye” odaklanan kişi, bedeninin kölesi olur. (Instagram’da gördüğünüz o kusursuz hayatların arka planındaki boşluk gibi…)
Semiha Yankı bu hali ne güzel özetlemiş: “Sevmek bir ömür sürer, sevişmek bir dakika.” (Tabii Venüs Boğa ise o bir dakikayı bir saate yayabilir, orası ayrı.)
Venüs’ün İmzası: Gamzeler
Venüs’ün yöneticisi olduğu Boğa ve Terazi burçları “Venüs çukurlarıyla” yani gamzeleriyle ünlüdür. Gamzeler çenede, dizde, hatta belde (en şehevi olanı) bulunabilir. Ama hiçbiri yanaktaki gamzelerin yerini dolduramaz. O gamzeler, Tanrı’nın “buraya bir öpücük kondurdum” deme şeklidir.
Son olarak Halil Cibran’dan bir alıntıyla, Venüs’ün o derin sularına veda edelim:
“Gençliğin büyük bölümü hazzı arar, sanki haz her şey gibi… Bırakın arasınlar. Çünkü onlar arayışlarında yalnızca hazzı bulmayacaklar.”
“Kırlara, bahçelere çıkın. Öğreneceksiniz ki çiçeklerden bal toplamak arının hazzıdır, balını sunmak ise çiçeğin. Çünkü arıya göre çiçek yaşamın kaynağıdır ve çiçek için arı sevginin ulağıdır.”
Hazlarınızda arılar ve çiçekler gibi olun.
Cesaret, Umut ve Bolca Estetikle…










