Yüreğin Pusulası

“Seninle konuşurken, camın önüne iki tane serçe kondu. Evren konuştuklarımızı onaylıyor olmalı” dedi telefonun diğer ucundaki arkadaşım. O esnada “tüylerim diken diken oldu” dedim. Meğer bu da evrenin onayını gösteren bir işaretmiş… Neden olmasın?

Gece yıldızların yoğun olduğu bulutsuz bir gökyüzü ertesi gün havanın güzel olacağının işaretidir. Ağaçlar renkli kıyafetlerinden soyunduklarında kışın gelmekte olduğunu anlar, havalar ısındığında baharın yakında olduğunu tahmin ederiz. Bir uğur böceğine rastladığımızda dilek diler, leyleği havada gördüğümüz zaman yıl boyunca çok gezeceğimizi düşünerek eğleniriz. Zekanın, aptallığın, pişmanlığın, aşkın, iyiliğin ve kötülüğün de işaretleri vardır ve genelde bu tarz işaretler verdiğimiz duygusal tepkilerle onay bulur. Bilhassa acı ya da mutluluk anlarında ruhumuzda sessizce duyumsadığımız her işaret, anlamını sadece bizim bildiğimiz bize özel bir kehanete dönüşür.

Rastladığımız işaretler her zaman olayları açıklığa kavuşturacağımız anlamına gelmez. Tıpkı rüyalar gibi işaretleri de bazen görmezden gelir, bazen gördüğümüz şeyden dehşete kapılır bazen de yanlış yorumlarız.

Seyahat ettiğimiz yerler,  edindiğimiz yeni bilgiler ve değişen gökyüzü gibi, yollarımızın kesiştiği her insan da hayat tecrübemiz doğrultusunda sembolik bir anlam taşır. Bir sembolizm dili olan Astroloji işaretleri yorumlamakta sezgilerden daha isabetli sonuçlar verebilir. Örneğin etkili bir Satürn transitiyle birlikte hayatınıza Oğlak burcu biri girmişse, bu kişinin size bir nevi “akıl hocalığı” yapacağı ve amatörce varlık gösterdiğiniz alanlarda artık uzmanlaşma zamanınızın geldiği söylenebilir. Oğlak burcu genelde kendi sorumluluğumuzu alarak büyümemiz gerektiğini hatırlatan bir işarettir.

Çoğu insan masallardaki gibi ruh eşini bulup sonsuza kadar mutlu yaşamanın hayaline kolayca kapılabilir. Fakat astrolojik perspektiften durum pek de böyle değildir.  Ruh eşinizi bulsanız bile, zamanın kalitesi uygun değilse, beklentileriniz gerçekleşmeyebilir. Hayatımıza temas eden insanlara “kalırsa benimdir giderse hiç benim olmamıştır” tavrı takınmadan önce, bu kişilerin hayatımıza girdikleri evrede neleri temsil ettikleri üzerine düşünmemiz gerekiyor.

Eğer Balık burcundan birinin etkisinde kaldıysanız, çevrenize karşı daha fazla empati geliştirdiğiniz ve başkaları için fedakarlıklar yaptığınız, kafa olarak dağınık bir dönemde olabilirsiniz. Karşınıza çıkan kişi, her ne kadar öyle görünmese de, manevi gelişiminize destek vererek sizi iyileştirmek için hayatınıza girmiş olabilir.

Yay burcuna aşık olmanız, aslında ruhunuzdaki macera arayışını temsil eder. Bu kişi kendinizi yeni ufuklara açılmak için hazır hissettiğiniz bir döneme eşlik edebilir. Kova burcuna kalbinizin kapılarını açtıysanız, demek ki monotonluktan sıkıldınız ve fiziksellikten çok, entelektüel bir uyum arayışındasınız. İkizler burcu ayağınızı yerden kestiyse, aslında anlaşılmaya, konuşmaya, dostluğa, arkadaşlığa, sosyal ilişkilere ihtiyacınız olabilir.

Gerçek tutkularınızı ortaya koymak istediğiniz zaman karşınıza Akrep burcu çıkabilir. Bir Akrep’in etkisi altında kalmak, uzun ve sancılı bir doğuma benzer. Her adımda kendinizi analiz ederek yeniden keşfetmeniz gerekir. Ama nihayetinde, Akrep sayesinde daha güçlü biri haline gelebilirsiniz.

Eğer geçmişin sürekli sizi takip ettiğini düşünüyorsanız geçmişte yaşadıklarınızı henüz anlayamamış olabilirsiniz. Mesajı almamakta diretirseniz, aynı mesaj farklı kişi ve durumlarla tekrar tekrar karşınıza çıkarak cevabınızı sınamaya devam edecektir.

Gönül gözüyle gören için, yerin ve göğün işaretleri sevgiyle işlenmiştir. Yüreğin pusulası dendiğinde herkes kalbine bakar ama yüreği dolduracak şeyler pusulanın gösterdiği yerdedir.

Cesaret ve umutla…

Yorumlar