Yengeçte Dolunay: Şu mendili uzatır mısın?

Geçen yirmi gün boyunca Retro Merkür etkisiyle elektrik, su kesintilerine, korkunç haberlere, aksayan, ertelenen işlere, huzursuz düşüncelere maruz kaldık. Merkür üç gün önce ileri gitmeye başlarken son vurgusunu yaptı ve yıllardır görülmemiş yoğunluktaki kar yağışıyla hepimiz evlere kapandık. 12 Ocak saat 14.34’te ise son 2 hafta yaşanan gelişmelerin neticesi olan Yengeç burcundaki dolunaya tanık olacağız.

Sert zırhının altındaki yumuşacık varoluşuyla anlaşılması zor olan Yengeç burcu, su elementinin sürükleyen, engellerin etrafından dolanan ya da engelleri aşındıran etkisini de simgeler. Bu “duygu ustası” burçla ilgili daima gizli, gizemli insanların akışına kapıldığı bir şeyler vardır. Bu yüzdendir ki eski zamanlarda Yengeç burcu için “insanlara açılan kapı” tabiri kullanılmıştır.

Haritada Yengeç burcunun düştüğü ev gizleme,  gizlenme arzusu ve koruma ihtiyacı hissettiğimiz şeyleri açıklar. Ait hissettiğimiz, evim dediğimiz, köklendiğimiz yer ve aile ile ilgili yorumlar da bu ev incelenerek yapılır. Örneğin 9. Evde Yengeç burcu ya da Ay bulunan kişi evini doğduğu ülkeden başka bir yerde arayabilir. 2. Evdeyse kişi maddi kazancıyla ilgili olarak mahremiyetine önem verir. Yengeç’teki dolunay isegardımızın düşeceği, güvende hissettiğimiz konfor alanlarımızdan koparak yola koyulmamız gereken aşamadır.

Doğduğumuz andan itibaren anne ve babalarımızdan edindiğimiz izlenimler ve duygusal beklentiler bir gölge gibi bizi takip ederler. Yengeç burcu aile mitolojisinin bir uzantısı olmaktan bir şekilde hoşnuttur ve geçmişten beslenmeye gereksinim duyar. Oysa kişinin kendini gerçekleştirebilmesi için göbek bağını koparıp, kabuğunu kırarak dışarı çıkması gerekir. Yengeç’teki dolunay bir cesaret eşiğini temsil ediyor; Potansiyelimizi baltalayan ve bizi sınırlı alanlarda var olmaya zorlayan bağlarımızdan kurtularak olgunlaşma yürekliliğini gösterdiğimiz oranda gelişme ve büyüme sağlayabiliriz.

Yengeçte dolunay ile birlikte bizi kabuğumuzdan çıkmaya zorlayan aşamalardan geçerken aile, arkadaş ve toplumsal ilişkilerimizde hassas, güvensiz, korunaksız, terkedilmiş ve savunmasız hissetmemiz de normal. Dolayısıyla önümüzdeki birkaç gün boyunca tufan şeklinde ağlama – ki ağlamak güzeldir – krizlerine karşı hazırlıklı olmanızı ve en azından “şu mendili uzatır mısın?” diyebileceğiniz dostlarınızdan küstüm çiçeği gibi saklanmamanızı öneririm.

Yengeç içsel olarak desteklendiğimizi hissetme dürtüsüyle de ilgilidir. Fakat dolunayda başkaları tarafından doyurulmayı beklemektense, kendini beslemenin –yemek dışında – farklı yollarını bulmak gerekir.

Engellere alçakgönüllülükle boyun eğen, saldırganlıkla değil teslimiyetle fetheden su gibi olun. Ne de olsa denize yönelmiş bir nehri hiçbir güç yolundan alıkoyamaz.

Cesaret ve umutla…

 

İlk kez HThayat‘ta yayınlanmıştır.

Yorumlar