Yengeç ve Oğlak Burçları

3. eksenin değişimi izlemek ve çözümlemek olduğunu söylemiştik. Bunu takip eden süreç ise, karardır. Karar, değişen koşullar karşısında ‘’kendine yeni bir yol çizme’’ aşamasıdır. 4. ve 10. Evlerin oluşturduğu dördüncü eksende yer alan Yengeç ve Oğlak, Zodyak’ın çarkının en önemli iki eşiğini aşmakla yükümlüdürler. Ve geçişi sağlayacak kararı almakta zorlanırlar. Oysa, her ikisinin de aldıkları kararlar konusunda son derece tutkulu davrandıkları bilinir. Yaşam onları mutlak bir çıkmaza sürene dek, seçtikleri yola devam ederler. Oğlak deneyimli bir kervan sahibi gibi, hazırlıklı, kontrollü ve sabırlı. Yengeç ise, mecburi iniş yapmış bir pilot gibi, tedirgin, telaşlı ve şikayetçi : ).

yengeç ve oğlak burçları14. evin sakini Yengeç, Zodyak’ın kınalı kuzusudur. Çocukluk anılarını şaşırtıcı bir netlikle hatırlar ve arada bir o günlere geri dönebilmeyi samimiyetle arzu eder. Ömrünün bitmeyen bir doğumgünü tadında geçmesi gerektiği kanısındadır ve böyle olmaması onu daima şaşırtır. Yaşamın sonsuz bir mücadele gibi önünde uzandığını düşünmek, pek canını sıkar. Hevesini kıran, gönlünü yoran birşeyler oldu mu, dudağı hemen sarkıverir. Ama mutfakta pişen güzel bir yemeğin kokusu ya da ılık köpüklü bir banyodan sonra en sevdiği kanepeye kıvrılıp kakao içmenin hayali, gülümsemesini hızla geri getirir. Zevke, rahata, zamana ve sevgiye neden sınır konulması gerektiğini bir türlü aklı kesmez. Zira böyle sınırların olmadığı bolluk ülkesinden, ‘’cennetten’’ yeni gelmiştir.

4. Ev, ana rahmidir. Yaşama hazırlandığın baba evidir. Cenneten dünyaya açılan kapıdır. Yani, ‘’mecburi iniş yapmış pilot’’ ifadesi kesinlikle bir abartı değildir : ).

Yerçekiminin geçerli olduğu bir alemde varolmayı öğrenene kadar epey güçlük çekerler. Çaresiz kalırlar, aç kalırlar, ve her yere geç kalırlar! Annelerine düşkünlükleri ile bilinirler. Zira anne, ‘’cennet’’in geçiş kapısıdır. Varlığı, ait oldukları yere geri dönebileceklerine dair bir güvence gibidir. Oysa yaşamın akışı geri değil ileri doğrudur…

Yengeç’in zor kararı, onu hayal kırıklığına uğratan bir dünyaya uyum sağlamayı öğrenmektir. Yengeç kendisini dünyevi riskler karşısında donanımsız hisseder. Depresyona yatkın hale gelir ve özdeğer duygusu zayıflar. Kendini koruma güdüsü, onu kirlenmeye açık haline getirir. ‘’Dudağının üstündeki süt izini siler gibi’’, cennetten getirdiği masumiyetini gözlerden gizler. Ve içsel olarak tutunduğu değerlere ters düşen tercihler yapmaya başlar. Dış dünyaya karşı takındığı tavır, ismini aldığı su yaratığının üstüne geçirdiği o korunaklı sert kabuk gibidir. Oysa büründüğü bu suret, en fazla Yengeç’in kendisini incitir. Kendisi de bir Yengeç olan Sezen Aksu’nun söylediği ‘’Eskidendi’’ şarkısının sözleri, masumiyete duyulan özlemi ve yaralı bir vicdanın ağırlığını, kusursuz bir biçimde yansıtır.

Oğlak’lar ise, Zodyak’ın yalnız çobanlarıdır. Elverişsiz koşullara doğdukları veya onları zorlayan ebeveynlere sahip yengeç ve oğlak burçları2oldukları için ‘’çocuk olmanın nimetleri’’nden fazla yararlanamazlar. Bu yüzden yaşamlarının ilk 20-25 yılı boyunca, yaşıtlarından biraz ayrıksı görünürler. Yaptıkları herşeyde iyi oldukları, iyi olmadıkları şeyleri ise yapmak riskine girmedikleri için, ‘’silik ve ezik’’ olmaları söz konusu değildir. Ancak popüler oldukları söylenemez. Yararlı alışverişlerde bulunduğunuz, ama akşam nereye takıldığını merak etmediğiniz kişilerdir.

Oğlak’ın yıldızı, dünya işlerine karıştığı zaman yükselir! Kendini pek beğenmez. Sosyal cazibeden yana nasipsiz ve insanların desteğini almak konusunda beceriksiz hisseder. Bu yüzden şansa değil, gayrete inanır. Az uyumaya, çok çalışmaya, hatta belli bir süre için az kazanmaya aldırış etmez. Üstelik, çoğu kez rakiplerinin attığı çalımlarla sarsılır ve ilerlemek için yeni çözümler bulmak zorunda kalır. İktidar geç alınmış bir rövanş gibidir. ‘’Hızlı çocuklar’’ın nefesi kesilip, morali bozulduğunda, Oğlak hala ayakta ve sorumluluk almaya hazırdır.

10. Ev, mutlak yalnızlığın idrakidir. Deneyim ve birikimini ortaya koyduğun sınav yeridir. Dünyadan cennete geçiş kapısıdır.

Oğlaklar, yüzleri güneş ve rüzgarla, kalpleri ise deneyimlerle sertleşmiş kervan sahiplerine benzerler. Maddi değerlere ve güce inanırlar. Zayıflık gösterenlere tahammül edemezler. Kum okyanuslarında ve dağ geçitlerinde yollarını bulmayı ve sorumluluğunu aldıkları herşeyi sağ ve salim menzile ulaştırmayı bilirler. Geceleri lacivert semaya baktıklarında, onlara çoook uzak gelen yıldızlar tarafından yakınen izlendiklerini ise, çoğu kez bilmezler…

Oğlak’ın zor kararı, eve dönüştür. Oğlak Yengeç’in aksine, ileri gitmek ister! Ancak çıktığı yollar, onu gölgeli seçimler yapmaya iter. Bazen, ilerlemek adına, sevdiklerini, ideallerini ve kalbini geride bırakır. Yıllar içinde ihmallerinin sonuçlarını görüp acı ve pişmanlık duyacak, ancak ‘’zamanın kalitesi bunu gerektiriyordu’’ diyerek mantığa sığınacaktır. Ağır duygusal bedeller ödeyerek edindiği dünyevi güce sımsıkı tutunur. Başarılı olmak için insanın kendisine ve çevresine katı bir tutumla yaklaşması gerektiğini savunur. Cennet onun için ulaşılabilirliğinden şüphe edilecek bir düştür. Maneviyattan bahseden insanlara, ona kimsenin sempati ve şefkat göstermediğinden dem vurur. Ancak aldığı geniş sorumluluklar nedeniyle, kendisini ‘’hiç onaylamadığı o sorumsuz, mantıksız ve tembel fanileri’’ ayakta ve hayatta tutmaya yarayan çözümler üretirken bulacaktır : ).

Varoluş amacını gerçekleştirmek için her burcun kendi gölgesi ile bütünleşmesi gerekir. Bu bütünleşmeyi sağlayacak olan şey, bulunduğu eksenin diğer ucundaki burcun temsil ettiği değerleri yaşamının bir parçası haline getirmektir. Bu anlamda Yengeç ve Oğlak’ın birbirlerinden öğrenecek çok şeyi vardır.

yengeç ve oğlak burçları3Yengeç teklik ve bolluk aleminden gelmiştir. Sevgi onun için en yüce değerdir. Oysa yoklukla sınandığında, tutunduğu yüce değerlerin hepsinden şüpheye düşer. Yengeç’in Oğlaktan alacağı en önemli ders, başına gelenler için suçlu ve sorumlu aramaktan vazgeçmektir. ‘’Ben aslında iyi bir insanım! Ama koşullar beni hayatta kalmak için belli alanlarda farklı bir kimliğe bürünmeye zorluyor’ gibi ifadeler onun özdeğer duygusunu kazanmasına yardım etmeyecektir. İçindeki çocuğu saklamak değil, büyütmektir Yengeç’in en önemli dersi. Cennetle olan bağını ve sahip olduğu değerlere olan saygısını ancak o değerleri yaşama geçirmek için herşeye rağmen çaba göstermeyi göze aldığında koruyabilecektir.

Oğlak ise kesret ve yokluk aleminin meyvesidir. Gücünü dirayetinden alan bir savaşçıdır ve sabredenin zamana hükmedeceğine inanır. Oysa zaman ona, kazanmak için herşeyi gözden çıkartan kişinin, kaybedecek birşeyinin de kalmadığını öğretecektir. Oğlak kendini kontrol ederek yaşamı kontrol edebileceğini sanır. Oysa en güçlü insanın bile en doğru seçimin ne olduğunu bilemediği anlar vardır. Öyle anlarda Oğlak yolun görünümüne bakıp mantık yürütmeye çalışır. Kafasını kaldırıp göğe bakmalıdır oysa… Uçsuz bucaksız göklerin ihtişamı altında ne kadar küçük ama ne kadar anlamlı durduğuna bakmalıdır. Oğlak’ın Yengeç’ten öğreneceği en önemli ders, gitmek istediği yere varmak için, geldiği yeri hatırlamaktır.

Her tercih bir vazgeçiştir. Dolayısıyla aldığımız her karar kendi bedellerini beraberinde getirecektir. 4. Eksenin sakinleri Yengeç ve Oğlak yola devam etmek için alıştıkları değerleri feda etmekle sınanırlar. Bu nedenle başlamak ve bitirmekle ilgili kararları almak onları hep korkutur.

Şimdi de bir bitiş ve bir başlangıç aşamasındayız. Bir yılı günahıyla sevabıyla tamamlayıp, bambaşka bir enerji taşıyan yeni bir yıla giriyoruz. Ve bu aşamada, tüm burçların 4. eksenin derslerinden öğrenecek çok şeyi olduğunu görüyoruz. Yaşam bir sınav yeri ve hiçbirşeyin göründüğü gibi olmadığı bir yanılgılar alemidir. Bu alemde her insan ışıktan ve karanlıktan nasibini alır. Karar almak ise bize verilen en büyük hediye ve en ağır lanettir. Her insan yaşamı boyunca birçok karar verir ve her karar kendi içinde bir sınavdır. Geçtiğimiz her sınav cennete giden yolun kilometre taşlarıdır.

Ve ne kadar insan varsa, cennete giden yolun da o kadar haritası vardır…

Yorumlar