Uranüs: Siyah kuğu faktörü

“Neden bu döneme, neden bu ülkeye” ve hatta “neden bu dünyaya denk geldim” diye yakınanlarımız azımsanamaz. Nesiller ve dönemler temelinde düşününce evet hak etmediğimiz şeyler yaşadığımız söylenebilir. Fakat büyük resimde aslında dünyaya gelen bütün nesiller bizim verdiğimiz sınavları farklı zamanlarda vermişler. Daima özgürce ve insanca yaşamak için mücadele edenler ve daima daha çok güç kazanmak için insanlığa hükmetmek isteyenler olmuş. Her nesil kendi yaşadığı dönemde bir önceki nesilden ders alarak ya da “alamayarak”, mücadelesine yeni yöntem ve araçlar ekleyerek devam etmiş. Bizden önceki nesiller insanlık sınavını verememiş olsalar gerek ki hala nefret suçlarının, tecavüzün, savaşın ve adaletsizliğin cezalandırılmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu defa bizden öncekilerde bulunmayan teknolojik olanaklara sahibiz. Bu artı özelliğimize rağmen, henüz elimizdeki araçları gerçekte nasıl kullanabileceğimiz hakkında çok da bilgili olduğumuzu düşünmüyorum zira hala deneme aşamasındayız. İnsanlık binlerce yıldır, nesillerdir deniyor ve elbette bir noktada kötülüğün direncini kıracak formülü oluşturacaktır. Bu da muhtemelen Plüton/Kova jenerasyonuna kısmet olacak. Fakat kısıtlı zamanlar içerisinde gerçekleşen hayatlarımıza bakıp dünyanın düzenine dair olumlu veya olumsuz çıkarımlar yapmak çok da akıllıca görünmüyor. Bir yılgın bir varoluş krizinin içine gömülmek değil, pratik bir şekilde insanlığın zaten hep var olmuş mücadelesini benimseyerek her yeni gün kişisel ve toplumsal meselelerimizin çözümüne odaklanmamız daha yapıcı bir sonuç ortaya çıkarabilir. En basitinden ölüm felsefesi, cinsel tabular ve dönüşümün sürekli el değiştirdiği sayısız katmanı olan bir Akrep ülkesinde yaşıyorsanız, bir Boğa gibi inadına yaşam, inadına yeşermek demek gerekiyor. Boğa aynı zamanda ekonomiyi temsil ettiği için Türkiye’nin bütün zayıflıkları ekonominin gidişatına göre şekilleniyor.

Yıllar evvel Satürn Yay burcu transitini yazmıştım. Ne yazık ki kendi gerçekleriyle yüzleşemeyen toplumlar için Satürn’ün sonuçları felaket oldu. Satürn Türkiye haritasında toplumun genel sağlığı, kamu, işçiler, ordu, düzen anlamına gelen 6. Evinde ilerlerken bu konulara dair var olan bütün işleyişi aksattı. Düzenlerimiz bozuldu. Fakat Satürn durduk yere sorun yaratmaz, daha çok transitin gerçekleştiği evle ilgili üstü örtülmüş sorunları yüzeye çıkarır.

Transit Jüpiter Terazi burcunda Türkiye haritasının 4. Evinde ilerliyor. Dolayısıyla TR topraklarını büyütmek, genişletmek istiyor. Satürn 2017 sonunda Türkiye’nin açık düşmanları, savaşı, ortaklıkları ve toplumsal ilişkileri simgeleyen 7. Evine ilerleyecek. Dolayısıyla toprakları genişletme hırsının bedeli çok ağır olabilir.

Astrolojiyi kullanarak hayatlarımızın ya da nesillerin döngüsünden çok daha büyük bir çemberi görme şansımız var. Bilimsel analizler geçmişteki verileri kullanarak sonuç arar. Bu aşamada cevabı bulmak için daha fütüristtik bir yaklaşım benimsemenin faydası olabilir. Herkes yaşanacak olanı yaşanmış olan üzerinden analiz ederken, bu gelecek olan abnormal faktörü yani siyah kuğu ihtimalini güçlendirir diye düşünüyorum. Şu anda geçmişin korkularının günümüzü mahvettiği aşamada birileri geleceğin planını yapıyor. Fakat her iki taraf için de gözden kaçan bir şey olacak. Çünkü ihtimaller sonsuzdur ve bütün kuğular beyaz değildir. Astrolojide bu abnormal ya da siyah kuğu faktörü Uranüs’tür.

Peki, bu en beklenmeyen faktör ne zaman ortaya çıkabilir?

2017 sonbaharında Jüpiter Akrep burcuna girdiğinde, lider ya da yönetim değişikliği anlamına geliyor. Uranüs 2018 baharında Boğa burcunda ilerlemeye başladığında Türkiye’nin Akrep Güneş’ine de devrimsel bir karşıt açı yapacak. Biriken bütün enerjilerin taştığı nokta sayılan Uranüs toplumlarda hem para kaynaklı sistemlere hem de despot yönetimlere bir başkaldırıdır.

Baş, başlangıçtır ve bir şeye nasıl başlıyorsan genelde öyle sonuçlanır. Tıpkı yeniay ve dolunay döngüsü gibi. Hayatınızdan şikâyet ederken bir yandan da kendinize her insan gibi her ülkenin de bir karması olduğunu anımsatın. Bizim kontrol edemeyeceğimiz pek çok şey olup bitiyor ve şu an yaşadığımız her şey bir şeylerin oluşma aşamasını temsil ediyor. Hiçbir etki tepkisiz ya da sonuçsuz kalmaz. Kontrol edemeyeceğiniz gerçekliğin altında ezilmeye mahkûm olmadan, bireysel anlamda iyi niyetlerimizden ve insanlık onurundan ödün vermeden yaşamaya devam etmeliyiz. Çünkü binyıllardır elimizdeki en güçlü araç bu.

Cesaret ve umutla…

İlk kez HThayat‘ta yayınlanmıştır.

Yorumlar