Uranüs Retrosu: İçimdeki gökyüzü

2010 yılından itibaren öncü burçlarda ilerlemeye başlayan ve toplum bilincini temsil eden Uranüs, dünyanın genelinde bireysel inanç, hak ve özgürlük talebinin altını çizmişti. Uranüs’ün Oğlak burcundaki Plüton’a kare açısı ise bilhassa 2012 – 2015 yılları arasındaki döneme imzasını atarak, toplumsal kimlik arayışlarının ve sivil hareketlerin süper güçlerle karşı karşıya gelmesinin bir sembolü olageldi. Koç’taki Uranüs’ün asi enerjisi ve Plüton’a karesi, eskiyi yıkıp yerine yeni bir düzen kurma arzusunu gösteriyordu. Dolayısıyla dünya toplumlarının, kendilerini gerçekleştirmek, yeni gelenekler yaratmak, büyümek ve bireyselliklerini kazanmak için gerekli olan isyankâr bir ergenlik çağından geçtiği söylenebilir.

Plüton baskı demektir. Son 6 senedir çeşitli baskılar sebebiyle dünya insanları sosyal ilişkilerine, mesleklerine, inançlarına ve endişelerine cevap olarak yani hayatlarının genelinde bir güven ortamı arayışındalar. Bunun yönetimler tarafından adil biçimde bir türlü sağlanamıyor oluşu ve korkuların sürekli canlı tutulması şüphesiz insanların daha çok öfkelenmesine sebebiyet veriyor.  En temelde merak edilen soru ise “Ne zaman özgürleşeceğiz?” Yani “ne zaman artık korkmayacağız?”

Dünyadan bakıldığında Uranüs her yıl ortalama 5 ay boyunca geri gidiyormuş gibi gözlemlenir. Uranüs’ün Retro etkisi en temelde, sıkışmış olduğumuz her alanda bir “genişleme” isteği olarak yorumlanabilir. Aralık ayına kadar içimizdeki ve dolayısıyla dışımızdaki ruhsal engelleri kırmak yönünde yoğun bir enerji hissedebiliriz. Özgürlüklerimizin yeniden kazanımını temsil edebilen bu evrede hangi yöne evrildiğimiz netleşene kadar fikirsel anlamda esnek kalmak önemli.

Uranüs köprüler inşa etmek anlamına gelir ve bütün köprüler iki yakalı, iki anlamlıdır. Köprüye ait ya da sahip olunmaz. Neye karşı olduğumuz, köprünün hangi yakasından baktığımıza bağlıdır. Bir köprüde yaşayan insanların ortak hikâyesi ayrılıklar, birbirine ulaşmak, karşıya geçmek, kavuşmak üzerinedir. Bu anlamda köprüde yaşayanlar için yazgı tarafsızdır. Köprü köklendiğimiz değil, geçtiğimiz yerdir.

Uzun zamandır çözümünü aradığımız, değişmesini istediğimiz ve “neden” diye sorduğumuz konularda Uranüs Retro’su “evraka!” aşamasını simgeleyebilir. 29 Temmuz – Aralık ayları arasındaki Uranüs Retro dönemi, bir anlamda bildiğimiz tüm şeyleri unutmak, kendi düşünme biçimlerimize meydan okumak, alternatif yollar keşfetmek ve hayata bakış açımızı yenilemektir.

Bağlılık ilişkilerimizde zorluklara neden olabilen Uranüs Retro’su, insanlara belli sebeplerden yabancılaşmak, adeta uzaylı gibi hissetmek demektir. Fakat böyle hallerde birbirimize ihtiyacımız olduğunu hatırlamamız gerekiyor. Eğer bir problemi görmemekte ve duymamakta ısrar eder, var olan sıkıntılara duyarsız kalırsak Uranüs enerjisi bu defa Ağustos dolunayıyla birlikte sorunu görmezden gelemeyeceğimiz biçimde yüzeye taşıyabilir. Uranüs özellikle ileri gittiği zaman tutunduğumuz bütün konfor alanlarını sarsarak “dengeler değişkendir” mesajını çok net verebilir.

Kabul gören tüm sınır ve baskıcı kurallara meydan okumak anlamına gelen Uranüs, geri gittiğinde revizyonlar zorunlu hale gelebilir. Retro halindeyken değişim dışarıdan içeriye doğru değil, içeriden dışarıya doğru gerçekleşebilir. Özellikle sonbahardan itibaren aktif olacak Uranüs ve Satürn arasındaki üçgen açı ve uzlaşmacı siyasetleri ön plana taşıyabilecek Jüpiter Terazi transiti insanların özgürlükleri yönünde yasaların oluşturulması anlamına gelebilir.

Uranüs parçalanmak ve daha sonra parçalardan bir bütün olmak demektir. Bazen saatlerin ve çarkların aksi yönüne ilerlediğimizi düşünürken, kendimizi zamanını tahmin edemediğimiz bir yerde bulmaktır. Uranüs beklenmeyendir ve illa ki şaşırtıcı sonuçlara gebedir. Bir yöne giden insanlar içinde, aksi yöne yürüyendir. Geleceğe dair hayallerdir. Bugün bir diğerine uzattığımız elin, yarın bizi kurtarışıdır. Dipsiz ve karanlık uzayın ortasında dönen dünyanın bile göründüğü kadar karanlık olmadığıdır. Geceleri içinde kaybolduğumuz ve yalnızlığımızda birbirimizi bulduğumuz zihnimizdeki balta girmemiş ormandır. Rengârenk çiçeklerimize haset eden zamana karşı sürekli yeşermektir.

Hiçbirimiz verebildiklerimizden daha fazlasına sahip değiliz. Sevgisizliktir yıkan köprüleri ve sevgidir alt eden kötü talihi.

 

Cesaret ve umutla…

İlk olarak HThayat‘ta yayınlanmıştır.

Yorumlar