Türkiye’nin Astrolojik Kimliği ve Geleceği

“Yazgı,

Tıpkı Ay gibi değişkensin

Bazen küçülerek gözden kaybolur

Bazen de büyüyerek geri gelirsin”

(O Fortuna, velut Luna statu variabilis, semper crescis aut decrescis)

Astrolojide, her insanın olduğu gibi, her ülkenin de bir doğum haritası vardır. İnsanlar için alınan ilk nefes doğum anını ifade ederken, bir ülke için resmi kuruluşu temel alınarak gökyüzü haritası çıkarılır. Bu bağlamda Türkiye, cumhuriyetin ilanıyla birlikte, 29 Ekim 1923 tarihinde saat 20:30’da (20:20 saatini kullananlar da vardır) Ankara’da kurulmuştur.

Akrep burcu olan Türkiye, bir ülke için olabilecek en zor haritalardan birine sahip.Türkiye potansiyelini doğal yollardan ortaya koyamadığı için, nihayetinde de kendine zararlı bir şeye hizmet etmeye çok müsait. Genelde mahremiyetimize çok önem veriyor ve aynı nedenle mahremiyetimizi kontrol etmeye çalışarak bize üstünlük sağlamaya çalışan yönetimlere razı olabiliyoruz. İktidarlar, gerçek bilginin insanlara karşı önemli bir sorumluluk olduğunu göz önüne almıyor ve onu bir güç olgusu olarak kullanarak, olayları ve dolayısıyla tarihi manipüle edebiliyorlar. Türkiye haritasında medyayı ve bilgiyi temsil eden 3. evin Başak burcunda bulunması ve yöneticisi Merkür’ün Satürn’le birleşimi bu anlamda oldukça manidardır. Özgür düşüncenin kısıtlanması ve engellenen bilginin, bir anlamda kaderimizi tayin ettiği anlamına gelmektedir.

Yükselen burç haritada, başkalarının bizi nasıl tanıdığıyla ilgilidir. Yükselen burcu bir nevi insanları karşıladığımız evimizin giriş kapısını benzetebiliriz. Türkiye’nin yükseleni olan Yengeç burcu dolayısıyla, dışarıya karşı uyandırdığımız ilk intiba, muhafazakarlık, anneye ve aile değerlerine öncelik vermek, misafirperverlik ve geçmişe olan aşırı bağlılığımız olarak ortaya çıkmaktadır. Oysa Güneş’in Akrep’te yer alması, bu tertemiz olarak benimsediğimiz değerlerin kendi içlerinde yozlaşmış olduğuna dikkat çekiyor. Yengeç yöneticisi Ay ise yazgımıza rehberlik eden gezegendir. Yani halk olarak duygusal davranmaya ve düşünmeye de eğilimimiz, geleceğimize de şekil veriyor.

2008 Plüton Transiti ve 2012 Satürn Akrep Transiti

Plüton’un Oğlak geçişi göz önüne alındığında, 2008 Türkiye için de önemli bir dönüm noktasıdır. Aynı senenin, yönetimle ilgili krizlerin ortaya çıktığı, siyasetin de yön değiştirdiği, her konuda kökten dönüşmeye başladığımız evre olduğunu düşünüyorum. Zira Türkiye, tarihinde ilk defa Plüton’u, natal Plüton’unun (Yengeç’te) karşısında ağırlamaya başladı. Aynı açı cezalandırılmak anlamına geliyor. Yani 2008’den beri, Türkiye bir nevi geçmişteki hatalarının kefaretini ödeme evresine girmişti diyebiliriz.

Satürn, 2012 sonbaharından itibaren, 2014 Aralık ayına kadar Akrep burcunda seyahat etmiş, Türkiye haritasının 5. evinde bulunan gezegenlerini, Güneş, Venüs ve Jüpiter’i etkilemeye başlamıştı. Hem 5. ev yaşam sevincimizi ve genç nesli temsil ettiğinden, hem de Satürn Güneş kavuşumu özellikle gençler için baskı ve engeller demek olduğu için, 2 sene boyunca şüphesiz kontrol edemediğimiz pek çok etki nedeniyle depresyondaydık.

Akrep burcu sınırlarını zorlamayı sever, tehlikeden, gizemli olandan, acıdan ve dramadan değişik bir haz alır. Arabeskin ülkemizde bu kadar rağbet görmesi de Türkiye’de Gezi olaylarına değin, daima kötümserlerin haklı çıkmış olması da tesadüf değil. Bu arada ilginçtir ki Gezi’yi tetikleyen astrolojik bileşenler, Fransız ihtilaline önayak olmuş açılarla benzerlik taşıyor. Yani aslında Gezi, ülke için bir çağın sonunu yeni bir çağın başlangıcını temsil eden bir yenilenme evresidir denilebilir.

 

2015 seçimleri sonrası ortak soru: Ne zaman düze çıkacağız?

2008’den beri Dünya’da da bir çeşit tek adamlar furyası çok dikkat çekmeye başlamışken, bu resmin 2015 yılıyla birlikte, halkların tepkisiyle değiştiğine tanık olmaktayız.

Bu beklenmedik değişim bütün dengeleri sarsarken, herkesin merak ettiği ortak bir soru akla geliyor: Ne zaman düze çıkacağız?

Her seçim aşaması, bir krizdir. Dolayısıyla piyasanın çuvallamasını ve politik kutuplaşmayı kendi konumlarını güçlendirme amacıyla da kullanmaya çalışan siyasetçiler olacaktır. Ancak böylesi tavırlar sergileyenler pozisyonlarını daha da zora sokabilirler. Zira 2014 Aralık ayından itibaren Yay burcuna ilerleyen Satürn öncelik olarak ekonomiyle değil, inançlarımız, siyasi görüş ve felsefelerimizle ilgili bir dönüşümün habercisiydi.

Koalisyon gündemi

Balık burcunda Chiron ve Neptün var. Satürn Yay burcunda ve Ağustos ayında Jüpiter Başak burcuna ilerleyerek düşüşe geçecek. 2016’nın ilk 5 ayı boyunca da Retro hareketini sürdürecek. Değişken burçların hâkim oldukları böyle dönemler, en genel hatlarıyla hoşnutsuzluk, şikâyetler ve akabinde gelen değişimlerle ilgili bulunur.

Uzlaşmaya sıcak bakan partiler arasında 29 Haziran – 3 Temmuz ve 15 – 18 Temmuz arasında koalisyon belirginleşebilir ya da bir karar aşamasına gelinir. 21 -31 Temmuz arası ve Eylül’ün son haftası ise anlaşmazlıkların ve şiddetin ortaya çıkabileceği, zor zamanlar olarak göze çarpmakta.

Asıl mücadele Kasım ayı itibariyle başlayacaktır. Fakat yakın gelecekteki zorluklara rağmen, toplumsal ve siyasi gidişat açısından değerlendirirsem önümüzdeki yıldan umutlu olduğumu söyleyebilirim. Belki Uranüs Plüton arasındaki kare açıyı geride bıraktığımız için ve belki de Mart ayında Balıktaki Güneş tutulmasının etkisiyle üzerinizden büyük bir yük kalktığı için.

Kasım 2015 – Ekim 2016 arasında adalet arayışı

2014 Aralık ayından itibaren devlet yönetiminin ülke sorunlarına karşı dediğim dedik yaklaşımının, aleyhlerinde bir seyir izlemeye başladığı anlaşılıyor. Fakat verdikleri yanlış kararların sonuçlarına, 2015 Kasım ayından itibaren, yani Satürn Neptün karesinin yanılgıları ve patolojik idealizmi silip süpürdüğü, monarşinin ve oligarşinin üzerini çizdiği zaman katlanmak zorunda kalabilirler. Satürn Neptün karesi, baskıcı ve dediğim dedik siyasi bir ajanda peşinde olanlar için “cezalandırma, kaçış, kendini güvende hissetmeme, inkâr, ortadan kayboluş, kendi kendine zarar verme ve acı çekme” anlamına gelebilir. Söz konusu evrede “gerçek” suçlulardan verdiği bütün zararlar tazmin edilebilir.

Satürn Neptün Kare açısının aktif olacağı 2015 Kasım – 2016 Eylül ayları arasındaki dönemde, rejimi yeniden kendi inançları doğrultusunda değiştirmek isteyenler göz önüne çıkabileceği gibi, inançlarını göz boyamak için pazarlayanların da cezalandırılması gündeme gelebilir. Dolayısıyla inançlar ve farklılıklar konusunda kapsayıcı olmayan siyasetler, ne kısa ne de uzun vadede rağbet görmeyebilir. Satürn ve Neptün arasındaki kare açı sadece siyasetle de ilgili değildir. Vurguladığım tarihler arasında ekolojik dengenin bozulması, suların zehirlenmesi, çevre karşıtı projeler, bozuk gıdalarla ilgili skandallar, aşırı yağış ya da kuraklık, toprak kaymaları gibi olaylar meydana gelebilir. Bu evrelerin nasıl yönetildiği de siyasi açıdan belirleyici olabilir.

Uzmanlık, bilgi ve tecrübe gerektiren sektörlerde, vasıfsız, bilgisiz ve yetersiz kişilerin bulunması, 2015’in ikinci yarısında ve 2017 Ekim ayında ekonomik sarsıntıların ana kaynağı olabilir.Satürn’ün 2017 Aralık ayına kadar sürecek Yay burcundaki 2,5 senelik transiti boyunca insanların gerçeği bilme arzuları ve adalet için ısrarları devam edecektir.

Toplumun körü körüne model aldığı kişi ya da kişilerin şoke edici defoları, misal hesapsız harcamaları ortaya çıkabilir. Dolayısıyla protestolar, kampanyalar ve boykotlar bu dönemde artabilir. Yargıdan kaçan suçluların yakalandığına, hapishaneler ve mahkûmlarla ilgili gelişmelere tanık olabiliriz.

2016 ve 2017’de irade özgürlüğü ve mücadele ruhu 

2016’nın Aralık ayında, Satürn ve Uranüs arasında üçgen açı oluşacak ve 2017 boyunca da etkisini sürdürecektir. 2016 sonundan itibaren, halkın hak ve özgürlük talepleriyle uzlaşan yeni bir iktidarın sinyallerini almaya başlayacağımızı düşünüyorum. Adım adım sakinleşeceğiz. 2017 Nisan ayında yasaların değişimi dahilinde yeniden bir yapılanma evresi yaşayabiliriz. 2017’in Aralık ayında, Satürn Oğlak burcuna geçip, Jüpiter Akrep burcundan, Balık’taki Neptün’e üçgen yaptığında, toparlanmamızı sağlayarak, gayret ve umutla devam etmemiz için itici güç olacaktır.

Uzun vadede ise, 2026 – 2028 yılları arasında oluşacak Uranüs ve Plüton üçgeni de ilgi çekici.Türkiye bu açı altında kurulmuştu. Aynı etkiyle, var olan düzenin kökten bir dönüşümü söz konusu olabilir. 2025’te Neptün Koç burcuyla buluşacağı için, irade özgürlüğü ve mücadele ruhunu vurguluyor.

***

Yazının başında, Akrep burcu olan Türkiye’nin iyicil niteliklerini ortaya koyamadığından bahsetmiştim. Oysa Türkiye haritasında nadir rastlanan büyük su üçgeni, devrimlerle kendini defalarca var etmeyi başarmış, küllerinden yeniden doğmuş bir halkın imzasını da taşıyor.

Türkiye’nin burcu Akrep’in iki farklı yüzü

Akrep’in iyisiyle kötüsü birbirinden gece ve gündüz kadar farklıdır. Karanlık tarafı “yılan Akrep” arketipiyle temsil edilirken, aydınlık tarafı “kartal Akrep” olarak bilinir. Yılan Akrep fanatizmi, kıskançlığı, öfkeyi ve intikamı kullanarak başkalarına gücünü hissettirmekten haz alırken, kartal Akrep ise gücünü bilgece ve adilce kullanır, sınırları olmayan gökyüzünde süzülerek başkalarına öncülük eder.

Bizi tehdit eden bir kötülüğün varlığından endişe duyarak her an tetikte beklemek ve yazgının düşmanlarımızı cezalandırmasını dilemek yerine, bütün talihsiz koşullara rağmen karamsarlığa yenilmeden kendimizi bir kartala dönüştürebilme yetisini kazanmamız gerekiyor. İnsan ancak intikam duygusunu reddettiğinde ve korkularını başkalarına adil biçimde önderlik etmek uğruna alt ettiğinde, kanatlarına kavuşur. Sembolik olarak kartal özlem duyulan özsel aydınlanma ve özgür düşüncedir.

Kimsenin kusursuz olmadığını hatırlayarak birbirimizi affedebildiğimiz zaman, kuşkusuz hem yaşadığımız toprakların hem de kalbimizin çölleri iyiliğin bereketli yağmurlarıyla yeşerecektir.

İlk olarak HThayat’ta yayınlanmıştır.

Yorumlar