Sinastride Satürn ve Ay


‘’Bunun aşkla ne ilgisi var?

Bir kalp kırılabiliyorsa eğer,

Ona kimin ihtiyacı var?’’

‘’What’s love got to do with it?’’ filminin bir sahnesinde, Tina Turner intihar teşebbüsünde bulunmuş, ambulansla hastaneye yetiştirilmeye çalışılıyor, yanında yıllardır bir türlü kurtulamadığı kocası Ike Turner, suna benzer bir laf ediyor: ‘’Bu işten sıyrılmalısın kaltak, eğer sıyrılmazsan, seni ben geberteceğim.’’

Filmi izlerken derin bir acı duydum. Tina ve Ike lişkisinde, olumsuz bir Satürn Ay açısı olduğunu düşünerek haritalarına baktım, yanılmamışım. Şüphesiz aralarında negatif Satürn Ay ilişkisi olan her sinastri incelemesinde bu denli ağır vakalara rastlanmayabilir. Yine de kendi 4 senelik tecrübemi göz önüne aldığımda, ilişkimin fiziksel şiddetten öte psikolojik şiddet barındırdığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Satürn, bilindiği gibi kısıtlayan, eleştiren, baskı kuran, pek sevgili Kristin’in dediği gibi, tarifsiz acılara neden olan bir ilah. Ay ise hassas, duygularını ifade etmekten çekinmeyen, yine Kristin’in yazdığı gibi ölümsüz bilge kadın. Peki, nasıl olur da bu iki zıt kutup, birbirlerine unutulmaz nitelikte kadersel şeyler yaşatmak için bir araya gelirler? Cevap çok basit; İkisinin de birbirine ihtiyacı vardır da ondan.

Muhtemelen Ay, Satürn ile karşılaştığında hayatının kontrolünü henüz eline almamış, nasıl ve nereden başlayacağını bilmeden, zevk-i sefa içinde dolanıp duruyordu.  Satürn ise çektiği tüm acıların, kendisine kazandırmış olduğu güç ve amansız bir kibirle, kendi kendine inşa ettiği kulenin en tepesinde yalnız başınaydı. Bakmayın siz onun kibirli duruşuna, bir Satürn dışardan istediği şekilde algılanmanın üstadıdır. Ancak içinde, özlemini çektiği pek çok “duygu” vardır ve tam da bu noktada evet bildiniz, eğlenceli, duygusal, hülyalı Ay imdadına yetişir. Doğruya doğru, ilişkinin ilk zamanları inanılmaz bir bütünlük ve mutluluk içinde geçer. Satürn aradığı tüm onayı ve beğeniyi Ay’dan alır. Ay’ın kendini bu denli açıkça ifade etmesine hayran olur. Karşılığında Satürn de Ay’a, kendine yeterince güven duyması gerektiğini, disiplini, rasyonelliği ve objektifliği öğretmeyi amaç edinir. Ay, daha önce Satürn kadar güçlü biriyle karşılaşmamıştır.

Zamanla, Satürn’den öğrendikleriyle kendine güveni artan Ay, Satürn’ü korkutmaya başlar.  Satürn’ün etrafında ise, onu bu denli iyi tanıyıp, kendisine zayıflıklarını göstererek meydan okuyacak biri yoktur. Aslında Ay’ın meydan okumaya falan niyeti de yoktur. Fakat Satürn, iletişimin eşit olması gerektiğine inanmaz, bükemediği eli öper tabi ama bükemeyip öptüğü eli yanı başında tutacak kadar cesur değildir. Satürn korkaktır. Ay’ın kendini ifade etme şeklinden, insanlarla kurduğu saf iletişimden, hatalarıyla yüzleşmesinden, tökezlediğinde, ağlayıp zırladıktan sonra, hayatına yeniden çocuksu neşesiyle devam edebilmesinden rahatsız olur, hatta zaman zaman kıskanır. Satürn Ay gibi değildir, hiçbir zaman da öyle olmayacaktır ve işte büyük sorunlar burada devreye girer; Bilerek ya da bilmeyerek Ay’ı eleştirmeye, hissettirmeden onu baskı altında tutmaya, yeterince ilgileniyor görünmemeye -bazen gerçekten bilerek yeterince ilgilenmez- başlar. Onunla birlikte yapılmayan her plan kötüdür. Onunla izlenmeyen filmlerin bir anlamı yoktur. Katkısı olmayan işleri pek onaylamaz ama o işlere katılmakta da istekli görünmez. Tüm bunları tek bir şey için yapar; Yeter ki Ay ondan başkasını sevmesin. Ondan başkasıyla mutlu olmasın, vazgeçmesin. Bir yandan da zekidir ve aslında yaptığının yanlış olduğunun farkındadır. Ama o kadar zor koşullarda büyümüş, o kadar sevgisiz yaşamaya alışmıştır ki, doğrusunun ne olacağını hissetse bile, bunu ifade etmekte zorluk çeker. Sevginin, karşısındakini olduğu gibi kabul etmek ve bazen şefkatle onaylamak olduğunu bilmez Satürn. Ay’ın tepkilerini küçümser. Ona kendisini yetersiz hissettirir.

Ay’a gelince, verir, besler, anlamaya çalışır. Bazen anlar, bazen anlamaz. Gücenir. Yeterince sevilmediğini, onaylanmadığını düşünür. Ne kadar denerse denesin, Satürn korkularını rahatça ifade edemediği taktirde, sonuç hüsrandır.

Satürn Ay negatif açılarında Ay sahibine çok iş düşer. Nasıl olacağı Ay’a kalmış, ister meditasyonla ister dua ederek, bir şekilde içsel bütünlüğünü korumak zorundadır. Satürn ile ilişkisini devam ettirmek istiyorsa, Satürn’ün acımasızlığının, korkularını örtmek için kullandığı bir kılıf olduğunu, bunun kendisine duyduğu sevgiyle alakası olmadığını anlamalıdır.  Aslında Satürn Ay’ı seviyordur, hem de çok, yalnızca nasıl ifade etmesi gerektiğini bilmiyor, önüne engeller koyuyordur. Bazen de bu açı görüldüğü zaman ilişkinin zamanlaması yanlıştır, erkendir. Taraflar daha ileri bir tarihte, özellikle Ay’ın daha olgunlaştığı bir dönemde tekrar bir araya gelebilirler. Kıvanç Tatlıtuğ ve Azra Akın ilişkisinde de olumsuz bir Satürn- Ay açısı göze çarpar; Yıllardır bir türlü evlenemiyorlar ama vazgeçmiyorlar da. Fikrim bir şekilde yeniden birleşecekleri yönünde, Azra Akın ne zaman evlilik ısrarından vazgeçip Kıvanç Tatlıtuğ’un kişisel gereksinimlerini anlar, o zaman Kıvanç Tatlıtuğ evliliği düşünmeye başlar gibi geliyor bana.

“Madem bu kadar iyi biliyordun neden ilişkin devam etmedi?” diye düşünenler de olacaktır. Bir sürü olumsuz Satürn açısıyla baş edemedik, hoş onun baş etmeye gönlü yoktu. Bu çok zorlu bir macera. Yeni bir ilişkiye başlarken özellikle partnerinizin Satürn’ü ile kişisel gezegenlerinizin açılarını incelemenizi öneririm. Unutmak, yeniden başlamak ve kaybettiğiniz güveni tazelemek yaş ilerledikçe zorlaşıyor çünkü.

Sevgilerimle,

 

Sıla Karadoğan

Yorumlar