Sağlık Astrolojisi – “Ne zaman diyete başlamalıyım?”

Fazladan kilolar “sevilecek daha fazla yer demek” olsa da,  geçmişteki pek çok kültür ve sanatta kadının balık etlisi makbul bulunmuşsa da, ne yazık ki ekstra kilolar sağlığımızın düşmanı. Hep söylerim “kilo almak gibi bir dert olmasa insanlar sadece yemek yiyerek de mutlu olabilirler” diye. Yengeç burcuyum malumunuz : ). Türkiye’nin de yükselen burcu yengeç olunca, haliyle ülke olarak damak zevkimize pek düşkünüz.  Seviyoruz yemeyi içmeyi, yedirmeyi içirmeyi. Ama iş kilo vermeye gelince, mutsuz oluyoruz. Şok diyetler yapıyor, çok geçmeden verdiğimiz kilonun iki katını geri alıyoruz. Peki astrolojik bu konuda ne diyor?

Genelde magazin ağırlıklı sitelerde ve dergilerde burçlara göre diyet önerilerine yer verilir. Fakat daha derine inersek, fiziksel imajımızı temsil eden yükselen burcun, beslenme alışkanlıklarımızla birebir alakalı olan Ay burcunun ve damak zevkini gösteren Venüs’ün de en az Güneş burcu kadar önemli olduğunu farkederiz. Mars ise genelde haritalarda, enerjimizi nasıl harcadığımızla ve ne türden fiziksel aktivitelere eğilimimiz olduğuyla ilgilidir.

Eğer haritanızdaki yükselen burç ve gezegen yerleşimleri ateş elementindeki (koç, aslan, yay) ve hava elementindeki (ikizler, terazi, kova) burçlarda ağırlık gösteriyorsa, metabolizmanız hızlıdır demektir. Bu kişilerde ciddi bir kilo problemine nadiren rastlanır. Toprak elementi (boğa, başak, oğlak) ve su elementi (yengeç, akrep, balık) vurguluysa metabolizma yavaşlar. Dolayısıyla kilo alma potansiyeli de artar. Yengeç burcu özellikle yemeğe bağımlılığı temsil eder. Yengeç burcu olan ABD’nin %60’ından fazlasının obeziteden müzdarip olduğunu biliyoruz.

Beslenme Düzensizliği ve Yeme Bağımlılığıyla İlgili Astrolojik Göstergeler

Elbette bağımlılık dendiğinde akla gelen diğer unsur Neptün’dür. Neptün adeta enerjiyi sabote eder ve belirgin bir üşengeçlik verir. Ağır Neptün etkisi yaşayan kişiler işlerini “yarına yaparım nasılsa” bahanesiyle ertelemeye eğilim gösterirler. “Yarın diyete başlarım, yarın kesin spora yazılacağım” vs gibi. Neptün aynı zamanda bağımlılıkların altında yatan asıl psikolojik sebebe ışık tutar. Doğum haritasında Mars/Neptün açısına sahip kişilerin büyüdükleri aile ortamında genelde rahata alıştırıldıkları, ebeveynlerinden birinin kendileri yerine her işe koşturduklarını öngörmek zor değildir. Dolayısıyla bu açıya sahip kişi zamanla tembelleşir ve işlerini başkalarına yaptırmaya çalışır. Öfkesi yorgunluğa ve sıklıkla depresyona dönüşür. Haritadaki Neptün bu şekilde kişinin fiziksel enerjisini sabote etmiş olur.

Neptün “hayır” dememizi de zorlaştırır. Bu nedenle zorlu Neptün transitlerinde – yemek de dahil olmak üzere – her nevi bağımlılıktan kurtulmak şöyle dursun, yeni bağımlılıklar edinmek işten bile değildir.

Transit Uranüs’ün yükselen burçtan geçmesi, Güneş, Ay, Venüs ve Mars’a olumlu açılar yapması yeni bir yaşam tarzıyla ilişkilidir. Vejeteryan olmak ya da glutensiz gıdalarla beslenmeye başlamak tam da Uranüs’e özgü radikal değişimlerdir. Kişi yeni bir beslenme ve spor düzenine adapte olarak kilo verebilir. Fakat Uranüs’ün negatif açıları için aynı şeyi söylemek zor. Misal doğum haritasında, Ay/Uranüs arasında stresli bir açı varsa, kişinin yemek bağımlılığı olabilir. Bu bağımlılık küçük yaşlarında, anne veya babaya karşı isyan olarak gelişmiş olabilir.

Transit Plüton yükselen burçtan geçerken ya da Güneş’le açı yaparken,  eski alışkanlıkları ve düzenleri yıkar. Bu transit altında kilo verilebilir. Ama aynı zamanda Plüton sınırları zorlamakla ilgilidir yani diyete başlayan kişi kiloyu takıntı haline getirerek bulimia ya da –eğer Tra. Plüton Ay’la da sert açı yapıyorsa – anoreksiya gibi sorunlara neden olabilir.

Haritasında Ay/Plüton zor açıları bulunan kişi için yemek ya bir bağımlılık ya da bir ızdıraptır. Genelde aşırı kontrolcü bir ebeveyne karşı verilen bir tepkiyle ilgilidir. Ay/Satürn zor açıları ise yemek masasındaki gerginlik, yemekle ilgili isteksizlik demektir. Besin alerjileriyle de ilgili bulunur.

Haritadaki Mars ve Plüton negatif açıları ise yoğun bir öfkeye işaret eder. Kişi adeta öfkesini kilolarına hapsetme eğilimi gösterir ve bu öfkeyi serbest bırakmakta zorlanır.

Mars/Ay negatif açılarından ise yemeklerini hızlı yiyenler çıkar. Mars/Satürn açılarında troid problemlerine rastlanır.

Ay/Jüpiter, Venüs/Jüpiter karesi, kavuşum ya da karşıt açıları aşırılık verebilir. Bu açılarla ilgili doyumsuzluk söz konusudur.

Psikolojik Etkiler

Kilolu insanların daha mutlu, zayıf insanlarınsa sinirli oldukları söylenir ya hani, hiç fazla kilolarımızı haklı çıkaracak bahaneler üretmeyelim. Çevremdeki zayıf insanları gözlemlediğimde bu kişilerin genelde öfkelerini, korkularını yani duygularını ve tepkilerini dışarıya yansıtırlarken zorlanmadıklarını gördüm. Oysa hayatı boyunca fazla kilolarından şikayet etmiş kişiler genelde seslerini yükseltmek ve aksiyona geçmek yerine buzdolabına sığınmayı tercih ediyorlar.

Kilo problemlerinin altında yatan sebepler çoğu zaman psikolojiktir. Stres, karamsarlık, endişe, sıkıntı ve yalnızlık gibi duygular yüzünden kilo kronik bir sorun haline gelebilir. Örneğin kişi fiziğine güvenmediği için, cinsel enerjisini de doğru kullanamaz. Çocukluk yıllarında kiloları yüzünden eleştirilmiş kişi ise öfkesini yemeye devam ederek çıkarır. Bazı aşırı kırılgan insanlar ise kendilerine yemek yiyerek ruhen tatmin oldukları br duygu durumu yaratırlar. Bu yüzden de, duygusal sorunlarımızı tanımlamadan ve bunların üstesinden gelmeden zayıflamak kalıcı olmaz.

Diyete Nasıl Hazırlanmalı?

İlk önce kendimize zor olsa bile, “En son ne zaman hoşnut olduğum bir fiziğe sahiptim?” diye sormamız gerekli. Lisede mi? Son işinizden ayrılmadan önce mi, ne zaman? Örneğin çoğu kişi bu soruya “evlenmeden önce” diye yanıt verecektir. Evlendikten sonra kilo almak genelde partnerimize kendimizi iyi ifade edememekten, kendimiz gibi davranamamaktan kaynaklanabilir. Kilo almak bir nevi savunma ve korunma ihtiyacıdır. Bir şekilde evliliklerde ortak keyif alanı yaratmak için, insanlar yemeğe yönelebilirler.

Fazla kiloların altında yatan psikolojik meseleyi aydınlattıktan sonra, kendimizi aktif olabileceğimiz sosyal ortamlara entegre etmeli, masaj ve benzeri terapilerle kendimizi şımartmalıyız. Daha sonra fiziksel olarak enerji harcayabileceğimiz spor aktiviteleri belirlemeliyiz. Elbette herkes gym’de vakit geçirmekten hoşlanmaz. Ne tarz sporlardan keyif alabileceğinizi tespit etmek için haritanızdaki Mars’ın konumunu ve açılarını incelemenizi öneririm. Örneğin Mars balıktayken kişinin dansetmeye ve yüzmeye eğilimi olacaktır. Mars kovadayken yelkenli, rüzgar sörfü ve su sporları, Mars terazideyken yoga ve benzeri şekilde “dengeyi” temel alan aktiviteler, Mars yaydayken koşu, Mars koçtayken rekabet gerektiren sporlar önerilebilir.  Daha önce söylediğim gibi, sadece Mars değil, Güneş burcu, Ay burcu, Venüs ve yükselen burç sentezlenerek bir sonuca varılmalıdır (Bu yazıda hepsine ayrı ayrı yer vermeyeceğim. İlgileniyorsanız kişisel danışmanlık servisini kullanmanızı rica ederim).

Kilolarından şikayet eden kişilerin evleri, gardropları, arabaları da genelde dağınıktır. Kafalarının içinde olduğu gibi, yaşam alanlarında da adeta bir kaos hüküm sürer. Dolayısıyla diyete başlamadan hem kafamızı hem çevremizi toparlamamız için kapsamlı bir temizlik yapmamız gerekir.

Buzdolabındaki faydasız olan bütün yiyeceklerden kurtulmalı, alışveriş listelerini diyetimize uygun ürünlerle doldurmalı ve arabada, yatak odasında, TV karşısında yemek yemekten vazgeçmeliyiz. Eğer alışveriş esnasında kendinize hakim olmakta güçlük çekiyorsanız, yanınıza beslenmesine dikkat eden bir arkadaş almanızı önerebilirim.

Astrolojik Olarak Diyete Ne Zaman Başlanmalı?

Diyete başlamak için en kötü zaman transit Jüpiter’in natal Güneş, Ay ve Venüs’le olumlu ya da olumsuz açılar yaptığı zamanlardır. Zira belli bir disipline uymakta güçlük çeker, hep daha fazlasını isteyerek işin suyunu çıkarırız. İştahımız arttıkça artar. Gerçi söz konusu açılar aşkta ve parada şans demek olduğu için, ne kadar kilo aldığımızın önemi olmadan kendimizi gayet geniş ve mutlu da hissedebiliriz.

Uranüs ve Plüton’un Güneş, Ay, Venüs ve yükselen burca olumlu açılarında beslenme alışkanlıklarımızın değişebileceğinden bahsetmiş, kilo vermenin mümkün olacağından bahsetmiştim. Ama özellikle transit Satürn’ün yükselen burca ve saydığım gezegenlere olumlu açıları disiplinli bir şekilde kilo vermek için uygundur.

Acımasız öğretmen Satürn gerektiğinde bir yaşam koçuna da dönüşebilir. Misal Transit Satürn natal Ay’la kavuştuğunda yaşamdan ve dolayısıyla yemeklerden de tat almakta zorlanırız. Fakat tam da kendimize çeki düzen verme zamanıdır. Sadece aşırı yemeyi değil, sigarayı ya da içkiyi bırakmak için de olumlu bir dönemdir.

Kilo vermek için bekleyemem diyorsanız, dolunayda ya da dolunayı takip eden birkaç gün içinde diyete başlamanızı öneririm. Yeni ayda ya da Ay büyürken diyete başlamak iyi bir fikir değildir. Eğer Retro Merkür’le diyete başlarsanız, geçmişte denediğiniz ama başarısız olduğunuz bir diyeti yeniden uygulamaya çalışmalısınız.

Dolunayda ya da dolunayı takip eden birkaç gün içinde, yani diyete başlama aşamasında ilk olarak 24 saat sadece su ve sıvı tükettiğiniz bir detoks programı uygulayabilirsiniz.

Son olarak…

Astrolojik tavsiyelere kulak verin fakat tıbbi bir sorun yaşamamak için mutlaka doktor kontrolünde diyetler yapın.

 

Mutlu ve sağlıklı günler!

Yorumlar