Mozart’ın Astrolojik Portresi

Zamanının Ötesindeki Deha

Mozart müzik tarihindeki en önemli ilk serbest sanatçıdır. Yüzyıllar boyunca süregelen ve  modası geçmiş kalıplara sıkı sıkıya bağlı, gelenekselci sanatçı anlayışına yeni bir akım getiren ilk kişi olmuştur. Haritasındaki güçlü ve bağımsız Uranüs yerleşimi göz önüne alındığında bu durum hiç de sürpriz sayılmamaktadır. Gezegenlerin Kova’da ve özellikle yaratıcılık evi olan 5. evde yığılması özgürlük ve bireysellik konularının öncelik taşıdığını göstermektedir. Mozart eksantrik, idealist, cüretkar ve Batı Müziğinin en tanınmış ve üretken dahilerinden biridir. Müzikle ilgili olan Yay Burcunda, Plüton ile kavuşum yapan sezgisel bir 4. ev Ay’ıyla doğmuştur. Mozart’ın doğrudan doğruya yöneldiği ilk enstrüman piyano olmuştur. İnanılmaz hızlı bir gelişim göstererek, nota öğrenmiş, öğrendiklerini hemen uygulamaya koyarak beste yapmaya başlamıştır. Hayret verici yeteneği ilk olarak progress Ay, 5. ev Kova’da (performansın, yaratıcılığın ve icra etmenin yeri) Güneşiyle kavuşurken yani 3 yaşının başlarında ortaya çıkmıştır. Kısa süre içinde Avrupa’daki en ünlü çocuk yıldız olarak ünlenmiştir.

Mozart’ın olağanüstü dehası ilk olarak, entelektüel ve eğitimli bir müzisyen olan aynı zamanda Akrep burcu olan babası Leopold tarafından keşfedilmiştir. Oğlunun sıra dışı yeteneği doğal olarak “analizci” Akrep’in gözünden kaçmamıştır. Oldukça hırslı olan baba 18. yüzyıl müzisyenlerinin düşük – orta sınıf pozisyonlarının içinde oğlunun çok daha yüksek bir seviyeye erişeceğini, başarı ve güç elde edebileceğini hissetmiş olmalı ki öğretmenliğini ve menejerliğini yapmaya başlamıştır. Avrupa’da müzik konusunda sözü geçen otoritelerden önce, gösterileri ayarlamış, parlak bir gelecek vaat eden oğlu üstünde tüm kontrolü yine bir Akrep’ten beklenen biçimde eline almıştır.

Mozartın Astrolojik Portesi-1

6 yaşına geldiğinde, Balık’taki progres Ay’ı 6. evin öğrenilen becerileri ve tekniklerinden, sosyal ev olan 7. eve geçtiği zaman Mozart, bir klavye ustası olarak tanınıyor ve doğanın bir mucizesi olarak selamlanıyordu. Bu kadar genç ve deneyimsiz olması gereken bir yaşta, O yoğun bir çalışma hayatının içindeydi. Kısa hayatının başından sonuna kadar peşini bırakmayacak ün ve şöhret getiren performanslar sergiliyor, turlara çıkıyordu.

Mozartın Astrolojik Portresi-2

Ülke çapında çıktığı turlar sayesinde Mozart Avrupa’ya özgü birçok müzik çeşidine maruz kaldı. Farklı müzikleri tanıyor olmanın avantajlarını, kendi eşsiz, evrensel ve hümanist müziğini yaparken görecekti. Yine de yolculukları sorunsuz olmayacaktı. Başaktaki yükselen ve Kuzey Ay Düğümü kavuşumu, 6. ev yöneticisi Balık Uranüs’ünü de kapsayan görünümün yanı sıra, Plüton’un Ay ile kavuşuyor olması genç Mozart için sözleşmeli olarak çıktığı uzun seyahatler esnasında hastalıklar öngörmekteydi. Hassas bir çocuk olan Mozart, kıtanın bir yanından öteki yanına geçerken, çiçek hastalığından kızıla hemen hemen her belaya yakalandı. Kendi gibi Başak yükseleni olan babası aynı zamanda tıbbi bilgisi olan biriydi. Sevgisinin gücü ve “black powder” adı verilen bir takım gizemli ilaçlarla oğlunu ayakta tutmaya çalışıyordu. Ama ne yazık ki erken yaşta geçirdiği tüm bu hastalıklar muhteşem sanatçının zamanından önce gerçekleşen ölümünün habercisiydi.

Leopold’un ve Wolfgang Mozart’ın haritaları aynı zamanda “Astrolojik kalıtım” konusuna mükemmel bir örnek teşkil etmektedir. Baba ve oğul her ikisi için de nadiren görülen sabit burçlardaki Güneş- Satürn- Merkür kavuşumunun karşıt görünüm yaptığı bir Neptün söz konusudur. Aynı zamanda her ikisi de Başak yükselen ve 4. ev Yay’da bulunan Ay’a sahiplerdir. Leopold babasını gençken kaybetmiştir, Mozart da neticede sevgili babasını bir ruh hastalığı sonunda “kaybetmiştir”. Leopold 3. evine düşen Güneş, Satürn, Merkür kavuşumu sayesinde tanınan bir eğitimci olmuştur. Kendi döneminin en çok kabul gören, bugün bile hala saygı uyandıran, keman öğrenimi hakkındaki metinleri yazmıştır. Solar haritasında bu konfigürasyon 5. evine düştüğünde, küçük Mozart da ilkin bir müzisyen olarak tanınmıştır.

Mozart,  oğlunun yeteneklerini teşhir ederek kazanç sağlama amacıyla seyahatler ayarlayan babası ve hiç bitmeyecekmiş gibi görünen zorlu turneler sonucunda, kısa  zamanda ailesinin geçimini sağlayan kişi haline geldi. 4. evde Yay’da bulunan Plüton Ay tam kavuşumu, aile tarafından engellenmeyi ve sürekli yer değişikliğini göstermektedir.

Aile evinin yani 4. evinin (Yay) yöneticisi Jüpiter, artistik yetenekler veren Terazidedir ve gelir ve parasal kaynaklar evi olan 2. evde bulunmaktadır. Jüpiter aynı zamanda kendi burcundaki Plüton/Ay kavuşumuna da sextile (60’lık) açı yapmaktadır: Mozart, ailesi için büyük paralar kazanmıştır. Onun sayesinde ailesi ihtişamlı saraylara ve varlıklı Avrupa evlerine giriş izni kazanmıştır. Dolayısıyla Leopold’un Salzburg’da başpiskoposun yanındaki önemsiz bando şefi asistanlığı pozisyonunun aksine, genç Mozart sayesinde prestijlerini arttırmış ve bunun keyfini çıkarmışlardır.

Küçük yaşta güç sahibi yetişkinlerin arasına itilen Mozart her şeye rağmen ancak tanrı tarafından kutsanmış çok yetenekli çocuklarda görülebilecek bir duyarlılık, işbirliği ve ailesini memnun etme çabası göstermiştir. Ailesinin beklentilerine uyarak yaşamak gibi bir psikolojik baskı, yine aynı şekilde 4. evdeki Plüton/Ay kavuşumuyla temsil edilmektedir. Yanı sıra, çok zeki ve kolayca sömürülen çocuk üstündeki etkilerin oldukça ağır olması olasıdır. Satürn, Güneş ve yükselen Başak yöneticisi Merkür kavuşumu genç yaşta Mozart’ın ağır ve çok erken gelen sorumluluklar içine itilmesinin göstergesi olduğu gibi, çocuklukta arkadaşlıklardan mahrum kalacağını da gösterir (kavuşum Kova’da) . Satürn aynı zamanda babasının göstergesidir. Sevecen ama baskıcı ve muazzam bir kontrol duygusu taşıyan bir baba figürünü tanımlamaktadır. Babasının söz konusu kişilik özellikleri, Mozart’ın delikanlılık döneminde yaşadığı değişimleri reddeden tutumlarıyla iyice belirginleşir.

Mozart, hayranlık uyandıran ve büyüleyici piyano ustalığını gerek duyulduğu her an, babasının komutları altında kanıtlamış, yeteneğiyle özellikle asilleri cezp etmiştir. Yaşadığı baskılara rağmen, haritasının 5. ev etkisiyle ilgi odağı olmayı sevmiş ve yeteneklerini sergilemek onun için büyük bir mutluluk kaynağı olmuştur. 18. yy. da “klavye” Mozart için, modern zamanların video oyunlarından farksızdı. Bu yüzden meydan okuma ve eğlence dürtüsüyle gününün çoğunu piyano başında geçiriyordu.

Mozart’ın doğumu bilimsel deneylerin zaferiyle sonuçlanan bir tarihsel periyoda denk gelmiştir ve bu yüzden küçük Mozart bilimsel birçok çalışmanın hedefi olmuştur. Bilim adamları ve müzik uzmanları tarafından türlü sınavlara ve incelemelere tabi tutulmuştur (Satürn, Kova’daki Güneş – Merkür üzerinde). Tüm bunlar küçük çocuğun eksantrik ve karmaşık mizacı için oldukça şaşırtıcıydı. Satürn’ün 5. evdeki konumuyla, başkalarının kendisine gösterdiği sevginin başarısına ve performansına bağlı olduğunu düşünmüş olmalıydı. Venüs’ün 6. evde bulunması ise, sevilmek için çalışacağı, ürünleri dolayısıyla sempati kazanacağı anlamı taşıyordu. Sürekli olarak sorduğu soru “ beni seviyor musun? “ olurdu. Cevap şakadan “ hayır “ bile olsa gözleri dolardı.

Mozart’ın haritasında hava elementi baskındır. Nasıl ki ateş görsel, toprak duyusal, su ise duygusalsa, hava da işitme ile ilgili fonksiyonlardır. MC ve gezegenlerinin 5’i hava grubu burçlarda bulunmaktadır. İşitme fonksiyonu fazlasıyla gelişmiştir. Öyle ki küçükken, çok yakınında bir trompet çalsa, korkudan ve şoktan bayılacak gibi oluyordu. Mozart hakkındaki en ünlü hikayelerden biri, hasetle muhafaza edilen kilise bestelerinden biri olan Allegri’s Misere’yi ortaya çıkardığı döneme gönderme yapar. Her hangi birinin Vatikan dışında bu besteyi çalması ya da kopyalaması yasaktı. Öyle ki bunu yapan her kimse aforozla cezalandırılacaktı. Genç Mozart sadece bir kere bu parçanın çalındığını duydu ve anında bütün parçayı hafızasına kaydetti. Aforoz yerine tüm Roma’nın hayranlığını kazandı.

Dramatik Aslan burcundaki Neptün’ün, işitsel hava burcundaki Güneş, Merkür, Satürn kavuşumunu karşısına alması, çaba harcamadan arkası kesilmeyen bir ilhamla, mükemmel ve seçkin bir müzik akımına kanal açacağını göstermektedir. Neptün ve Merkür arasındaki açı aynı zamanda görüntüsel hafıza niteliğini de ifade eder. Bu özellik uluslararası yaptığı onca seyahat boyunca deneyimlediği tüm müzikleri hafızasına yerleştirmesiyle kendini göstermiştir. Merkür Neptün kombinasyonu, Mozart’ın olağanüstü hatırlama yeteneğini ve hayallerini paylaşan diğer dehaların haritalarında da görülmüştür. Buna örnek olarak, Neptün Merkür kavuşumunun sağladığı muazzam yaratıcılık seline maruz kalmış J.S. Bach vardır. Yanı sıra, üretken, bilimsel ve mucizevi Nicole Tesla, Merkür Neptün karesine sahiptir ve büyük oyun yazarı Oscar Wilde Merkür Neptün üçgeni sayesinde tek gözüyle bir sayfa olmak üzere, 2 sayfayı aynı anda okuyabiliyordu.

Başlangıçtan beri bu 5. ev çocuğu, kendi çağında en dramatik sanatların temsili eğlencesi olan opera aşığıydı. İlk operasını 20 yaşında besteledi. Zamanının Avrupa’daki en ünlü bestecisi Hasse, Mozart için “ Bu çocuk hepimizi unutturacak! “ demiştir. Nitekim de tahmini doğru çıkmıştır.

Mütevazı Başak yükselenin Kuzey Ay Düğümü ve Vesta ile kavuşması, Satürn’ün Güneş ve Merkür ile kavuşumu yüzünden Mozart’ın mükemmel çocuk olması kaçınılmazdı. Bütün bu işaretler, disiplinli, olgun ve çok çalışkan bir kişiliğin göstergesidir. Elbette Mozart seve seve iş birliği yapmış, işini derin bir tutkuyla icra etmiştir. Ancak ergenlik çağının bitiminde ailesinin kendisini tembellikle suçlamasına ve onların beklentilerini gerçekleştirmediği yönündeki eleştirilerine maruz kalmıştır.

Wolfgang Mozart “Superstar”

Mozart bunu nasıl başardı? Yani yaşamı üzerinde baskı yaratan yetenekleri ve hiç durmadan çalışma kapasitesine rağmen finansal bir karmaşa içerisinde, 35 yaşının başlarında hayatının trajik bir şekilde sonlanmasıyla, umumi bir mezarlıkta işaretsiz bir gömüt olmayı? Karşımıza bazı sosyolojik nedenlerin yanı sıra, Mozart’ın karakterine bağlı olarak gelişen ve aile hayatı gibi birçok faktörün birleşiminden oluşan karmaşık bir cevap çıkıyor. Söz konusu faktörlerin birçok şekilde doğum haritasına yansıdığını göreceğiz. İlk dikkat çeken konu Kova’nın dehası ve asiliğidir. Bununla beraber Balıksal ilhamın ve elverişsizliğin yanında yüksek Aslan gösterişi ve kibri de katkıda bulunmaktadır.

Mozart’ın haritası dahi ve ilham vericidir. Başak yükselen ve MC İkizler dolayısıyla Merkür yöneticidir ve 5. evde yani Aslan’ın doğal evindeki “kavramsal” Kova’da bulunur. Güneş ile birleşip MC’ye üçgen yaparak haritaya etkileyicilik verir ve entelektüel bir “teşhir sanatı” potansiyeli kazandırır. Mozart baştan beri entelektüelliğinin farkındaydı. Bu durum kendini büyük ihtimalle, asiller önünde performansını sergilemeye başladığı ve turnelere çıktığı 6 yaş civarında belli etti.  En azından müzik için asil kesimin gözünde Mozart, olağanüstü entelektüel bir olaydı. Yeteneği ve yaratıcılığı yüzünden sersemliyorlardı. Uzmanlar Merkürsel zekaya sahip genç Mozart’ın gerçekten de doğanın bir mucizesi olduğunu kabul etmek zorunda kaldılar.

İlginçtir ki Rossini ve Schubert’ in de Mozart’ın Kova’daki Merkür yerleşimini paylaştığı gözlemlenmiştir. Bu üçü bestenin dilbilimsel özelliği konusunda ustalardı. Örneğin Schubert, Rossini ve Mozart gibi sadece başarılı operalar yazmakla kalmadı, şiirle harmanlanmış müzik olan yüzlerce balat yazdı. Kova özellikle dil bilimcilerin haritalarında belirgindir ve aynı şekilde bilim gibi zihinsel bir takım sistemlerde uzmanlaşmış, hukuk, muhasebe, müzik kuramı ve besteciliği ile uğraşan kişilerin haritasında da ön plandadır.

Mozart doğuştan gösteri dünyasına aitti. 5. evinin parlaklığıyla yeteneğini ortaya koyuşu ve dünyanın en zengin ve nüfuzlu kimselerinin dikkatini çekmesi ona erken kazanılmış bir güç ve yenilmezlik duygusu verdi. Dinleyicilerine ve diğer müzisyenlere karşı üstünlüğünü farkındaydı. Bu üstünlük hissi ve 5. ev kibri yükselen Başak’ın mükemmeliyetçiliğiyle birleşmiş, ergenlik ve gençlik döneminde insanlara karşı bir yabancılaşma başlamıştır. Diğer müzisyenlere karşı, büyük ihtimalle kendinden daha az yetenekli oldukları için bir hoşnutsuzluk ve kınama duygusuyla oldukça eleştirisel yaklaşmıştır. Kendisi gibi özel yeteneklere sahip bazı sanatçılarla karşılaştığında ise ilgisi ve coşkusu sınırsızdı. Teknik ve estetik ustalığını anlamayan insanlar için müzik icra etmekten hoşlanmıyordu.

18. yy. müziği sanat dalları arasında en soyut ve entelektüel olanıdır. Mozart bu çağa uygun bir olgunlukla doğmuştur. Haritasında, çağının zor müzik kuramını kavramasını sağlayacak etkili bir Satürn anlayışı hakimdir. Müzikteki ustalığı, Neptün’ün duygusal hassasiyeti ve kalabalıkları nefessiz bırakan yeteneği, söndürülmesi imkansız bir ateş gibi ününün yayılmasını sağlayan Uranüsyen dehanın etkisi olarak açıklanır.

Haritanın baskın konuları Uranüs’ün yüksek zekası, Neptün’ün ilham ve hayal gücü olarak oldukça belirgindir. En aşikar olan durum ise Uranüs’ün alçalan (Descendant) çizgisinde (aynı zamanda ilişkiler evi) Güney Ay Düğümü (bilinçaltı modelleri ve süreçler) ile Balık’taki kavuşumudur. Uranüs’ün köşe evlerdeki etkisine bir çok dahinin ve yüksek bilinçli bireylerin haritalarında rastlanır. Bu zihinsel süreçleri hızlandıran ve geliştiren bir durumdur. Aynı zamanda orijinalliği ve soyut düşünce gücünü vurgular. Meşhur Uranisyen sanatçılarına örnek olarak; Richard Wagner Alçalanla (DSC) kavuşum yapan bir Uranüs’e sahipti. Bu kavuşum Güneş ve Venüs’ü karşısına almıştır. Maria Callas’ın haritasında Uranüs Nadir noktası (IC) ile kavuşum yapar ve Güneş’ini kareler. Gustav Mahler aynı şekilde IC ile kavuşan bir Uranüs’e sahipti ve Güneş’e 30’luk açı yapmaktaydı (semi-sextile). Robert Schumann ve William Blake’in her ikisinde de tepe noktası (MC) ile kavuşan bir Uranüs vardı.

En belirgin Uranüs kişiliği olarak Mozart, aşırı hareketli ve sosyaldi. İnsanları ve sosyal görevleri severdi. Bazen şapşal, düzensiz ve fazlasıyla bağışlayıcı olabiliyordu. Bir partiye gittiğinde çevresi arkadaşlarla sarılmış olabiliyordu. Kutlamalarda neşesiyle insanları etkiliyordu. Ama iç aleminde, düşünceleri ve yaratıcılık sürecinde kaybolmuş biri vardı. İçsel fırtınaların sonunda gidip tamamlanmış mükemmel bir besteyi, düzeltmeler ya da gözden geçirmeler olmaksızın kağıda dökerdi. Muazzam el yazısı doğrudan doğruya tanınabilir, karakteristik Mozart’ı yansıtan bir Başak özelliğiydi. Beethoven’ın Yay Burcu özelliği olan, düzeltilmiş ve gözden geçirilmiş yazısıyla kıyaslandığında bile Mozart’ınki çok güzel ustaca işlenmiş gravürler gibi kalıyordu.

Neptün ve Uranüs arasında bir çeşit karşılıklı ağırlama durumu vardır. Uranüs Balık’ta Neptün’ün yöneticisi olduğu burçta, Neptün ise 11. evde Kova’nın yönetici olduğu evdedir. Uranüs, Güney Ay Düğümü ve Alçalanın Balıksal etkisi, Neptün’ün Güneş, Merkür ve Satürn üçlüsüne yaptığı karşıt açıyla Mozart’ın Kova kişiliğine idealist eğilimler vererek katkıda bulunur. En nihayet bir yetişkin olan Mozart, başından beri kendisine engel teşkil eden ailesini Kova-Balık etkisinde ideal ve eşit toplum rüyasını tamamlamak için terk etmiştir. Ardından oldukça güçlü bir politik ve ruhsal hareket olan, aynı zamanda toplumsal aydınlanma amacında demokrat ve halkçı düşünceler içeren Freemasonry locasının sadık bir üyesi haline gelmiştir. Avusturya’da bulunan iki çeşit Mason locasından bir diğeri ise bilimsel, ateist ve doğaüstü felsefesini uygulama yolunda simyayı kullanan bir topluluktu. Mozart’ın sonraki durağı ise burası olacaktı.

Aristokrat Aslan’da bulunan alçalan yöneticisi Neptün, toplumsal özellikler yansıtan 11. evdedir. Bu nedenle çevresi gösterişçi ve nüfuzlu asilzadelerden oluşuyordu. Besteleri sık sık, yeni servete boğulan burjuvazi sınıfından kişiler tarafından satın alınıyordu. Mozart’ın tapılası, sevimli bir dâhiden, bencil ve cazibesini kaybetmiş bir genç adama dönüşmesi gibi, sonradan görme aristokrat sınıfı da günden güne, Mozart’a karşı aşkını yitiren, gücenmiş ve dehasını kötüleyip geri çeviren bir zihniyete bürünüyordu.

Mozart artistik anlamda olgunlaşmakla beraber mali imtiyazlar ve konumlar dolayısıyla haksızlıklara da maruz kalıyordu. Gittikçe kompleks bir hal alan müziğinden anlamaktan yoksun yönetici elit sınıf tarafından defalarca yaralanıyor, bu yüzden de onlara giderek büyüyen nefret ve öfkeyle karışık duygular besliyordu. Mozart’ın derin ve tutkulu ifadesine henüz hazır olmayan Avrupa’nın önde gelen sanat yönetmenleri tarafından açıkça reddedildiği için de, toplumdaki genel müzisyenlere karşı da bakışı giderek küçümseyici bir hal alıyordu. En önemli başyapıtları olan, Figaro’nun Düğünü, Don Giovanni ve Cosi Fan Tutte operalarında cinayet, seks ve toplum ahlakına ters karakter temaları egemendi.

Çok genç bir çocuk olarak bile Mozart iletişim kurduğu insanların psikolojik doğalarına karşı muhteşem bir anlayış ortaya koymuştur. Ancak Neptünsel bir armağanın tanımlayabileceği çarpıcı bir dramatiklik yada Başak’ın ayrıntılardaki ustalığından doğan komedi teması sayesinde farklı şekillerde kendini gösteren karakter özelliklerine sahipti. Kova ve Yay’daki kavuşumlar, içten gelen bir mizah duygusu ve iyimserliği ifade etmektedir. Tiyatro yani sahne ile ilgili yetenekleri ise insanlıkla ilgili olağanüstü operalarında zirveye çıkmıştır.

Mozartın Astrolojik Portresi-3Genç, idealist Kova Mozart, Uranüs’ün keşfinin 25.yıl öncesinde dünyaya gelmiştir. Bilgi ve aydınlanma yolunda prensip sahibiydi. 18. yüzyıl döneminde yüksek bilince dair, din karşıtı hareketler çağın başlıca devrimlerindeki kışkırtıcı unsurları oluşturmuştur. Mozart’ın kendi özgürlüğüne dair verdiği savaş ise, dehasını ve yeteneklerini gelenekselci otorite ve kriterler karşısında ortaya koyabilmekti. O kendi yüzyılının güç, bilgi ve keşfin tam manasında vücut bulmuş en mükemmel haliydi.

Arkadaşları ve ailesi için Mozart, sevecen, sıcak ve cömertti. İhtiyacı olan herkese Jüpitersi Ay’ını uzatması (Ay Yay’da) en çok muhafazakar babası tarafından eleştiriliyordu. Arkadaşları ve dostları tarafından Kova’nın özellikleri olan nazikliği ve mizah yeteneğiyle tanınıyordu. İnsanlara, geri ödemeyeceklerini bildiği halde borç para verir, başıboş sokak sanatçılarını akşam yemeği içim evine getirirdi.

Alıngan Uranüs tabiatına rağmen 10. evinde deneyimlediği Mars sayesinde onu sindirmeye çalışan ve sürekli eleştiren babası dışındaki otorite figürlerine karşı koyabiliyordu.

18. yy. da müzisyenler 2. sınıf vatandaş olarak dikkate alınırlardı. Onlar soylular sınıfının işçileriydi. Aynı şekilde hizmetçiler gibi giyinmeleri, onlar gibi davranmaları ve yemeklerini bile mutfakta yemeleri beklenirdi. Mozart’ın, başarılı konser turlarından sonra Salzburg’daki evine dönüşünde müzikal anlamda korkunç bir cahilliğe sahip olan başpiskopos tarafından pozisyonunun aşağılanmasına tahammül etmek dayanılmazdı. Bu taşra kasabasında tek bir tane bile opera binası olmaması, durumu Mozart açısından daha da kötüleştiriyordu.

Merak edilen nokta, bütün yeteneklerine ve çabasına rağmen Mozart’ın bir yerlerde işe girme konusundaki beceriksizliğiydi. Belki bu durum kısmen oğlunun Salzburg’daki tüm ailesini kültürel ve finanssal olarak kurtarmasını bekleyen babasının kaçınılmaz hükmedici varlığından ileri geliyordu. Belki de 10. evdeki Yengeç’te geri giden Mars ile ortaya çıkan ve fazlasıyla hak edilmiş başarısına engel teşkil eden pasif – agresif bir davranış hali söz konusuydu. Bastırılmış öfke ve kızgınlığı babasını hedef alarak gelişim göstermiş daha sonra da bu tavrı aynı şekilde diğer otorite figürlerine de yönelmiştir. Sonuç olarak Mozart birilerinin destekçisi olmaktan ziyade, sosyal bir yabancılaşma/ayrıksılaşma ortaya koymuştur.

Her ne olursa olsun 18. yüzyıl sanatçılarının himaye ve destek elde etmek uğruna zorunlu olarak kendini küçülten davranışlarının aksine Mozart’ın anti-otorite tavırları yeterince olgunlaşarak bu durumun önüne geçmiştir. Kova-Yay vurgusuyla ortaya çıkan bağımsızlık güdüsü başkalarının isteklerine boyun eğmeyi reddetmiştir.

Mozart’ın Kurtuluşu

25 yaşındayken Pluto Kova’daki Güneş’i üzerinde durağan(stationary) pozisyon aldığında Transit Satürn natal Ay’ıyla kavuştu. İşte o zaman Mozart artık kendini köklerine bağlayan köleliğinden kurtulmaya hazırdı. Hayatının gidişatını oldukça etkileyecek zorlu transitler Mozart’ı işveren ve otorite figürleriyle şiddetli yüzleşmelerin eşiğine getirdi. Bunlardan biri Salzburg’un başpiskoposu olan Collerado’ydu. Kiliseye duyulan öfke ve meydan okuma nadiren rastlanan ve tehlikeli bir meseleydi. Ama aydınlanmanın gerçekçi bir çocuğu olan Mozart, formalite din konularına olan ilgisini kaybetmiş ve dini liderleri küçümsemiştir. Collerado ise Mozart ülke dışındayken iktidara gelmiş ve ondan önceki daha iyi huylu olan piskoposa karşı da tavır almıştır.

Muhtemelen Salzburg piskoposunun, hizmetinde olan bu eşi benzeri bulunmayan hazinenin değerinden bihaber işe yaramaz kulakları vardı. Popüler olmayan sahte entelektüel bir ikizlerdi. Bu durum Mozart ve ailesinin uluslararası başarılarıyla ilgili sorunları olmasına nedendi. Collerado aydınlanma adı altında Mozart’ın kutsal müzik kompozisyonlarına şiddetli kısıtlamalar koymuştur.

Mozart’ın “Archbooby” lakabını taktığı piskoposun Mozart’a meydan okuması transit Uranüs Collerado’nun Güneşini karşısına aldığında gerçekleşmiştir. Mozart işi bırakmaya yeltendiğinde, başpiskopos Mozart’ı kovmakla kalmayıp otoritesini kullanarak yaka paça dışarı attırdı. Bu sarsıcı durum Mozart’ın başpiskopos ve aynı zamanda korku içerisindeki babasıyla olan ilişkisini kesin olarak noktalamıştır. Tüm bu gelişmeler Avusturya İmparatorluğu’nun şaşalı müzik merkezi olan Viyana’dayken gerçekleşmiştir. Mozart’ın göğüslediği zorluklar ironik bir şekilde devrimci nitelikte bir gezegen olan Uranüs’ün keşfedildiği zamana rastlar. Bu sırada transit Uranüs Mozart’ın meslek, kariyer, otorite ve baba figürünü temsil eden 10. evinden geçmekteydi. Uranüs’ün ortaya çıkması, kolektif yönü itibariyle Mozart’ın tarihteki ilk serbest sanatçı olması yolunda tetikleyici güç olmuştur.

Mozart artık kendini istismar edilmekten ve tutsaklıktan kurtarmış, dünyanın müzikal anlamda en parlak ve heyecan dolu şehirlerinde ismini duyurmaya başlamıştı. Bestelerini ve performansını özgürce içinden geldiği gibi ortaya koyabiliyordu. Artık ensesinde kilisenin ve babasının soğuk nefesini hissetmek zorunda değildi ve en önemlisi bu tutku dolu genç adam artık kendine bir eş arayabilirdi. Hem sürekli olarak her şeye burnunu sokan ve kendisini kimseyle paylaşmak istemeyen babasına da böylece tepkisini ifade edebilirdi.

Mozart Leopold ve piskoposun zulmedici varlığından sıyrıldığı zaman, transit Plüton, 12. ev yani yaratıcılık ve hayal gücü evinin yöneticisi konumundaki 5. ev Güneşinin, erkeklik gücünü ve cinselliğini özgür bırakmıştı. Bu yeni koşullar, erkeklik vasıflarını ve uzun zaman baskı altında kalmış yoğun, coşkulu ve güçlü duygularının özgürce su yüzüne çıkmasını öngörmüştür.

Mozart’ın Venüs’ü, yani aşk gezegeni bağımsız Kova’dadır ve Alçalan (Des) noktasıyla kavuşan Uranüs’le yakından ilişkilidir. –Mozart’ın kişiliğini, bireyselliğini ve bağımsızlığını ortaya koyması için evlilik vesile olacaktır – .

Eşi olacak kadını seçtiğinde, doğal olarak, babası Leopold ilişkileri için onay vermedi. Constanze, daha aşağı sınıftaki müzisyen bir aileden gelen, entelektüel olarak sıradan bir kadındı. Tek avantajı Mozart’tı —- Mozart onu çok çekici buluyordu. Constanze Mozart’ın tabloları, minyon, seksi ve güzel bir kadını göstermektedir. Sert Venüs-Mars açılarıyla Mozart, çoğu sanatçı gibi, güçlü erotik dürtülere sahipti. Şansı yaver gitti zira Constanze da gönüllü ve işini bilen bir partnerdi. Mozart’ın O’na yazdığı aşk mektupları o kadar kişisel, esprili ve müstehcendi ki ölümünden yıllar sonra Vitorian Müzik Komitesi tarafından bulunup okunduğunda dünya çapında etkili bir şok dalgası yaratmışlardır. İki yüzyıl boyunca Constanze’nin Mozart’a uygun olmadığını düşünen seksist Müzkologların aksine, Mozart, asla eşinden şikayetçi olmadı. O’na karşı her zaman ilgiliydi ve ayrı kalmaktan hoşnut değildi. Ayrıca O’nu her zaman içten ve büyük bir coşkuyla sevdiği söylenirdi.

Tıpkı Mozart’ın annesi gibi, Constanze da yoksul bir geçmişe sahip, dayanıklı, sebatkar ve sade bir Oğlaktı. Her iki kadın da büyük idealleri olan, dominant erkeklere sahip olmakla beraber, yaşadıkları bütün zorlukların üstesinden gelmişlerdir. Mozart’ın annesi gibi Constanze da birçok çocuk doğurdu (Constanze altı, annesi yedi) ve her iki kadın da iki çocukları dışında bütün çocuklarını kaybettiler.

Mozart’ın ekonomik durumunun tespiti için yapılan son araştırmalara göre, gayet iyi miktarlarda para kazandığı ortaya çıkarılmıştır. Muhtemelen hayatını bir şölen içindeymişçesine yaşıyordu. Mozart pahalı zevkleriyle bilinirdi, özellikle de kıyafet konusunda aristokratlarla yarışırdı. Çoğu yaratıcı, hayalgücü geniş ve güçlü Neptünlüler gibi, gelirini doğru biçimde yönetemiyordu ve Viyana gibi yaşam standardı pahalı olan bir yerde durum daha da zorlaşıyordu. O zamanlar müzisyenler konusunda Viyanalılar maymun iştahlıydı ve dikkatleri çabuk dağılıyordu. Şüphesiz Constanze’ın sık hamilelikleri ve kronik sağlık problemleri de aile ekonomisine ek yükler getirmiştir.

Kaynak: The Astrological Saga of Wolfgang Amadeus Mozart by Shelley Jordan

Yorumlar