Jüpiter ve Satürn Döngüleri

Mitolojide Satürn ve Jüpiter

Doğa temelli bütün inanç ve mitolojilerde, her şeyin başlangıcında kaos olduğu söylenir. Yunan mitolojisine göre, Kaos’tan Nyks yani gece, Erebos (yeraltı karanlığı) ve Gaia (yeryüzü, toprak) doğmuştur. Gaia Uranos (gökyüzü) ile birleşerek ona çocuklar doğurmuştur. Çocuklarının kendi otoritesine kafa tutmasından endişelenen Uranos (Uranüs), onları yeraltına hapsetmiştir. Çocuklardan en küçüğü olan Kronos (Satürn), annesinin verdiği tırpanla babası Uranosu hadım ederek galibiyetini ilan etmiş, tanrısal tahta hak kazanmıştır. Kronos yaşadıklarından ders almayacak, babasıyla aynı kaderi paylaşacaktır; İktidarını kaybetmekten korkan Kronos, Eşi Rhea’dan olan bütün çocuklarını yutmaya başlar. Tanrılar, acılı annenin sesini duyarlar ve oğlu Zeus’a (Jüpiter) babasını yenmesi ve kardeşlerini de Kronos’un midesinden kurtarması için yardım ederler. Jüpiter, Uranüs ve Satürn’ün aksine, sahip olduğu tanrısal iktidarı kardeşleriyle paylaşacaktır.

Uranos ve Kronos’un ortak noktası, kendi iktidarlarını kaybetmek korkusuyla çocuklarını yoketmeye çalışmalarıdır. Buna rağmen her ikisi de çocukları tarafından yenilgiyi tatmışlardır. Zeus yani Jüpiter ise süregelen baba otoritesinden kurtulmanın ve bağımsızlaşmanın simgesidir. Doğa kanunlarına göre üstünlük sağlayarak hayatta kalınan kaotik dönemin bitişini, insanlık bilincini yani medeniyeti temsil eder. Zeus’la birlikte, insan doğanın hükmüne göre davranmaktan vazgeçer, doğa insanın kanunlarına göre denetim altına alınmış olur. Mitolojide ve Astrolojide Satürn doğa kanunları ve geleneksel mirası simgelerken, Jüpiter yasaları, kanunları, hak ve özgürlükleri yani uygarlığa dair olguları sembolize etmektedir.

Satürn gelenekselci sabit yapılarken, Jüpiter ilerlemek ve genişlemek için gerekli olan “aykırı” etkidir. Modern çağda, örneğin ilk çağda olduğu gibi, sağ kalmak için üstünlük kazanmaya ihtiyacımız yoktur. Yine de baba oğul arasındaki mücadele insanlık varolduğundan beri süregelmiştir; Devletler, imparatorluklar halklarına babalık taslarken, özellikle erkekler, doğumlarıyla birlikte babalarıyla aralarındaki bahsettiğim ilkel korkuyla başetmek zorunda kalmışlardır. Cesur değişimlere yani çocukların inşa etmeyi düşledikleri yeni dünyalara direnen bütün taht sahipleri de, sonunda yokolmaya mahkum olmuşlardır. Mitolojiyi hatırlatmak istedim; Zira binlerce yıldır gözlemlenen ve “büyük zamanlayıcılar” olarak isimlendiren Jüpiter ve Satürn döngüleri, eskinin mirasından özgürleşmenin, ilerlemek ve yenilenmek için yaşanacak olan dünyevi değişimlerin habercisidir.

Astrolojide Jüpiter ve Satürn Döngüleri

Mitolojide en ayrıcalıklı iki arketipi temsil eden Jüpiter ve Satürn, Güneş sisteminin de en büyük 2 gezegenidir. İki gezegen, 20 senede bir, aynı derecede, 200 senede bir farklı bir elementte bir araya gelirler.

Henüz Satürn ötesi gezegenler keşfedilmemişken, Jüpiter ve Satürn’ün birleşmeleri öylesine mühimdi ki, kavuşum belli astrolojik prensiplere göre gerçekleştiğinde, bir kralın ya da peygamberin doğacağına inanılırdı. Sulandırılmış modern astroloji bilgilerinin ötesinde, klasik dönem astrolojisi hakkında fikir sahibi olanlar, söz konusu birleşmeye hala büyük önem vermekteler.

İki üstün ve zıt gücün zodyakın herhangi bir derecesinde bir araya gelmesi, asla es geçilmemesi gereken bir gökyüzü hareketidir. Çünkü kavuşumun gerçekleştiği derece, bir tutulma ya da önemli bir transit tarafından tetiklendiği zaman da, önemli dünyevi olaylar gerçekleşir.

20 Senelik Kavuşumlar

Jüpiter Satürn kavuşumunun en genel anlamı, sosyal reformdur. Her 20 senede bir meydana gelen kavuşum, yeni bir döngünün bitimine, bir diğerinin başlangıcına işaret etmektedir. Siyaset, toplum ve yaşam tarzlarımız, Jüpiter ve Satürn kavuşumunun konusuna göre değişim gösterir.

Kavuşum gerçekleştikten sonraki ilk 10 sene, Jüpiter ve Satürn arasındaki açı genişler. Aralarında önce kare, sonra karşıt açı oluşur; Kavuşumla ortaya çıkan meseleler ilk 10 sene içinde büyür ve genişlerler. Etkiler şiddetli ve nettir. Bir sonraki 10 sene içinde, zirveye tırmanan enerji, dağılmaya ve çözülmeye başlar. Kavuşumla başlayan süreç dönemi isimlendirir; Kare açı altında etkiler tüm gücüyle ortaya çıkar, karşıt açı oluştuğunda ise kavuşum konusu pik yapar ve hemen ardından çözülme başlar. Çözülme evresinde, yani ikinci 10 yıllık evrede, toplumlar tercihlerinin neticeleriyle yüzleşme, kendilerini analiz etme ve sorgulama fırsatı bulurlar. Ardından ise gelecek için yeni çözümler aramaya başlarlar. Bu arayışları bir sonraki Jüpiter ve Satürn kavuşumuna dek devam eder.

200 Senelik Kavuşumlar

Jüpiter ve Satürn kavuşumu yaklaşık 200 senede bir element değiştirir demiştim; 160. senenin sonunda yeni elementte kavuşur, 180. yılda eski elemente döner ve sonrasında yani 200. Yıldan itibaren yeni elementte karşılaşmaya devam ederler. Örneğin; 1842 yılından beri Jüpiter ve Satürn toprak elementinden burçlarda biraraya gelmişlerdir. 1981’de hava burcunda gerçekleşen kavuşumun ardından, 2000 yılında toprak burcunda tekrar ve şimdilik son olarak birleşmişlerdir.

Toprak elementindeki Jüpiter Satürn kavuşumu, ekonomiyle, parasal dengelerle, sanayi devrimiyle ilgilidir. Dünya savaşları son 200 sene içinde yaşanmıştır. Uluslar son 200 yıldır toprakları sömürerek ya da fethederek güç kazanma yolunda ilerlemiş, bu yöntemlerle istikrar sağlamaya çalışmışlardır. Aynı zamanda tarım teknolojisi gelişmiştir.

Şu anda, 2000 yılında, Boğada gerçekleşen kavuşumunun evresindeyiz;

2000 yılının Mayıs ayında, Boğa Burcunun 22. derecesinde gerçekleşen birleşim, ekonomik kriz ortamı yarattı, ardından sermaya piyasalarını denetleyen kurumlar ortaya çıktı. Bankaların üzerindeki denetim mekanizmaları sıkılaştı. Jüpiter Satürn karesine dek, yani krizden sonraki ilk 4-5 sene boyunca İnsanlar büyük yatırımlar yapmaktansa, birikim yapmaya başladılar. Jüpiter Satürn ile kare açı yaparken, yani 2004 – 2005 senelerinde ekonomi toparlanmaya başladı ta ki 2008 yılına dek. 2010’dan itibaren ise, geçen 10 yılın durum değerlendirmesini yapmaya başladık. 2015’te Plüton, Uranüs arasındaki kare açının da hala etkin olması nedeniyle, yeni bir krizle yüzleşme ihtimalimiz yüksek görünmektedir.

Dünyada mekan, ahirette iman sözü tam da içinde bulunduğumuz dönemin niteliğini yansıtmaktadır, çünkü materyalist bakış açısı rağbet görmektedir. Jüpiter’in Boğadaki, yatırımlarla zenginlik ve itibar kazanma tutkusu, Satürn’ün Boğa burcundayken sahip olduğu maddi değerleri kaybetme korkusuyla sınanmaktadır. İnsanların kazanma hırsı ve aynı zamanda kaybetme korkusu elbette bankaların işine yaramıştır.

Evet son 200 senedir materyalizmi herşeyin üzerinde tutuyor, para söz konusu olduğunda insan hayatının asıl değerini unutuyoruz. Örneğin su elementinde gerçekleşen Jüpiter Satürn birleşmelerinde, dinle ilgili yeniden yapılanmalar gündeme gelmiş ya da din kurumsallaşmıştır. Hava elementi daha düşünseldir, geleneksel değerleri sorguladığımız bir evredir, filozofların dönemidir!

2020 Jüpiter ve Satürn Kova Burcunda

2020’den itibaren bir sonraki 200 sene boyunca kavuşumlar hava elementinden burçlarda gerçekleşecektir. 2020’de Kova burcunda birleşecek olan Jüpiter ve Satürn, paranın kölesi olmaktan vazgeçmeye gönüllü toplumların simgesidir. Umut vericidir. Alternatif enerji kaynakları daha kapsamlı kullanılır. Paranın yerini teknoloji almaya başlar. Uzay bilimidir Kova, astronomidir, astrolojidir.

Tabii 200 senelik bir alışkanlıktan kurtulmamız kolay olmayacaktır. İnsan hayatının ve doğanın değerini anlamamız için önce temellerini attığımız, büyük kayıplarla yüz-yüze gelmemiz gerekecektir. İktidarını muhafaza etmek için, savaş yanlısı olan taht sahiplerini ise, bu defa büyük yanılgılar beklemektedir.

Kova kavuşumuna hazırlıklı olmamız ve dini ya da siyaseti kendi çıkarlarına alet ederek hükmetmeye çalışan zalimlerden korunmak için vicdanımıza kulak vermemiz gereken zamanlardayız. İnsanlığımız ismimizden, cinsiyetimizden, dinimizden ya da siyasi görüşümüzden önce geliyor. Her şeyden önce insan olmanın sorumluluğunu üstlenmemiz gerekiyor.

Büyük Mutasyon

Koç’un ilk derecelerinden başlayan (ateş), toprak, hava ve su elementlerindeki birleşmelerle devam eden, ortalama 800 yıl boyunca 40 kavuşum gerçekleşir. Bu döngü  “büyük mutasyon” ismini almıştır.

800 senelik bu evreler, inançların, medeniyetlerin, toplumsal alışkanlıkların kökten değiştiği zamanlara işaret ederler. Tüm bilinen ve uygulanan doğrular yıkılır, yerlerine yenileri inşa edilir.

En son 1702 yılında büyük mutasyon süreci başlamıştır. Bir sonraki Büyük Mutasyona ise 2497 tarihinde adım atacağız.

Büyük Mutasyon adı verilen 800 senelik döngüler, kimilerine göre peygamberlerin doğumuyla alakalıdır. (Özellikle Jüpiter ve Satürn aynı burçta 3 kez tam kavuşum gerçekleştiriyorsa).

Jüpiter ve Satürn kavuşumlarının ortaya çıkardığı evrensel etkilerle ilgilenenler, tarihi araştırmalar yaparak şaşırtıcı veriler elde edebilirler. Örneğin Hz. İsa’nın doğumunu öngören üç bilge adamın takip ettiği Bethlehem yıldızının, yine bahsi geçen kavuşum olduğu söylenmektedir.

Doğum haritasında bu kavuşuma sahip kişiler, toplumun bakış açısından önemli izler bırakan insanlardır. Nostradamus (Yengeç’te), İsaac Newton (Balık’ta), John Lennon (Boğa’da), Blaise Pascal (Aslan’da) ve Victor Hugo’nun (Başak’ta) haritalarında Jüpiter Satürn kavuşumu göze çarpmaktadır.

Son olarak…

Satürn, yani zaman,  kendi çocuklarına kıyarak korku saçar, Jüpiter ise zamanı bile kandırabilen çocuktur, anomalidir, umuttur, korkuya galip gelen, bilgidir… Jüpiter ve Satürn birlikteliği insanlığa büyük dersler verir, evrimimize ışık tutarlar. Nihayetinde en büyük serüvenimiz büyümektir, çağlarca, bin yıllarca.

Yorumlar