Jüpiter ve Plüton karesi: Körler ülkesinin tek gözlü kralı

Yakın geçmişte 1990 – 1991, 2003 – 2004 ve 2010 – 2011 yılları arasında aktif olmuş ve 2017’nin büyük bölümünde etkisini hissedeceğimiz Jüpiter ve Plüton arasındaki kare açı oluşmaya başladı. Belirttiğim tarihler içerisinde gerçekleşen Körfez Savaşı, genel seçimler, ırkçı bombalı saldırılar ve bağımsızlığını ilan eden bazı milletler göz önüne alındığında aslında tekrarlanacak Jüpiter/Plüton döngüsündeki potansiyel ihtimaller hakkında fikir sahibi olabiliriz. Ne yazık ki bir türlü ders alamayan ve bakış açısını değiştiremeyen insanlar için süregelen tarihin konu başlıkları da hiç değişmiyor!

Jüpiter ve Plüton arasındaki kare açı en temelde dini ve siyasi fanatizmle, yani bir misyonla korkunç bir çılgınlığın arasındaki farkı göremeyecek kadar delirmiş olmakla ilgili bulunur. Fanatizm barbarlıktan önceki son eşik olarak kabul görür. Fanatikler söz konusu olduğunda aslında bir inancın boyunduruğu altında, iletişime, eleştiriye zerre tahammülü olmayan somut argümanlara bile kulaklarını, gözlerini kapatmış insanlardan bahsederiz.  Dolayısıyla fanatizm akılcılıktan en uzak nokta olmakla birlikte, kendine kolaylıkla güçlü düşmanlar yaratabilen bir tavırdır.

Yine aynı açı artan suç oranı, seks skandalları, cinsel suçlar, polis ve yasal sistemlerle ilgili krizler anlamına gelebilir. Yasasızlığın, açgözlülüğün ve fanatizmin neden olduğu istikrarsızlık ise ekonomik krize ortam hazırlayan faktörlerden sayılabilir.

Güneş’in Yay burcuna ilerlemesiyle Akrep dönemine özgü psikolojik ağırlıklardan kurtulmaya başlayarak daha dışa dönük bir ruh haline girebiliriz. Fakat Satürn hala ateş elementinden olan Yay burcundaki transitine devam ettiğinden bu defa yabancı düşmanlığının ve terör olaylarının yoğunlaşabileceği bir evreye girdik. Korkup beklemek yerine, farklı kültürlerle etkileşimde bulunmak, eğitimi ve akademiyi desteklemek, kendini eğitmeyi denemek cehaletin ve anlayışsızlığın bütün formlarını kapsayan bir körlükle baş etmek için etkili bir yol olabilir.

Jüpiter gelişmeyi, büyümeyi ve yenilenmeyi temsil ederken, Oğlak burcundaki Plüton uzun soluklu ve yerleşik sistemlerin baskısını, siyasilerin kendi aralarındaki anlaşmazlıkları simgeliyor. Sıklıkla inişli çıkışlı tabir edebileceğimiz Jüpiter Plüton karesi ithalat/ihracat, eğitim, ulaşım ve seyahat sektörlerinde kısıtlamalar veya aksaklıklarla ilgili bulunur. Dikkatsizce ve en önemlisi fanatik biçimde alınan finansal riskler büyük maddi zararlara sebep olabilir.

Jüpiter Plüton arasındaki açısal ilişkileri iyi ya da kötü yönde insanlara liderlik etmiş kişilerle de alakalıdır. Örneğin haritasında Jüpiter Plüton kavuşumu olan Jim Jones kendisi de dâhil olmak üzere toplu intihar eylemiyle yüzlerce insanın ölümüne sebep olmuştur. Bir diğer yandan aynı açıya sahip Gandhi ülkesinin özgürlüğü için öncülük etmiştir.

Jüpiter ve Plüton karesi insanların büyük çoğunluğunun adeta manyetik biçimde bir şeylere inanma ihtiyacını körükleyebilir. Reform ihtiyacı yeni liderlerin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Zira bu açının enerjisinin aktif olması için bir amaca, en önemlisi de büyük düşlere ihtiyacı vardır. Düşlerinizi birine emanet etmeden önce niyetlerinizin fanatizmden, öfkeden, hırstan ve kinden arınmış olduğuna emin olmaya çalışın. Aksi halde kendi körlüğüne kör olmayı seçenlerin ülkesinde daima tek gözlüler baş olur.

Astrolojik verilere göre yeni bir savaşın başlayacağı değil ama savaş kampanyalarına sıklıkla tanık olacağımız bir evreye adım attığımızı söyleyebilirim.  2017 yılının 2. Yarısında ise özerkliklerini ilan edenler artabilir.

Açının oluşma aşamasında özellikle 24 ve 29 Kasım zor geçebilir. Büyük t-kare öncü burçlarda oluşacağından, öncül ve etkili gelişmeler yaşanabilir. Aralık ayının ortasında Retro hareketine başlayacak Merkür ve Satürn Uranüs arasındaki üçgen açıyla aldığımız yaraları iyileştirme, kararlarımızı gözden geçirerek biraz sakinleşme fırsatı elde edeceğiz.

“Sözün bittiği yerdeyiz” diye düşünenler var. Söz insanı körleştirebilir, hapsedebilir ve yıkabilir fakat sözlerin yeniden diriltme ve bizi özgür bırakma gücü de vardır. İnsan yaşadıkça söz bitmez!

Cesaret ve umutla…

 

İlk kez HThayat‘ta yayınlanmıştır.

Yorumlar