Beni geri çeken biri mi var? – Doğum Haritasında Retro Mars

Klasik bir giriş ve uyarıyla başlayacağım yazıma. Astroloji bilgimin yok denecek kadar az olduğunu belirtmek isterim öncelikle. Yazacaklarımı kendimden yola çıkarak ve Kristin’in sohbetlerimiz sırasında bana aktardığı bilgileri süzgeçten geçirerek yazıyorum.

Doğum haritamda Mars’ın geri harekette olduğunu bilmiyordum, elbette Kristin bana söyleyene kadar. ‘Geri’ sözcüğü kendi içinde olumsuz anlam taşıyor, hani insan hüzünlenmiyor değil, bir sürü insanın Mars’ı normal hareketteyken benimki niye ‘geri, geri’ gidiyor diye. Şimdi bu sözlerimin üzerine kendime öyle bir misyon yükledim ki korkmayın ‘geri hareketin’ en ‘olumlu’ tarafını aktaracağım sizlere.

Önce bir benzetmeyle başlayayım: Bir tenis maçı ne kadar sürer? Çekişmeli bir maç ise ve beş set üzerinden oynanıyorsa, en az bir üç dört saat sürer. Siz televizyonun başına geçersiniz ve maçı başından sonuna seyredersiniz, maç futbol ya da basketbol maçları kadar hareketli değildir, kısa değildir, fazla tezahürat, gürültü yoktur. Gayet edeplidir, centilmencedir tenis maçlarının atmosferi; maç sırasında oyuncular birbirine sinirlenir, hırslanır ama maç sonunda birbirini tebrik eder, sırtını sıvazlar. Hatta yenen taraf rakibi incinmesin diye sevincini göstermeye çekinir kimi zaman, ama içi nasıldır kim bilir? Maçtan sonra gelsin çılgın kutlamalar. Mars geri hareketteyse ve siz bu tenis maçında bir oyuncuysanız durumunuz böyledir. Duygular fazla ortaya çıkmaz, içe atılır; uzaktan kötü kötü bakarsınız etrafa; ölüp ölüp dirilirsiniz, tam ben bu seti alamayacağım artık dersiniz, öyle bir atış yaparsınız ki yeniden kazanma umudu doğar. Eh, melek de değilsiniz ya arada raketi fırlatıverirsiniz. Sabreden derviş muradına ermiş misali sabrınızla sınanırsınız.

Şimdi gelelim Mars’ı geri giden televizyondaki seyircinin durumuna; seyirci bir yanılsama içindedir. Şöyle ki; maçı kendi oynadığını düşünür, kafasının içinde topa öyle hızlı bir vurur ki, rakibi topu göremez bile. Sporcu haksızlığa uğradığında hakemin yanlış kararıyla mesela, sinirlenir, küfür eder ama içinden. Seyrederken maç onu yorar, oyalar, içini kıpır kıpır eder, kararlar alır, yarın spora başlıyorum der. Kendini şampiyon olmuş hisseder, kupayı havaya kaldırır. İşte Mars’ın geri harekette olması bu etkiyi yaratır sizde, kafanızda bir sürü planlar, harika düşünceler, istekler dans eder durur, harekete hemen geçemezsiniz.

Mars’ın o savaşçı, mücadeleci ruhu ateş olup gözlerinizden bir ok gibi fırlamaz mesela. Kendinizi başka insanların gözlerinden görmeye çalışırsınız ‘çok kavgacıyım’ ben diyebilirsiniz, bu da bir yanılgıdır. Siz kızgınlığınızı sonuna kadar gösterdiğinizi zannettiğiniz zamanda bile edeplisinizdir ve hatta fazla kibar bile olabilirsiniz durumun vahameti karşısında. Ve bunu biri size söyleyene kadar da asla fark etmezsiniz. Rekabetçi bir ruhun taşıdığı olumsuzluklar olmaz ruhunuzda, kazanmayı elbette her insan gibi istersiniz, ama rekabetin o yıkıcılık boyutu var ya, işte o yoktur sizde. Kıskanmazsınız başkalarını anca imrenirsiniz onlara.

İster oyuncu olun Mars’ı geri harekette, ister seyirci, sabrınız istediğinize ulaşmada size çok yardımcı olacaktır. Buna inanın ve vazgeçmeyin derim ben. Başarıya odaklı yaşıyoruz biliyorum, ‘iyi insan’ olmamız bile başarımızla ölçülecek neredeyse. Oysa hepsi ne kadar değişken ve göreceli kavramlar. Siz de başarmak istediğiniz başaracaksınız geç de olsa olacak, bizler maraton koşucularıyız. Uzun bir koşu ve yorucu, etrafımıza fazla bakmadan, gözümüz uzak dahi olsa bitiş çizgisinde olacak. Üstelik şunu da söylemeliyim biz geri hareketli ‘Marslılar’ zaten böyle doğduk ve çok alışkınız bu duruma. ‘Keskin sirke küpüne zarar’ deyip yazıma bir son veriyorum.

Sevgiler,

Nilufer Akcay

Dublin, 14.04.14

Yorumlar