6 Şubat 2014 Merkür Retrosu / Miş’li Geçmiş Zaman Halleri

6 Şubat günü transit Merkür durağanlaşıp, 7 Şubat gece yarısına doğru geri hareketine başlayacak. 12 Şubat’ta kova burcunda gerilemeye devam edecek, 28 Şubat’ta yeniden ileri hareketine başlayacak. Tekrar balık burcuna adım atması ise 18 Mart’ı bulacak. 16 Şubat’a kadar Mars’a üçgen, 18 Şubat’la birlikte Satürn’e kare açısı etkili olacak. Zamanının büyük bölümünde kovada gerileyecek olan Merkür’e rağmen, bariz bir balık etkisi duyumsayacağız.

Gündelik Hayatta Merkür

Merkür, iletişimin akla gelen bütün formlarıyla ilintili olabilir. Yazı ve sözel ifadelerimiz, konuşma ve öğrenme becerimizdir. Aklımızı ne şekilde kullandığımızı, nasıl düşündüğümüzü ve ne şekilde iletişim kurduğumuzu gösterir. Haritada bulunduğu ev ve burç, kafamızı en çok neye yorduğumuzu açıklar. Yaşamı algılama şeklimiz, yaptığımız tercihler, aldığımız kararlar, anlaşmalarımız, bilgiyi nasıl özümsediğimiz benzeri olguların tümü, astrolojide Merkür’ün hükmündedir.

Transit Merkür burç değiştirdiği zamanlarda ise, adeta baştan sona yepyeni bir dil öğrenmek zorunda kalırız. Çünkü Merkür’ün birleştiği burçla birlikte, iletişimimizin kalitesi, sohbetlerimizin içeriği ve dolayısıyla gündemin konuları da değişir. Bu değişimi twitter ya da facebook üzerindeki paylaşımları izleyerek de farkedebilirsiniz.

En çok bilinen anlamlarıyla Merkür, iletişim, eğitim, taşımacılık, seyahatler ve idrak kabiliyetini sembolize eden gezegendir. Geri giden Merkür bu konulara bağlı mesleklerle uğraşan kişileri, yazarları, reklamcıları, pazarlamacıları eleştirmenleri, danışmanları, öğretmenleri, doktorları birebir etkiler ve kelimenin tam anlamıyla “çileden çıkartır! İletişimin süregelen yaşamın vazgeçilmez unsuru olduğunu vurgulamak için Zodyak’ın haylaz çocuğu Merkür, gerilediğinde akla hayale gelmeyecek numaralarıyla iletişime dair türlü aksiliklerle boğuşmamıza neden olur.

Bilgisayarlarımızı, telefonlarımızı, araçlarımızı bozar, elektrikleri keser, çok kıymetli elektronik eşyalarımızda arızalar yaratır. E-postalar, beklenen kritik bilgiler gecikir ya da kaybolurlar. Seyahat planları ertelenir ya da aksilikler başgösterir. Akmayan trafik yüzünden saç baş yolmak işten bile değildir!

Bir de Merkür retrosunu mazeret gösterip, “Anne telefonumu suya düşürdüm yenisini alalım hem Merkür retrosuymuş ben n’apim” diyen uyanık çocuklar da beklenmedik masraflar çıkarmaktan geri kalmazlar.

Retro zamanı  boyunca zihinsel enerji tam ve bütünsel çalışamayacağı için uzun vadeli kararlar almanız (doğum haritasında Merkür’ü geri gidenler dışındakiler için) önerilmez. Zira yanlış anlaşılmalar, zayıf iletişim ve özensiz düşünceler sonucunda sağlıklı kararlar verilmesi güçtür.

“Ne diyorsun, anlamıyorum. Kulaklarım da çok ağır işitmeye başladı”, “ben ak dedim sen kara anlamışsın birader” gibi ifadesel zorluklar yaşanması mümkündür. Gülüp geçmeye, sosyal sakarlıkları ciddiye almak yerine eğlenmeye bakın.

Bir önceki Merkür geri hareketinde aldığınız kararları, başladığınız işleri bu retroda uygulamaya koyabilir, tamamlayabilirsiniz.

Yarım kalan işleriniz üzerine yoğunlaşın,

Önemli anlaşmalara imza atmayın,

Yeni ve önemli büyük girişimlere başlamayın,

Verilerinizi yedekleyin, kıymetli eşya ve belgelerinizi güvenceye alın

Sağlık kontrollerinizi yaptırın,

Seyahat planlarınızla ilgili gecikmelere hazırlıklı olun.

Kafanızın daha işlevli çalışması için bol protein ve B12  almayı deneyin, unutkanlıktan şikayetçiyseniz gününüzü zihninizi uyaracak çalışmalarla geçirin.

Sen Retroyu Bir de Benim İçime Sor!

Bir gezegen geri gittiğinde, temsil ettiği konular dahilinde içe dönük tahliller yaparak,  var olan koşullarımızı derinlemesine analiz etme şansı elde ederiz. Retro gezegenin geçmişte sonuçlandıramadığımız, askıda kalan meseleleri gündeme getiren bir etkisi vardır. Yaşanmış olanla şu anda yaşanan arasında kıyaslamalar yapmak, zayıflıklarımızla ve hatalarımızla yüzleşmek için mola veririz.

Merkür’ün balıkta retro hazırlığı ve yeniayın da sürprizleriyle birlikte tüm dengemiz bozuluyor. “Miş’li” geçmiş zamanın sakinleriyle kesişiyor yollar. Hiç ummadığımız, unuttuğumuzu sandığımız zamanların anılarını hatırlayarak kovalar dolusu gözyaşı dökmeye yelteniyoruz. Uzun zamandır dinlemediğimiz o şarkı playlistte gün boyu tekrara alınıyor. Bir filmin başrolünü tanıdığımız birine benzetiyor, alakasız bir sahnede, geçmişle ilgili olarak karmaşık duygulara kapılıyoruz. Yağmurda ıslanmak, deniz kenarında yürümek bir şeyleri ve birilerini çağrıştırıyor hep. Dilimizin ucuna geliyor “kimdi?” diye sorduğumuz isimler. Nostaljik tatlar arıyoruz yediklerimizde. Parfüm alırken bile eskiden kullandığımız kokulara uzanıyor oluyor elimiz. Yanımızdan geçen birinden etrafa dağılan esans, sihir gibi geçmişteki bir aşkı anımsatıyor.

Hatırladıkça içini bir heyecan kaplıyor. Ama “yoksa unutsam daha mı iyi olur?” Diye soruyorsun kendine. Söyleyecek ne çok şey var! Ama dağınık düşüncelerini toparlayıp iki kelimeyi bir araya getiremiyorsun. “Sözcükleri susarak aştık biz” diyor Merkür balık. Bir yıldönümünü, bir doğumgününü hatırlıyor, aynada rimeli akmış bir kadın ya da çaresizlikle yumruğunu duvarlara vuran bir adam görüyorsun. Geçmiş kendi hesabını asla ödemeyen ama muhabbetini sevdiğin bir dost gibi çalıyor kapını, telefonunu ve çıkıyor karşına dönemeçlerde.

Sırların saklı olduğu gizli bir sandığı açar gibi temkinli ve heyecanlıyız. Eski defterleri ve kitapları karıştırırken, uzun zamandır telaffuz etmediğimiz isimler çarpıyor gözümüze.  Ayakkabı kutuları içindeki fotoğraflara bakıp “ne kadar genç ve güzelmişiz” diye iç geçiriyoruz. “Şimdi beni görse yine beğenir miydi?” diye merak ediyoruz.

Hatalarımız ise sakız gibi yapışıyor ayağımıza. Ağır oluyor geçmiş, zehir oluyor zemberek oluyor, düğüm oluyor. Öyle lafın gelişi “mazi” deyip kestirip atamıyorsun. İnternet tarayıcının geçmişini temizler gibi kurtulamıyorsun bazı anılardan. Geçmiş, farklı renkte kumaşlara bürünüyor çoğu zaman; “Kırmızıydı!” diyorsun elbisesi, sonra “yeşildi sanki” diye düzeltiyorsun. “Ama gözlerinin rengini unutamam, bal rengiydi” diye ekliyorsun.

Keşkelerin mabedinde adaklar adıyor, sırtımızı yaslıyoruz geçmişin duvarlarına. Tozlu ve dağınık kütüphaneyi düzeltirken, okunmamış ne kadar çok kitap olduğunu farkederek onları gözönündeki bir diğer rafa yerleştiriyoruz.

Gece gökyüzüne bakarken, aslında çoktan ölmüş yıldızların ihtişamlı ışıklarına izleyip dilekler dilemek gibidir, geçmişle yüzleşmek. Bir zamanlar, hayranlık uyandıran bir yıldız gibi parıldadığını anımsamaktır… Peki ya sönen bir yıldız olduğunuzu düşünürken, hala birileri için ışık saçtığınızın farkında mısınız?

Elektrikler kesildiğinde, gökyüzüne bakmayı unutmayın.

Yorumlar