20 Mart Bahar Ekinoksu /2014

Dünya Astrolojisi ve Ingress Harita

Dünyevi (mundane) astroloji, gezegen döngülerini, uluslara toplumlara ve aralarındaki ilişkilere odaklanarak inceleyen ve önemli dünyevi olayları açıklamaya çalışan, astrolojinin bilinen en eski yöntemlerinden biridir. Dünya astrolojisinde, bir ülkenin bağımsızlığını ilan ettiği zaman ve yer doğum anı olarak kullanılır. Ülkenin liderinin doğum bilgileri, tutulmalar, Ay döngüleri, önemli gezegen birleşmeleri, sabit yıldızlar ve geçiş (ingress) haritalar kaynak alınarak, öngörüde bulunmak mümkündür.

Özellikle Güneş’in koç burcuna geçtiği an temel alınarak çıkarılan ingress harita, bütün bir yılın potansiyellerini açıkladığı düşüncesiyle, antik dönemlerden beri büyük rağbet görmektedir. Ingress harita, enlem boylam ve zamana göre değişkenlik göstereceğinden, genelde ülkenin başkenti baz alınarak çıkarılır. Eğer elde edilen haritada, yükselende öncü burç yer alıyorsa haritanın açıkladığı potansiyeller 3 ay boyunca geçerli olacaktır. Eğer yükselende değişken bir burç konuşlanmışsa etki süresi 6 aya kadar uzar. Sabit burç söz konusu olduğunda ise, harita bütün bir sene boyunca geçerli olabilir.

Güneş’in koçun ilk derecesine ilerlediği an, yani 20 – 21 Mart aynı zamanda sembolik olarak astrolojide yeni yılın başlangıcına işaret etmektedir. Bazı kültürlerde, bahar ekinoksuna denk gelen günde, geceyarısı doğanların, özel yetenekleri sahip,  farklı bir misyona hizmet eden kişiler olduğuna inanılmıştır.

Ingress haritanın anlam ve önemine kısaca değindikten sonra, biraz içinde bulunduğumuz dönemin kalitesinden bahsetmek istiyorum.

Gündem

1 Mart günü, yani transit Güneş balık burcunda ilerlerken, Mars da geri hareketine başlayarak fiziksel enerjimizi bir hayli düşürdü. Bedenen hissettiğimiz yorgunluk kademe kademe arttığı için, zihinsel olarak da kendimizi bitkin ve şevksiz hissetmeye başladık. Yaşama karşı direncimiz azaldığı için, herşeyi oluruna bırakmak ve yaşamın akışına teslim olmak kolaylaştı belki de.

Geri planda ise yılsonuna dek akrep burcunda kalacak olan Satürn, yaşama ve insana dair güven duygumuzu sınamaya devam ediyor. Birbirimize güvenmediğimiz için ilişki kurmakta ve birbirimize kulak vermekte zorlanıyoruz. Satürn’ün hayatımıza gün be gün taşıdığı sınırlı yapılar ve yasaklar ise hareket alanımızı iyice kısıtlayarak sabrımızı zorluyor. Sadece bizim değil, dünyanın bütün toplumları ve insanları üzerinde genel bir depresyon yaratıyor Satürn’ün akrepteki misafirliği. Yengeçteki Jüpiter zaman zaman içimize su serpse bile, özellikle içinde bulunduğumuz evrede, ana rahmine dönme arzumuzu perçinliyor diyebiliriz.

Gündeme ise sarsıcı haberler düşmekte; İlk önce Rusya – Ukrayna arasındaki gerilim tırmandı. Tam Rusya savaşa giriyor derken, geri çekildi. Evet, R. Mars döneminde savaş ihtimali ortaya çıkabilir ancak yine de, Mars ileri hareketine başlamadan önce, sözkonusu bir savaş, mücadele ya da fetih konusunda netlik sağlanması zordur.

Yerel seçimler,  serbest bırakılan tutuklular ve arda arda gelen saldırı haberleri, toplumda kutuplaşmalar ortaya çıkarmaya başladı. 269 gün boyunca yaşam mücadelesi vermiş minicik bir yavruyu, Berkin’i kaybettik. Gündem giderek tırmanıyor. Sular ısınıyor. Henüz bir patlama noktasına gelmedik ancak 20 Mart’tan itibaren Nisan ayı boyunca, sosyal ve ekonomik anlamda ülkeyi ve dünyanın genelini etkileyecek küresel bir kriz ortamından bahsedilebilir. Güneş’in koça ilerlemesiyle, asıl aksiyon başlayacak. 2010 yılından beri halkları ve iktidarları karşı karşıya getiren t-kare, bu defa tutulmalar eşliğinde sahne alacak.

Nisan ayındaki tutulmalara bir diğer yazımda değineceğim. Ondan önce İstanbul’a göre çıkarılmış ekinoks haritasına bir göz gezdirelim.

20 Mart – Mayıs Arasında

ingress-2014

Yükselende Terazi burcunu görüyoruz. Dolayısıyla ingress harita 3 aylık bir süre için geçerli olacaktır diyebiliriz. Yükselen burç, yönetilen insanları yani halkı temsil eder. Buradaki terazi Mars ve yönetici Venüs’ün kovadaki 5. Ev yerleşimi, halkın özgürlük, eşitlik ve adalet taleplerinin altını çizmekte. Ülke içindeki siyasi görüşleri de şekillendirecek olan terazi Mars, Haziran ortasına kadar milletin belini bükecek gibi görünüyor. Toplum şiddetini kendi içine yöneltebilir.

4. evdeki IC noktasıyla birleşmiş Plüton’a bakarsak, aslında en az siyaset kadar, doğal kaynaklarımız hakkında da kafa yormamız gerekiyor. Ülke topraklarını, elde edilen mahsülleri, madenleri ve doğal kaynakları temsil eden 4. Ev ve burada konuşlanmış Plüton, bu konularda kriz yaşanabileceğini vurguluyor. Örneğin, belli kimyasal kazaların tetiklemesiyle suda ve topraktaki kirlilik oranı yükselebilir.

Jüpiter Plüton Karşıtlığı – Skandal

Plüton, yıkıcı enerjisini, gizli yollarla ortaya koyar. Jüpiter Plüton karşıtlığı, seks ya da uyuşturucu skandallarıyla alakalı bulunur. Haritanın geneline bakıldığında ise, 3 ay içinde, toplumu derinden sarsacak taciz, tecavüz ve kaçırılma olaylarının da vuku bulacağından bahsedilebilir. 10. Ev yöneticisi Ay, Satürn’le kavuşumda. Akla önemli bir siyasetçinin kaybını ya da politik kariyerinin sonlanacağını getiriyor.

Mundane astrolojide medyanın simgesi olan Merkür, Neptün’le kavuşumda. Alacağımız haberler bazen bizi üzüntüden bazen de sevinçten gözyaşlarına boğabilir. Yine de Tv’de ve gazetelerde çıkan haberlerin doğruluğu onaylanmadan, asılsız haberlere ve bilgi kirliliğine karşı dikkatli olmak lazım.

Güç Savaşları

Jüpiter Plüton karşıtlığı, sosyal ideolojilerin sorgulandığı zamandır, sosyal adaletsizlik de demektir. Jenerasyonları şekillendiren Uranüs Plüton karesi ise politik yapıların sarsılması, huzursuzluğun artması ve hükümetlerin yeni prensipler edinmeleri için halk tarafından zorlanmaları demektir. Uzlaşmanın sağlanamadığı bir ülkede ekonomik fiyaskolar kaçınılmazdır.

Jüpiter iktidarı temsil eden 10. Evde, MC’yle birleşmiş yani ilk bakışta seçimleri iktidarın kazanma ihtimali yüksek görünüyor. R. Mars oy çoğunluğunu gösteren yükselen burçta Kuzey Ay Düğümüyle kavuşumda.  Ülkenin yazgısında başrolü oynuyor. Dolayısıyla ülke içindeki siyasi görüş farklılıkları nedeniyle tehdit altında hissedeceğimizin, sağlanan oy çoğunluğunun da geçersiz sayılabileceğinin göstergesi olabilir.

Muhalefeti temsil eden 4. Evdeki Plüton ise muhalefet partisindeki köklü dönüşümün habercisi.

Jüpiter’i yanına alan iktidar partisinin (10. Ev) sorunu, 4. Evdeki Plüton’u (muhalefeti) dinlememek olacaktır. Kazandığı başarı, deniz kenarına inşa ettiği muhteşem bir kumdan kaleye benzetilebilir. Ancak bir dalgayla darma dağın olabilme ihtimali vardır, dayanıklı değildir. Adaleti temsilen yargı organı siyasi güç savaşlarının ortasında, zayıflamaya devam eder. Yasalar, manipüle edilmeye açık hale gelir.

Jüpiter ve Plüton karşıtlığı, hükümet içerisinde söz sahibi olmak isteyen kişiler arasında,  iktidar mücadelesine neden olabilir. 4. Ev aynı zamanda bir meselenin neticelenmesi demektir. Alınan bir karar sonucu, muhalefet partisi de kendi içerisinde bölünebilir. Anlaşmaları, mutabakata varmayı ve mahkemeleri temsil eden 7. Evde ise Uranüs var. “Ani ittifakların” yolaçacağı “ani ayrılıklar” demek.  Halkın çoğunluğunu karşısına alan Uranüs, bu defa siyasetin, toplum açısından umulmadık, tahmin edilmesi güç gelişmelere gebe olduğunun simgesi.

Fanatizm

Jüpiter Plüton karşıtlığına ek olarak, Jüpiter Uranüs karesi, Uranüs ve Mars karşıtlığını, Uranüs Plüton karesini de gözönüne aldığımızda, ortaya 5 farklı amaç altında ayrılmış bir toplum grafiği çıkar. Jüpiter Plüton karşıtlığı, açık ara bağnazlığın simgesidir. Plüton’un güç tutkusu ve Jüpiter’in inanç ve din içeriği birleştiğinde, fanatizm temelli ırkçılık da dirilmek için uygun şartlara kavuşmuş olur.

R. Mars’ın terazinin 13. Derecesinde bulunan Algorab sabit yıldızıyla birleşeceği yani 20 – 24 Nisan arasındaki süreç son derece mühim. Zira Algorab terörist faaliyetlerler, saldırılarla ve ırkçılıkla yakından ilişkilidir. Bazı kritik meselelerin yanlış biçimde ele alınması sonucunda ortaya çıkan fiyaskolar ve düşmanlıktır. Bir konuda haklı olduğuna gözü kapalı inanmak ve başkasının fikrine kulak vermemek demektir. En doğrusunu bildiğini sanmak, bu fikir uğruna ısrarcı ve baskıcı olmaktır. Bir diğerini yapmak istemediği şey konusunda zorlama yoluna gidilmemesi şart. Eğer fevri biriyseniz, yukarıda yazdıklarımı mutlaka kafanızın bir köşesine iliştirin. Yok eğer ki kurban rolünde ve mağdursanız, bütün gücünüzle usanmadan direnmeye çalışmalısınız.

Ölesiye öldüresiye sevmekle, ölesiye öldüresiye nefret etmek birbirinden farklı değildir. Öfkeyle ya da kontrolsüz bir aşkla değil, akılla bağlanın hayata da insana da. Bağnazlık, düşünsel körlüğün alameti, ayrımcılığın mutlak öğesidir. Nietzche’nin ağzından ise; Güçsüzlerin ve kararsızların irade biçimidir”.

Öylesine kaygı verici bir dönemin eşiğindeyiz ki, bu aşamada agresif aktivistler ve aşırı uçlardaki tehlikeli insanların ortaya çıkması kaçınılmaz. Ancak bu tip gelişmelere verilecek yanıt asla benzer tutumlar olmamalıdır. Öfkelenip gözü kara davranmak yerine, çok daha akıllıca çözümlere ve yöntemlere odaklanılması gerekiyor. Bir kırılma noktasındayız evet, esnemeyi reddettiğimiz sürece, kırılacağımız noktada.

E bana Ne Olacak?

İlişkiler açısından Nisan ayı gerçekten zor. Verilen sözlerden cayılabilir ya da geleceğe dair söz vermek için uygun zaman olmayabilir. Yazgının biraraya getirdiği çiftler yine yazgıya boyun eğerek yollarını ayırabilirler.

Özellikle Nisan’ın 2. ve 3. Haftaları boyunca, aşkla mülkiyeti birbirine karıştırmamanızı, sevseniz de sevmeseniz de hiçbir insanı takıntı haline getirmemenizi öneririm.

Mart ve Nisan aylarında işinizde ödüllendirildiğiniz, yükümlülüklerinizin arttığı, belki de yönetici pozisyonunda çalışmaya başlayacağınız evre olabileceği gibi, şimdiye kadar gösterdiğiniz bütün çabalar boşa da gidebilir. Çevrenizdeki pek çok insanın hayatı akıl almaz biçimde değişir, yöneticiler istifa eder, ortaklıklar bozulur, şirket politikaları değişir.  Bu aşamada astrolojiden daha sağlıklı neticeler almak isterseniz, danışmanlık için başvurabilirsiniz.

Hiç mi iyi bir şey yok? Ne zaman rahat yüzü göreceğiz?

29 Nisan’daki boğaya denk gelen Güneş tutulması önemli. Plüton’a üçgeni sarsıcı gelişmeler demek olsa bile, Neptün’ün 60’lığı iyileştirici, yaraları saran bir etkidir.  Su üçgenini gözden kaçırmayın. Ancak bilinçli ve iyi niyetle yapılan fedakarlıklar sözkonusu olduğunda, su üçgeninin iyimser açılımlarını yaşamınıza taşıyabilirsiniz.

Kaosun bulanık sularında yüzdükten sonra, Mars ileri giderek, 13 Haziran civarında t-kareye kafa tutuğunda kıyıya varmış olacağız. İşte o zaman, Mart sonu ve Nisan boyunca yaşanan gelişmelerin sağlamasını yapabileceğiz. Bu gelişmelerin nedenleri ve sonuçları daha belirgin olarak ortaya çıkacaktır. Temmuz ayında Jüpiter’in aslan burcuna ilermesiyle, en azından bir süre boyunca soluklanma şansımız olacaktır.

Son olarak…

Hırsın ve kazanma arzusunun akılları bulandıracağı, bu uğurda pek çok insani unsurun gözden çıkarılabileceği şiddetli bir döneme doğru ilerliyoruz. Toleranstan bu denli yoksun kalacağımız bir ortamda dolaylı ya da dolaysız, ne bağnaz bir taraftar, ne de bir nefret işçisi haline gelmeyin. Gözlemleyin, dinleyin. Bilgi edinerek yenin korkularınızı.

Bir hükümdara fazla, iki hükümdara dar gelir dünya, hem bir sanrı hem bir sancıdır. Zarif bir boyundaki, sahte bir gerdanlıktır. Yine de bütün hırsızlar onu elde etmek isterler. Güç savaşlarına hiç mi hiç ortak olmayın. Otoritelerin savaşını kendi mücadeleniz gibi benimserseniz, yönünüzü tamamen kaybedebilirsiniz. Bırakın savaş çığırtkanları arenalarda baş başa kalsınlar. Unutmayın ki hiçbir savaşın galibi yoktur aslında.

Karanlığı içeriye davet eden bir eşik olmak yerine, daha güzel bir dünyaya açılan büyülü bir kapı olduğunuzu hayal edin. Aksın içimizden ihtiyacımız olan bütün sihirli cevaplar. Kendinizi ve kimliğinizi içinizden akıp geçen güçlerle tanımlamayın, tanrıcılık oynayanlara aldanıp tanrısallığa soyunmayın. Hepimiz sadece kaynağı ileten aracılarız.

Başındaki ve sonundaki yaprakları kopmuş bir kitabın ortasındayız. Yazdığımız her harf kaderimizi tayin ediyor. Ardımızda utançla anılacak değil, geleceğe ilham verecek güzel bir hikaye bırakalım.

Yorumlar